Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.DE BETREKKINGEN VAN DE UNIEMET INTERNATIONALE ORGANISATIES,MET DERDE LANDEN EN MET DE DELEGATIES VAN DE UNIE
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.Den drager omsorg for, at forretningsordenen offentliggøres.
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.Koná na základe iniciatívy predsedu Európskeho súdneho dvora.
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.K ž ýč ý můž ž ý čc)usnesení správní rady Evropské investič
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.Odloča po posvetovanju z Evropskimparlamentom.
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.Si la Comisión no presenta ningunapropuesta, comunicará los motivos al Consejo de Ministros.
Bakanlar Konseyi, Avrupa Adalet Divanı Başkanı’nın inisiyatifi üzerinehareket eder.TRYBUNAŁ SPRAWIEDLIWOŚCI
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Als ze faalden, was dat niet omdat ze dom waren, maar omdat het examen niet fair was geweest.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Când au un eşec, nu este pentru că au fost proşti, ci pentru că examenul s-a întâmplat să fie nedrept.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Cuando fracasan, no es porque sean tontos, sino porque el examen simplemente era injusto.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Da de dumpede, var det ikke fordi de var dumme, men fordi eksamenen bare var unfair.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Jeśli odniosą porażkę, to nie przez tępotę, ale dlatego, że test był niesprawiedliwy.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Keď neuspeli, nebolo to preto, že by boli hlúpi, ale preto, že tá skúška jednoducho nebola fér.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Khi họ thất bại, thì đó không phải vì họ ngu mà vì bài kiểm tra không công bằng.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.만약 성적이 안좋으면, 그것은 그 사람이 멍청해서가 아닙니다. 대신 시험에 문제가 있다고 생각합니다.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.När de misslyckades, berodde det inte på att de var dumma, utan på att provet råkade vara orättvist.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Pokud neuspěli, nebylo to proto, že jsou hloupí, ale protože zkouška nebyla férová.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Quand ils échouent, ce n'est pas parce qu'ils sont bêtes, mais parce que l'examen était injuste.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Quando falliscono, non è perché sono stupidi, ma perché l'esame era ingiusto.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Se fracassavam, não era por serem burros, mas sim porque o exame simplesmente não tinha sido justo.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Wenn sie scheiterten, lag es nicht daran, dass sie dumm sind, sondern dass die Prüfung eben unfair war.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Όταν αποτύγχαναν, δεν ήταν επειδή ήταν βλάκες, αλλά επειδή η εξέταση τύχαινε απλώς να είναι άδικη.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Если они провалили экзамен, то не из-за своей глупости, а просто всё сложилось не в их пользу.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Когато те не успеят, това не е защото са глупави, а защото изпитът е бил нечестен.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.Якщо ж вони провалюються, то це не тому, що вони тупі, а тому, що екзамен було оцінено не справедливо.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.כשהם נכשלו, זה לא היה בגלל שהם טפשים, אלא בגלל שהבחינה לא הייתה הוגנת.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.عندما أخفقوا، لم يكن ذلك لأنهم كانوا أغبياء، بل فقط لأن الاختبار كان غير عادلاً.
Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil, sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.たまたま試験が不公平だったからであり 次回の成績はもっと良くなると考えます
Başbakan El-Abadi sosyal adaleti sağlamak için birtakım yasa çıkardı.Il Primo Ministro Al-Abadi emette una serie di nuovi provvedimenti per migliorare la giustizia sociale.
Başbakan El-Abadi sosyal adaleti sağlamak için birtakım yasa çıkardı.Le Premier Ministre Al-Abadi présente une série de nouvelles mesures pour améliorer la justice sociale.
Bazı adalet biçimlerini elde etmek için iyileştirme açısından yapılması gereken çok şey var.Ci sono molte cose da fare in termini di guarigione per ottenere alcune forme di giustizia.
Bazı adalet biçimlerini elde etmek için iyileştirme açısından yapılması gereken çok şey var.Há muitas coisas a se fazer para a cicatrização da ferida, para se obter alguma justiça.
Bazı adalet biçimlerini elde etmek için iyileştirme açısından yapılması gereken çok şey var.Hay muchas cosas por hacer en términos de sanación, para obtener algo de justicia.
Bazı adalet biçimlerini elde etmek için iyileştirme açısından yapılması gereken çok şey var.Il y a beaucoup de choses à faire en termes de guérison, pour obtenir une certaine forme de justice.
Bazı adalet biçimlerini elde etmek için iyileştirme açısından yapılması gereken çok şey var.Możemy zrobić wiele aby uleczyć tą ranę, aby wymierzyć sprawiedliwość.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Alguns temas são recorrentes: justiça, lealdade, violência, morte, questões políticas e sociais, liberdade.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Anumite teme se repeta: dreptate, devotament, violență, moarte, probleme politice și sociale, libertate.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Certi temi si ripetono: giustizia, lealtà, violenza, morte, problemi politici e sociali, libertà.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Ciertas temáticas se repiten: justicia, lealtad, violencia, muerte, asuntos políticos y sociales, libertad.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.또 어떤 주제들은 항상 떠오릅니다. 정의, 충성심, 폭력, 죽음, 정치적, 사회적인 이슈들, 자유.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Některá témata se opakují: spravedlnost, věrnost, násilí, smrt, politické a sociální problémy, svoboda.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Vissa teman återkommer ofta: rättvisa, lojalitet, våld, död, politiska och social problem, frihet.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.Вечными темами остаются правосудие, законность, насилие, смерть, политические и социальные темы, свобода.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.נושאים מסוימים חוזרים ועולים: צדק, נאמנות, אלימות, מוות, סוגיות פוליטיות וחברתיות, חופש.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.بعض المحاور تستمر في الظهور العدالة، الوفاء، العنف، الموت، المواضيع السياسية والاجتماعية الحرية.
Belli konular sürekli aklıma gelir: adalet, sadakat, şiddet, ölüm, politik ve sosyal meseleler, özgürlük.正義 忠実 暴力 死 政治問題 社会問題 自由
Ben adalete katiyetle inanırım.Aku percaya sekali bahwa keadilan itu penting.
Ben adalete katiyetle inanırım.Bây giờ tôi là một người luôn tin tưởng vào công bằng.
Ben adalete katiyetle inanırım.Cred cu tărie în justiţie.
Ben adalete katiyetle inanırım.Én szilárdan hiszek az igazságban.
Ben adalete katiyetle inanırım.Eu acredito muito na justiça.
Ben adalete katiyetle inanırım.Itse uskon vankasti oikeudenmukaisuuteen.
Ben adalete katiyetle inanırım.Ja oczywiście wierzę w sprawiedliwość.
Ben adalete katiyetle inanırım.Ja pevne verím v spravodlivosť.
Ben adalete katiyetle inanırım.Já ve spravedlnost pevně věřím.
Ben adalete katiyetle inanırım.Je crois fermement en la justice.
Ben adalete katiyetle inanırım.Jeg går meget ind for retfærdighed.
Ben adalete katiyetle inanırım.Nun, ich glaube stark an Gerechtigkeit.
Ben adalete katiyetle inanırım.Ora, io credo fermamente nella giustizia.
Ben adalete katiyetle inanırım.Politiker pratar om rättvisa.