Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.저 역시 정의를 믿습니다. 단지 실현 불가능하다는 거죠.
Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.Nu geloof ik heilig in rechtvaardigheid, maar het is gewoon onmogelijk.
Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.Soy un firme creyente en la justicia, simplemente creo que es imposible.
Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.עכשיו אני מאמין אדוק בצדק. אני פשוט חושב שזה בלתי אפשרי.
Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.وانا الان مقتنع تماما بمفهوم العادلة .. ولكن اعتقد ان تحقيقها بصورة تامة امرٌ مستحيل
Ben adalete katiyetle inanırım. Sadece imkânsız olduğunu düşünüyorum.私達は 出来ること全てを
Ben adalete katiyetle inanırım.Trdo verjamem v pravičnost.
Ben adalete katiyetle inanırım.Εγώ πιστεύω ακλόνητα στη δικαιοσύνη.
Ben adalete katiyetle inanırım.Аз напълно вярвам в справедливостта.
Ben adalete katiyetle inanırım.Лично я тоже полностью верю в справедливость.
Ben adalete katiyetle inanırım.Я теж за справедивість.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Ce cred de fapt este că în prea multe locuri, contrariul sărăciei este dreptatea.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Credo invece che l'opposto della povertà sia la giustizia.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.En fait, je pense que, dans de trop nombreux endroits, le contraire de la pauvreté, c'est la justice.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.En verdad pienso que en muchas partes lo opuesto a la pobreza es la justicia.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Ich glaube, dass an zu vielen Orten das Gegenteil von Armut Gerechtigkeit ist.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Ik denk dat op teveel plaatsen, het tegenovergestelde van armoede, gerechtigheid is.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Jag tror faktiskt, att på för många platser, är motsatsen till fattigdom rättvisa.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.저는 사실 너무나도 많은 곳에서 빈곤의 반대는 정의라고 생각합니다.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Na verdade, penso que, em demasiados lugares, o contrário de pobreza é a justiça.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Szerintem túl sok helyen a szegénység ellentéte az igazságosság.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Uważam, że w zbyt wielu miejscach przeciwieństwem biedy jest sprawiedliwość.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Vlastně si myslím, že na příliš mnoha místech opakem chudoby je spravedlnost.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Για την ακρίβεια πιστεύω ότι σε πάρα πολλά μέρη, το αντίθετο της φτώχειας είναι η δικαιοσύνη.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Аз всъщност мисля, че на прекалено много места обратното на бедност е справедливост.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.Я думаю, в слишком многих местах противоположность бедности — справедливость.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.אני למעשה חושב, במקומות רבים מדי, ההפך מעוני הוא צדק.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.بل أعتقد ، و في أماكن كثيرة ، بأن عكس كلمة فقر هو العدالة.
Bence pek çok yerde, fakirliğin zıttı adalet.貧困の反対に位置して遠いのは正義 という世界になっています 最後に 私はとても効果的で素晴らしく
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.C'est pour moi une question de justice pour l'histoire, et de responsabilité pour l'avenir.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Dan bagi saya ini adalah keadilan bagi sejarah dan tanggung jawab bagi masa depan.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Đối với tôi, việc đó như một sự công bằng cho lịch sử, một trách nhiệm giải trình cho tương lai.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.És számomra ez az történelmi igazságtétel kérdése, és a jövőért való felelősségé.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Iar pentru mine este vorba de dreptate istoricǎ, şi de reglare a conturilor pentru viitor.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.저에게는 정의가 걸린 문제였고, 미래의 의무감에 대한 문제였습니다.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Og for mig er det et spørgsmål om retfærdighed i historisk perspektiv, og om ansvar med fremtidigt perspektiv.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Pre mňa je to vecou spravodlivosti pre minulosť a vecou zodpovednosti do budúcnosti.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Si tratta, per me, di una questione di giustizia per la storia, e di responsabilità per il futuro.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Voor mij gaat het om gerechtigheid voor de geschiedenis en verantwoordelijkheid voor de toekomst.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Y para mí representa un hecho de justicia histórica y de responsabilidad para el futuro.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Для мене - це справа історичної справедливості та відповідальності за майбутнє.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.Для меня — это дело исторической справедливости и ответственности за будущее.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.За мен това е въпрос на историческо правосъдие и отговорност за бъдещето.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.בעיניי זה עניין של צדק כלפי העבר, ואחריות כלפי העתיד.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.وبالنسبة لي الأمر مسألة عدالة للتاريخ، ومحاسبة للمستقبل.
Benim için tarihin adaleti ile ilgili bir durum ve gelecek için bir sorumluluk.なぜならカンボジアは時として無法地帯となるからです
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Châtie-moi, ô Éternel! mais avec équité, Et non dans ta colère, de peur que tu ne m`anéantisses.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Correggimi, Signore, ma con giusta misura, non secondo la tua ira, per non farmi vacillare»
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Corrígeme, oh Jehovah, pero con tu juicio; no con tu furor, para que no me empequeñezcas
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Corrige-me, ó Senhor, mas com medida justa; não na tua ira, para que não me reduzas a nada.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Fenyíts meg engem, Uram, de mértékkel, nem haragodban, hogy szét ne morzsolj engem!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Kárej mne, Hospodine, však milostivě, ne v hněvě svém, abys nesetřel mne.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Karhaj ma, Hospodine, avšak podľa milostivého súdu, nie vo svojom hneve, aby si neurobil zo mňa primálo.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Karz mię, Panie! ale łaskawie, nie w gniewie swym, byś mię snać wniwecz nie obrócił.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.여호와여 나를 징계하옵시되 너그러이 하시고 진노로 하지 마옵소서 주께서 나로 없어지게 하실까 두려워하나이다
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Kurita minua, Herra, mutta kohtuudella, äläkä vihassasi, ettet minua ylen vähäiseksi tekisi.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Pedepseşte-mă, Doamne, dar cu măsură, şi nu în mînia Ta, ca să nu mă nimiceşti!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Så tukta mig, HERRE likväl med måtta; icke i din vrede, på det att du ej må göra mig till intet.
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tugt os, HERRE, men med Måde, ikke i Vrede, for ikke at gøre os færre!
Beni öfkenle değil, Yalnız adaletinle yola getir, ya RAB, Yoksa beni hiçe indirirsin.Tukt mig, Herre, men med måte, ikke i din vrede, forat du ikke skal gjøre mig liten og arm!