Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Gør derfor dette, som vi sige dig: Vi have her fire Mænd, som have et Løfte på sig.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.우리의 말하는 이대로 하라 서원한 네 사람이 우리에게 있으니
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Nên , hãy làm theo như chúng_tôi sẽ nói cho anh : Chúng_tôi đây có bốn người đều mắc lời thề ;
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Nên, hãy làm theo như chúng tôi sẽ nói cho anh: Chúng tôi đây có bốn người đều mắc lời thề;
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Por tanto, haz esto que te decimos. Entre nosotros hay cuatro hombres que han hecho votos
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Sebaiknya turutlah nasihat kami. Ada empat orang di sini yang sudah membuat janji kepada Tuhan
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.So tue nun dies, was wir dir sagen.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Tee siis tämä, minkä me nyt sinulle sanomme. Meillä on täällä neljä miestä, joilla on lupaus täytettävänä.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.To torej stóri, kar ti povemo: So pri nas štirje možje, ki imajo obljubo na sebi;
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Učiniž tedy toto, cožť povíme: Mámeť tu čtyři muže, kteříž mají slib na sobě.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Urob tedy to, čo ti hovoríme: Máme štyroch mužov, ktorí majú na sebe sľub;
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Wij hebben een voorstel. Er zijn in ons midden vier mannen die een plechtige belofte hadden afgelegd.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Зроби ж оце, що тобі скажемо: Є в нас чотири чоловіки таких, що мають на собі обітницю.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.Сделай же, что мы скажем тебе: естьу нас четыре человека, имеющие на себе обет.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.לכן עשה זאת אפוא אשר נאמר אליך׃
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.فافعل هذا الذي نقول لك. عندنا اربعة رجال عليهم نذر.
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.你 就 照 著 我 們 的 話 行 罷 、 我 們 這 裡 有 四 個 人 、 都 有 願 在 身
Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.你 就 照著 我 們 的 話行罷 、 我們這裡 有 四 個人 、 都 有 願在身
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.A mužovia sa báli Hospodina veľkou bázňou a obetovali Hospodinovi bitnú obeť a sľubovali sľuby.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Bali się tedy mężowie strachem wielkim Pana, i ofiarowali ofiarę Panu, i śluby czynili.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Ja miehet pelkäsivät suuresti Herraa, uhrasivat Herralle teurasuhrin ja tekivät lupauksia.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.그 사람들이 여호와를 크게 두려워하여 여호와께 제물을 드리고 서원을 하였더라
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Och männen betogos av stor fruktan för HERREN, och de offrade slaktoffer åt HERREN och gjorde löften.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Og Mændene grebes af stor Rædsel for HERREN, bragte ham et Slagtoffer og aflagde Løfter.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Og mennene blev grepet av stor frykt for Herren, og de ofret takkoffer til Herren og gjorde løfter.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Pe oamenii aceia i -a apucat o mare frică de Domnul, şi au adus Domnului o jertfă, şi I-au făcut juruinţe.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Pročež báli se muži ti bázní velikou Hospodina, a obětovali obět Hospodinu, a sliby činili.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Quegli uomini ebbero un grande timore del Signore, offrirono sacrifici al Signore e fecero voti
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Temeram, pois, os homens ao Senhor com grande temor; e ofereceram sacrifícios ao Senhor, e fizeram votos.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Und die Leute fürchteten den HERR sehr und taten dem HERRN Opfer und Gelübde.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Vì vậy mà những người ấy rất kính sợ Ðức Giê-hô-va. Họ dâng của lễ cho Ðức Giê-hô-va, và hứa nguyện cùng Ngài.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Y aquellos hombres temieron grandemente a Jehovah; le ofrecieron un sacrificio e hicieron votos
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Τοτε οι ανθρωποι εφοβηθησαν τον Κυριον φοβον μεγαν και προσεφεραν θυσιαν εις τον Κυριον και εκαμον ευχας.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.И устрашились эти люди Господа великим страхом, и принесли Господу жертву, и дали обеты.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.Тогава човеците се убояха твърде много от Господа; и принесоха жертва Господу, и направиха обреци.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.וייראו האנשים יראה גדולה את יהוה ויזבחו זבח ליהוה וידרו נדרים׃
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.فخاف الرجال من الرب خوفا عظيما وذبحوا ذبيحة للرب ونذروا نذورا.
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.那 些 人 便 大 大 敬 畏 耶 和 華 、 向 耶 和 華 獻 祭 、 並 且 許 願
Bu olaydan ötürü denizciler RABden öyle korktular ki, Ona kurbanlar sundular, adaklar adadılar.那些 人 便 大大 敬畏 耶和華 、 向 耶和華 獻祭 、 並且 許願
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Albowiem ja już bywam ofiarowany, a czas rozwiązania mego nadchodzi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Căci eu sînt gata să fiu turnat ca o jertfă de băutură şi clipa plecării mele este aproape.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Car pour moi, je sers déjà de libation, et le moment de mon départ approche.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Denn ich werde schon geopfert, und die Zeit meines Abscheidens ist vorhanden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.For jeg ofres allerede, og tiden for min bortgang er forhånden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ik zeg dit omdat mijn tijd bijna voorbij is. Ik zal voor God geofferd worden en binnenkort sterven.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Kajti jaz bom skoraj žrtvovan, in ločitve moje čas je blizu.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.관제와 같이 벌써 내가 부음이 되고 나의 떠날 기약이 가까왔도다
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Lebo ja som už po kuse obetovaný liatou obeťou a čas môjho odchodu sa už dostanovil.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Mert én immár megáldoztatom, és az én elköltözésem ideje beállott.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Neb já se již k tomu blížím, abych obětován byl, a čas rozdělení mého nastává.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Porque yo ya estoy a punto de ser ofrecido en sacrificio, y el tiempo de mi partida ha llegado
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a me, il mio sangue sta per essere sparso in libagione ed è giunto il momento di sciogliere le vele
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Quanto a mim, já estou sendo derramado como libação, e o tempo da minha partida está próximo.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Sillä minut jo uhrataan, ja minun lähtöni aika on jo tullut.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Thi jeg ofres allerede, og Tiden til mit Opbrud er for Hånden.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ty själv är jag nu på väg att offras, och tiden är inne, då jag skall bryta upp.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta , ta đang bị đổ ra làm lễ quán , kỳ qua_đời của ta gần rồi .
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Về phần ta, ta đang bị đổ ra làm lễ quán, kỳ qua đời của ta gần rồi.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Διοτι εγω γινομαι ηδη σπονδη και ο καιρος της αναχωρησεως μου εφθασε.
Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.Ибо я уже становлюсь жертвою, и время моего отшествия настало.