Ana içeriğe geç
Sözlük

acayip ile cümle

acayip kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.C'est extraordinaire, penser que ça se passe vraiment sur la terre.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Elképesztő azt feltételezni, hogy ez tényleg a Földön van.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Es asombroso pensar que esto es en realidad la Tierra.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Es ist erstaunlich anzunehmen, dass dies in der Tat auf der Erde ist.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.E' straordinario, pensare che succeda, di fatto, sulla terra.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.E uluitor să crezi că asta e de fapt pe pământ.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Het is verbazingwekkend dat dit echt op aarde is.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.지구라는 게 믿기 어려울 겁니다
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Niesamowite, że coś takiego znajduje się na Ziemi.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip. Sanki yabancı bir ortamdaki uzaylılar gibi.Ei usko sen olevan maapallolta vaan muukalaisia toiselta planeetalta.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip. Sanki yabancı bir ortamdaki uzaylılar gibi.S úžasem si uvědomíme, že je to zde na Zemi; působí to jako vetřelci v mimozemském prostředí.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Thật kinh ngạc khi biết nó thực sự tồn tại trên trái đất
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Даже не верится, что это тоже часть планеты Земля.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.Изумително е, като си помислиш, че това всъщност е на земята.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.וזה מדהים לחשוב שזה למעשה כדור הארץ.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.من المدهش أن نفكر بأنها فعلاً على كوكب الأرض.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip.まるでエイリアンがいる異星のようですから
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Ca rezultat, avem această situaţie ciudată în care elitele au scăpat de supravegherea alegătorilor.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Daardoor krijg je een merkwaardige situatie waarbij de elites niet meer door de kiezers worden gecontroleerd.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Então, como resultado, temos uma situação estranha em que as elites sairam fora do controlo dos votantes.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Il risultato è questa situazione molto strana in cui le élite sono al di fuori del controllo degli elettori.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Kết quả của điều đó là bạn ở trong 1 tình huống kì lạ tầng lớp ưu tú thoát khỏi kiểm soát bởi người bầu cử.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.이는 결과적으로 엘리트들은 유권자들을 어쩌지 못하는 아주 이상한 상황을 만들었습니다.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.Résultat, on a cette étrange situation, dans laquelle les élites ont échappé au contrôle des électeurs.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.W rezultacie mamy bardzo dziwną sytuację, w której elity są poza kontrolą wyborców.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.В резултат на това, имаме тази много странна ситуация, в която елитът излиза от контрола на гласоподавателите.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.В результате этого складывается очень странная ситуация, когда элита в принципе неподконтрольна голосующим.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.У результаті маємо дуже дивну ситуацію, коли еліти вийшли з-під контролю виборців.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.אז כתוצאה מכך, נוצר מצב מאוד מוזר שבו האליטות יצאו משליטת הבוחרים.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.ونتيجة لذلك لدينا هذا الوضع الغريب الذى خرجت فيه النخبة عن سيطرة الناخبين.
Bunun sonucu olarak, şu acayip durum var ki, seçkinler seçmenlerin kontrolünden çıktı.エリート達が有権者から 自由になっているのです ですから有権者が 投票意欲を失ったとしても
Bu şey başımı acayip döndürüyor.Ó, a fejem csak úgy szédül ettől.
Bu şey başımı acayip döndürüyor.Oh, ça me fait complètement tourner la tête.
Bu şey başımı acayip döndürüyor.Θεέ μου, αυτό με κάνει να γυρνάω σβούρες!
Bu şey başımı acayip döndürüyor.يااه انه يشعرني بالدوار
Bu şeyle ilgili neden eğitim almadık? Vay! Acayipmiş.Hiermee hebben we niet getraind.
Bu sonuç biraz acayip çünkü hem ondalık sayı hem de kesirli sayı var, ama yasadışı değil.Det er lidt mærkeligt at have et udtryk med både brøker og decimaltal, men det må man faktisk gerne have.
Bu sonuç biraz acayip çünkü hem ondalık sayı hem de kesirli sayı var, ama yasadışı değil.Je trochu neobvyklé mít výraz se zlomkem a desetinným číslem, ale není to nelegální.
Bu sonuç biraz acayip çünkü hem ondalık sayı hem de kesirli sayı var, ama yasadışı değil.분수안에 소수로 표현되는 것은 약간 이상하죠, 그래도 틀린 것은 아니에요.
Bu sonuç biraz acayip çünkü hem ondalık sayı hem de kesirli sayı var, ama yasadışı değil.Това е малко странно да имаме израз едновременно с дроб и десетично число, но това не е незаконно.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.이 나라의 거주자, 아니 의심대로 알고, 선생님, 특히 아르 저명한 분이 함께 악수에 중독.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelé této země, jak jistě víte, pane, jsou zvlášť závislý na podávání rukou s významnými osobnostmi.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Obyvatelia tejto krajiny, ako iste viete, pane, sú zvlášť závislý na podávaní rúk s významnými osobnosťami.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.Prebivalci te dežele, saj ni dvoma veste, gospod, se posebej nujen zasvojen z rokovanjem z uglednih osebnosti.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.سكان هذا البلد ، كما لا شك تعلمون ، سيدي الرئيس ، هي بشكل غريب مدمن على مصافحة شخصيات بارزة.
Bu ülkenin sakinleri, hiç kuşkusuz farkında mısınız, efendim, acayip. önemli kişiyi tokalaşırken bağımlısı.著名な人物と握手をして中毒。 それは氏ビッカーステスまたはあなた自身がなる人物を知っているかもしれないと思われました
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Dit is iets geweldigs om te overwegen.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Đó là một điều đáng để suy nghĩ.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Donc c'est incroyable quand on y réfléchit.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Eso también es algo asombroso a considerar.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.고려해 봐야 할 놀라운 점이 바로 그것입니다
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Mamy fascynujący temat do rozważenia.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Quindi questa é una cosa fantastica se ci si pensa.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Si asa, este un lucru uimitor de luat in considerare.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.So eine fantastische Sache sollte man also im Hinterkopf behalten.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Takže to je skvělá věc k uvážení.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.И об этом просто удивительно поразмышлять.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.Това е нещо забавно, върху което да помислим.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.וכך, זה דבר מדהים לקחת בחשבון.
Bu yüzden, düşününce acayip geliyor.وهو أمر مذهل لوضعه في الاعتبار.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod