Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.من خالف ناموس موسى فعلى شاهدين او ثلاثة شهود يموت بدون رأفة
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.人 干 犯 摩 西 的 律 法 、 憑 兩 三 個 見 證 人 、 尚 且 不 得 憐 恤 而 死
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.人 干 犯 摩西 的 律法 、 憑兩三個見證 人 、 尚且 不得憐 恤而死
Ölüm, beraberinde kayıp ve yas getiren, tamamen acımasızca ve olumsuz bir olay gibi görünüyor.La muerte parece ser un evento completamente cruel o negativo que trae pérdidas y respiro.
Ölüm, beraberinde kayıp ve yas getiren, tamamen acımasızca ve olumsuz bir olay gibi görünüyor.Смъртта изглежда наистина жестоко и негативно събитие, носещо загуба и печал.
Ölüm, beraberinde kayıp ve yas getiren, tamamen acımasızca ve olumsuz bir olay gibi görünüyor.喪失と別れをもたらすものと しかし、誕生の瞬間から生と死は深くつながっている
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.A tak potłukł je okrutnie od biódr aż do goleni, a odszedłszy mieszkał na wierzchu opoki Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.A zbil ich, lýtko i s bedrom, veľkou porážkou. A potom odišiel dolu a býval v rozpukline skaly Étam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.És megverte õket keményen válluktól tomporukig, és lement és lakott Ethamban, a sziklabarlangban.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Hij richtte een ware slachting onder hen aan en verborg zich daarna in de rotsspleet van Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.I -a bătut aspru, pe spate şi pe pîntece; apoi s'a pogorît şi a locuit în crăpătura stîncii Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Il les battit rudement, dos et ventre; puis il descendit, et se retira dans la caverne du rocher d`Étam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.In jim razbije pleča in ledja s hudimi udarci. Potem gre dol in prebiva v skalni razpoki v Etamu.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.I zbil je na hnátích i na bedrách porážkou velikou, a odšed, usadil se na vrchu skály Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.블레셋 사람을 크게 도륙하고 내려가서 에담 바위 틈에 거하니라
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Li battè l'uno sull'altro, facendone una grande strage. Poi scese e si ritirò nella caverna della rupe di Etam
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Người đánh chúng nó bị thua bệ cả thể. Ðoạn, người đi xuống và ở tại hang đá Ê-tam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Người đánh chúng_nó bị thua bệ cả_thể . Ðoạn , người đi xuống và ở tại hang đá Ê - tam .
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.und schlug sie hart, an Schultern und an Lenden. Und zog hinab und wohnte in der Steinkluft zu Etam.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.Και επαταξεν αυτους κνημην και μηρον εν σφαγη μεγαλη και κατεβη και εκαθισεν εις το χασμα της πετρας Ηταμ.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.И перебил он им голени и бедра, и пошел и засел в ущелье скалы Етама.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.И порази ги с голямо клане на длъж и на шир;* тогава слезе та седна в разцепа на скалата Итам.
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.ויך אותם שוק על ירך מכה גדולה וירד וישב בסעיף סלע עיטם׃
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.وضربهم ساقا على فخذ ضربا عظيما. ثم نزل واقام في شق صخر عيطم
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.參 孫 就 大 大 擊 殺 他 們 、 連 腿 帶 腰 都 砍 斷 了 . 他 便 下 去 住 在 以 坦 磐 的 穴 內
Onlara acımasızca saldırarak çoğunu öldürdü, sonra Etam Kayalığına çekilip bir mağaraya sığındı.參孫 就 大大 擊殺 他 們 、 連腿帶腰 都 砍斷 了 . 他 便 下去 住在 以 坦磐 的 穴內
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Ils n'ont aucune pitié, ils sont honnêtes, mais ils sont pleins d'énergie et ils sont drôles.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Kegyetlenek, őszinték, de tele vannak energiával és jókedvvel.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.아이들은 인정사정없고 정직하죠. 하지만 그들은 에너지와 재미로 가득 차 있습니다.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Mereka kejam, jujur, tapi penuh dengan energi dan kegembiraan.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Są bezwzględne, szczere, ale też pełne energii i zabawne.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Sie sind schonungslos, sie sind ehrlich, aber sie sind voller Energie und Spaß.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Son despiadados, son honestos, pero están llenos de energía y diversión.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Sono spietati, sono onesti, e sono pieni d'energia e gioia.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Sunt nemiloşi, sunt oneşti, dar sunt plini de energie şi veselie.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Ze zijn genadeloos, ze zijn eerlijk, maar ze zitten vol energie en plezier.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Είναι ανελέητα, είναι τίμια, αλλά είναι γεμάτα ενέργεια και ευθυμία.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Они бескомпромиссны, честны, но полны энергии и веселья.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.Те са безмилостни, честни са, но са пълни с енергия и забавление.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.הם חסרי רחמים, הם כנים, אבל הם מלאים באנרגיה וכיף.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.هم صريحون، هم صادقون، ولكنهم مليئون بالطاقة والمرح.
Onlar çok acımasızca dürüstler, ama enerji dolu ve eğlenceliler de.最高なんです ロビンフッド財団が再生支援する図書館を デザインしたこともあります
O rüya görüntülerinde, aklıma acımasızca giren... ezici bir şey vardı.Era ceva apãsãtor în aceste imagini din vis, care îmi sfredelea necontenit mintea.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlarA l'instant où nous parlons, ils avancent inexorablement vers
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Agora mesmo eles avançam para as vilas mais ao norte dos Dúnedain.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Ahora mismo están avanzando implacablemente hacia las aldeas al norte de los Dúnedain.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Aj práve teraz sa vytrvale približujú k najsevernejším dedinám Dúnadanov.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.De bevæger sig allerede skånselsløst frem mod de mest nordlige Dunedain beboelser.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.I právě nyní se vytrvale přibližují k nejseverenějším vesnicím Dúnadanů
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Könyörtelenül haladnak a legészakabban fekvő dúnadán faluk felé.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Nawet teraz bezustannie prą naprzód, ku wysuniętym na północ osadom Dúnedainów.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Sie bewegen sich unaufhaltsam in Richtung der nördlichsten Ansiedlungen der Dúnedain.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Zelfs nu trekken zij meedogenloos op tegen de meest noordelijke dorpen van de Dúnedain.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Ακόμη και τώρα κινούνται ασταμάτητα προς τα βορειότερα χωριά των Ντούνενταϊν.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar Dunedain'in kuzey köyleri.Уже сейчас они неумолимо приближаются к крайним северным деревням дунаданов.
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlarMentre stiamo parlando, si avvicinano sempre più
Şimdi ise acımasızca ilerliyorlar軍を進めています
Şöyle düşünüyorum: "şimdi bağlandı, çözüldü, kadın acımasızca bana ulaştı, şimdi çözüldü, bağlandı."Aangebonden, vastgesnoerd... ...wrede meesteres komt nader... ...vastgebonden staat iets op.
Şöyle düşünüyorum: "şimdi bağlandı, çözüldü, kadın acımasızca bana ulaştı, şimdi çözüldü, bağlandı."Creo que el "ahora atada arriba y abajo, amante cruel se me acerca, atada, arriba"
Şöyle düşünüyorum: "şimdi bağlandı, çözüldü, kadın acımasızca bana ulaştı, şimdi çözüldü, bağlandı."Eu acho espantosa aquela forma "Agora amarrado, desamarrado, "a Amante Cruel aproxima-se de mim