Ana içeriğe geç
Sözlük

adalet ile cümle

adalet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.오직 공법을 물 같이 정의를 하수 같이 흘릴지로다
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Mais que la droiture soit comme un courant d`eau, Et la justice comme un torrent qui jamais ne tarit.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Más bien, corra el derecho como agua, y la justicia como arroyo permanente
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Men dommen skal komme veltende som vann, og rettferdigheten som en alltid strømmende bekk.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Men må rätten flöda fram såsom vatten, och rättfärdigheten lik en bäck som aldrig sinar.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Mutta oikeus virratkoon kuin vesi ja vanhurskaus niinkuin ehtymätön puro.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Nej, Ret skal vælde frem som Vand og Retfærd som svulmende Bæk.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Piuttosto scorra come acqua il diritto e la giustizia come un torrente perenne
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Thà hãy làm cho sự chánh trực chảy xuống như nước , và sự công_bình như sông lớn cuồn_cuộn .
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Thà hãy làm cho sự chánh trực chảy xuống như nước, và sự công bình như sông lớn cuồn cuộn.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Αλλ' η κρισις ας καταρρεη ως υδωρ και η δικαιοσυνη ως αενναος χειμαρρος.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Но нека тече правосъдието като вода, И правдата като поток, който не пресъхва.
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.Пусть, как вода, течет суд, и правда – как сильный поток!
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.ויגל כמים משפט וצדקה כנחל איתן׃
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.وليجر الحق كالمياه والبرّ كنهر دائم
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.惟 願 公 平 如 大 水 滾 滾 、 使 公 義 如 江 河 滔 滔
Bunun yerine adalet su gibi, Doğruluk ırmak gibi sürekli aksın.惟願 公平 如 大水滾滾 、 使 公義 如 江河 滔滔
Burası Adalet Bakanlığı.Dit is het ministerie van Justitie.
Burası Adalet Bakanlığı.Este é o Ministério da Justiça.
Burası Adalet Bakanlığı.Este es el Ministerio de Justicia.
Burası Adalet Bakanlığı.Acesta este Ministerul Justiţiei.
Burası Adalet Bakanlığı.Das ist das Justizministerium.
Burası Adalet Bakanlığı.Đây là Bộ Tư Pháp
Burası Adalet Bakanlığı.Ini adalah departemen kehakiman.
Burası Adalet Bakanlığı.여기는 법무부입니다.
Burası Adalet Bakanlığı.Questo è il Ministero della Giustizia.
Burası Adalet Bakanlığı.To jest Ministerstwo Sprawiedliwości.
Burası Adalet Bakanlığı.Voici le ministère de la justice.
Burası Adalet Bakanlığı.Αυτό είναι το Υπουργείο Δικαιοσύνης.
Burası Adalet Bakanlığı.Това е Министерството на правосъдието.
Burası Adalet Bakanlığı.Это Министерство Юстиции.
Burası Adalet Bakanlığı.זה משרד המשפטים.
Burası Adalet Bakanlığı.هذا مبنى وزارة العدل.
Burası Adalet Bakanlığı.ドアの向こうは
Buraya adalet için geldim.Veio fazer justiça.
Buraya adalet için geldim.Дойдох тук да търся справедливост.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.A fost eficient nu numai pentru că s-a făcut dreptate acolo unde nu era deloc.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Bukan hanya karena tampaknya keadilan sudah ditegakkan, saat ada kekosongan yang sangat besar.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.C'était efficace, non seulement parce que la justice a été vue en action là où il y avait un vide immense.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Foi efectivo não só porque a justiça foi feita onde havia um grande vazio.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Funcionó no solo porque se hizo justicia donde nunca se había hecho.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.정의가 제 할 일을 다했기 때문이기도 하지만, 그들의 헛점을 공격했기 때문입니다.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Nicht nur, weil dort Gerechtigkeit einzog, wo vorher gähnende Leere war.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Niet alleen maar omdat recht geschiedde waar er eerst een enorm vacuüm was.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Nie tylko dlatego, że sprawiedliwości stało się zadość i że wypełniono tym samym prawną lukę.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.Perché non solo si ha avuta la percezione che giustizia era stata fatta laddove c'era un enorme vuoto.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.זה היה אפקטיבי לא רק בגלל שראו שנעשה צדק במקום שבו היה קודם חלל עצום.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.لم تكن فعالة فقط لأن العدالة كان لابد أن تأخذ مجراها في ظل الفساد الهائل.
Bu, sadece büyük bir boşluğun olduğu adaletin tecelli ettiğinin görülmesinden dolayı etkili olmadı.ありません 「真のIRA」などの武装集団は 自分たちが社会的な弱者であるという事実から
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.إعتقدت دائما أن هذا السؤال غير عادل
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Aku selalu merasa itu adalah sebuah pertanyaan yang tidak adil.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Eu sempre achei que fosse uma pergunta injusta.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Ho sempre pensato che fosse una domanda sleale.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Ich hielt diese Frage immer für unfair.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Ik vond dat altijd een oneerlijke vraag.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Jag tyckte alltid att frågan var orättvis.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.J'ai toujours pensé que c'était une question injuste.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Jeg syntes, det var et uretfærdigt spørgsmål.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.저는 항상 이게 부당한 질문이라고 생각했습니다.
Bu sorunun adaletsiz bir soru olduğunu düşündüm hep.Mi-am zis tot timpul că era o întrebare nedreaptă.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod