acele ile cümle
acele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben acele ile eve gittim.Me fui a casa apresuradamente.
Acele etmene gerek yok.No necesitas apresurarte.
Acele edersek, onu yaparız.Si nos damos prisa, lo lograremos.
Otobüse binmek için acele etti.Se dio prisa para coger el autobús.
Evet, acelem var.Sí, estoy apurada.
Bu acele niye?¿Cuál es el apuro?
Acelem vardı.Tenía prisa.
Acele etmeliyiz.Tenemos que darnos prisa.
Acelen mi var?¿Estás en apuros?
Acele et kız!¡Apúrate niña!
Acele et, geç oldu.Date prisa, que se ha hecho tarde.
Tom acele edecek.Tom se dará prisa.
Tom'un acele etmesi gerekiyordu.Tom tenía que darse prisa.
Bu kadar acele etmene gerek yoktu.No hacía falta que te dieras tanta prisa.
Şimdi acelem var.Estoy apurado ahora.
Acele yoktu.No había prisa.
Acele etmene gerek yoktu. Çok erken geldin.No necesitabas apurarte. Has llegado muy temprano.
Ona acele etmesini söyle.Dile que se dé prisa.
Acelem yoktu.No tenía prisa.
Acele edin, kapı kapanıyor.Daos prisa, que se cierra la puerta.
Aceleniz ne?¿A qué viene tanta prisa?
Onlar için (azab hususunda) acele etme.No os extralimitéis en vuestra religión.
İsrailoğulları acele ederek bu yarılmış denizi geçerler.Luego esparció el polvo sobre el agua, y se la hizo beber a los israelitas.
Aceleyle geri döndü.Volvió apresuradamente.
Salih Eyyub gayet acele olarak Mısır'a geçti.Moisés Mamani: Justamente con ellos quería aprovechar.
Bu sefer, Bizanslılar aceleyle barış sağlamışlar ve Kiev Rusları ile bir antlaşma imzalamışlardır.Esta vez, los bizantinos se apresuraron a comprar la paz y llegaron a la conclusión de un tratado con Kiev.
Don Luigino Comtese'yi ayıltmak için acele yardım ister.La condesa se desmaya y Don Luigino pide ayuda.
Burada o, Knyaz Andreyle karşılaşmaktadır ve aceleciliği yüzünden ona karşı saygısızca davranır.Ella termina cenando con él, durante la cual, él coquetea desvergonzadamente con ella.
Yavaşça acele et!¡Dense prisa!
Adama yardım etmek için acele eder ve yaralı adamı dairesine taşımayı başarır.Lo inyectan para calmarlo y es llevado al apartamento por la pareja.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.No tardó en cruzar el charco.
İngiltere'den o kadar acele ayrılmışlardı ki yanlarında hiçbir para pul bulunmamakta idi.Empezaron a ir de gira tan frecuentemente que no tuvieron tiempo suficiente para conocerse unos a otros.
Acele olarak Ruslardan yardım istediler.Ofreció pronto ayuda a la URSS.
Acele et, ve treni yakalayabileceksin.Sbrigati e riuscirai a prendere il treno.
Tom'un bu sabah acelesi vardı.Tom aveva fretta stamattina.
Eve gitmek için acele ediyorlardı.Si affrettarono per tornare a casa.
Yeterli vaktim yok, acele et!Non ho abbastanza tempo, sbrigati!
Keşke Tom acele etse.Vorrei che Tom si sbrigasse.
Evet, acelem var.Sì, ho fretta.
Tom'un acelesi var gibi görünüyordu.Tom sembrava aver fretta.
Büyük bir acelen var gibi görünüyorsun.Sembri avere una gran fretta.
Yavaşça acele et!Sii veloce.
Bu sefer, Bizanslılar aceleyle barış sağlamışlar ve Kiev Rusları ile bir antlaşma imzalamışlardır.Questa volta i bizantini comprarono la pace, e firmarono un trattato con i Rus' di Kiev.
Onlar için (azab hususunda) acele etme.Non discute qui di una resurrezione universale.
Zengi ayrıca Musul'da sorun olduğunu duydu ve kontrolü ele almak için aceleyle geri döndü.Zangi inoltre fu informato di problemi sorti a Mosul e si affrettò a tornare per prenderne il controllo.
Bizim bu konuda acelemiz yok." demiştir. ^ SayfasıNon ho alcuna fretta".
Acele etmeyi sevmiyor.Non ama molto muoversi.
O yüzden de çok aceleci davranılır.Anche se si va di fretta.
Haydi acele edip onlara güzel bir sürpriz yapalım!"Falli uscire, in modo che noi possiamo abusare di loro!".
Yürüyerek gidiyorum, hiç acelem yok ayrılığa.Può tornare a casa a piedi, senza fretta, poiché non lo aspetta nessuno.
Aceleyle geri döndü.Poi improvvisamente riparte.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.I medici hanno detto che non sembrava che il suo cervello potesse nemmeno registrare il dolore".
Bütün misafirler korkularından büyük bir acelelikle ziyafetten ayrılırlar ve ziyafet birden son bulur.Gli ospiti sono seduti a tavola e tutti si godono la festa, ad un certo punto il vino finisce.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.Si credeva fosse in una rapida via per lo sviluppo.
Biraz acele!Поспеши немножко!
Acele ediyorum.Я спешу.
Acele ederken buradan karşıya geçmemeye çalışıyorum.Я стараюсь не переходить улицу здесь, когда тороплюсь.
Acele et; yoksa geç kalacaksın.Поторапливайся, а то опоздаешь.
Ah, gerek yok acele etmeye. Acelem yok.О, не нужно спешить. Я не тороплюсь.
Böyle işlerde aceleye gerek olmaz.В таких делах спешка не нужна.