İşte stüdyomuzdaki ruh hali hep böyle, acayip gergin.[Diana] This is what it feels like in my studio all the time. Super tense.
Biliyorum ki şu an bu program hakkında Dr. Who gibi acayip coşkulu şekilde konuşuyorum.I know I've been gushing in a very Dr Who geeky manner right now about this show.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.And so, that's an amazing thing to consider.
Bu buluşma, hayatımın en acayip olaylarından biri oldu.And it was one of the weirdest incidents in my life.
Neden seks acayip iyidir?Why is sex so damn good?
Peki, o zaman genetik ile ilgili bu acayip popülerlik neden?So why all the big deal about genetics?
- Acayip petrolmuş, bebek.- We struck oil, baby!
lider grup içindedir. İşte acayip şey, orada olur.Now, this is when something really bizarre happens.
HaNi, acayip şaşıracaksın!Oh Ha Ni, you'll be surprised for sure.
Bir eyalet başkanıyla görüşmeniz çok acayip oluyor, soruyorsunuz:It's amazing when you meet a head of state, and you say,
Bu küçük boyutlarına rağmen acayip özellikleri var.And despite their extremely small sizes, they have these incredible properties.
Bu da, ateistlerin garip, acayip bir azınlık olduğu düşüncesinden kaynaklanmaktadır.And that all stems from the perception of atheists as some kind of weird, way-out minority.
İç çarpımın çok acayip bir şey olmadığını görüyoruz. - -So copy, and let me paste it down here.
Henüz sadece iki yaşında, ve acayip eğleniyor.She's only two years old, and she's having a blast.
"Çok acayip," dedim kendi kendime.And I thought, "That's very peculiar."
Pek acayip işler.So whimsy matters.
Neden krank ve acayip şeylerle gelsinler ki?Why would they appear only to cranks and weirdos?
Bu makina gerçekten tuhaf, ve bunun sonuçlarından biri ise insanların acayip olmaları.This machine is really strange, and one of the consequences is that people are weird.
İnsan davranışındaki acayiplikleri göstermeye çalıştım size.I've been trying to show you the oddities of human behavior.
Ama bu acayip tatli!Oh, but mine is super sweet!
Geçmişte bu acayip bir başarıydı.And that was very cool stuff back then.
Ama ben acayip bir hata yapmamak için diğer yolla yapmayı tercih ediyorum.Although I like to do it the other way to make sure we don't do anything weird.
Max Weber acayip bir sekilde Protestan oldugunu dusunuyordu.Max Weber thought that was peculiarly Protestant.
Acayip büyük görünür.It seems impossibly big.
Çünkü hesaplamaları yapmak acayip zordur da ondan.Well, it's damn hard doing the calculations, that's the problem.
Bu acayip dünyaya ulaşabilmek için çok özel bir teknolojiye sahip olmamız gerekiyor.We have to have a very special technology to get into that unfamiliar world.
Bu eleman, bir şekilde acayip ciddi görünüyor.This guy, that looks incredibly formal, in a way.
PIPA ve SOPA acayip ya da anormal şeyler değil. bir hadise de değiller.PlPA and SOPA are not oddities, they're not anomalies, they're not events.
Ama bunun hakkında konuşmaktansa, size daha acayip bir durum göstereceğim.But instead of going on about that, I'll just give you one more crazy concept.
Bu şey başımı acayip döndürüyor.Ohh, it's totally making my head spin.
Ne acayipmiş, neyse , bana 3 kase getir !Very well then, bring me three bowls.
Bu acayip çalıştırıcıları eklemler için geliştirdik.We developed these novel actuators for joints.
-(adam) Çok acayip.-(man) This is so weird.
-Bu şimdiye kadar gördüğüm en acayip şeydi.-That is the weirdest thing I've ever seen.
Bir insanın acayipliği o kadar da sıradışı değil.One person's not that unusual.
Hem 汚k詰 o taraf de?l! Hi?b?le bir ?y i?emi?im. Acayip olacak.I did, but not to see auntie!
Birbirinizi henüz tanımadığınız için bugün biraz acayip.Ha Ni... I'm sorry for being a bother to you this far.
Ah hayır, artık acayip bi hale geldiniz.Oh no, now you are grotesque.
Tarkan'ın "A acayipsin" adlı bir önceki albümü Türkiye ve yurtdışında iki milyon satmıştı.Tarkan's previous album, "Aacayipsin", sold two million copies in Turkey and abroad.
Ailem Bir Acayip'in 16 yıllık yayın hayatı boyunca dizinin yapımcılığını yapmıştır.Hartman was an executive producer on The Fairly OddParents for the entirety of its 16-year run.
Hepburn'ü "Orada bu acayip yaratık vardı, duyduğum herkesten farklıydı." diye tanımladı.Irene erinnert sich: „Er war so anders als alle anderen Männer, die ich kannte.
Kendisini acayip bir üniformayla bir trenin içinde bulur.Bei seinen Auftritten trägt er ein bizarres Outfit.
Bundan acayip zevk aldım."Mir machte das enormen Spaß."
Bu garip acayip eserlerin tümü mermer taşından yapılmıştır.Alle wesentlichen Werkstücke sind aus weißem Marmor hergestellt.
Bazı acayip alışkanlıkları vardır.Elle a des habitudes plutôt bizarres.
Tüyler ürpertici acayip sesler duyulmaktadır.Soudain, le couple entend un bruit étrange.
Başım acayip ağrıyor.Me duele muchísimo la cabeza.
Erişim tarihi: 6 Nisan 2018. ^ "Barış Manço bana acayip sinirlendi".Consultado el 6 de abril de 2018. «Barış Manço bana acayip sinirlendi».
Bazı acayip alışkanlıkları vardır.Tienen costumbres muy peculiares.
Tüyler ürpertici acayip sesler duyulmaktadır.De repente, la pareja oye un ruido extraño...
Bu garip acayip eserlerin tümü mermer taşından yapılmıştır.Todas estas esculturas están hechas de cemento blanco.
Tüyler ürpertici acayip sesler duyulmaktadır.Il sound mi suona davvero troppo strano.
Sahnede bulunan herkes olayların böyle acayip gelişmesini eğlenceli bulmaktadırler.Per fortuna, tutti credono la vicenda uno show molto realistico.
Metroda şimdi acayip kalabalık vardır.В метро в это время слишком многолюдно.
Karnım acayip aç.Я страшно голодный.
Doğru söylüyorsun, ben acayip tembel bir insan oldum.Да, ты прав: я очень ленивый человек.
Tom acayip.Том странный.
Acayip kıskançtır.Он страшно ревнивый.
Acayip endişeleniyorum.Я много волнуюсь.
London çalışkan değildir fakat acayip bir beyni vardır.Лондос был невысокого роста, но крепкого телосложения.