acımasız ile cümle

acımasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Başlarda sert ve acımasızdır, ama zamanla Buffy'nin yöntemlerine saygı duymaya başlar.Jest początkowo dość nieśmiała, ale przy Buffy nabiera śmiałości i wiary we własne możliwości.
Ayrıca insanlık tarihinin en acımasız kadınları arasında yer alır.Ukazują ponadto najciemniejsze strony ludzkiej natury.
Çok zalim ve acımasızdır.Postać bardzo zła i okrutna.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Na szczęście dla naszych bohaterów jego okrucieństwo idzie w parze z jego głupotą.
Acımasız bir katildir.Jest łagodnym przestępcą.
Dünya'dan çok uzaktaki bu acımasız, kanlı, sonu gelmez savaş onlarca yıldır devam ediyor.Wyczerpujące i krwawe walki prowadzone na ziemi i z powietrza trwały do następnego rana.
Fareleri hiç sevmez, onları acımasızca avlar.Mimo że koty te nie są zbyt skoczne, uwielbiają polować.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Lehár miał żal do librecistów, oni do niego.
Acımasız bir katildir.Han är fortfarande en brutal mördare ...
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
Protestanlar acımasızca katledildiler.De har uppenbarligen blivit brutalt mördade.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Він стає все більш збентеженим, ревнивим і жорстоким до стосунків Рози з Джеком.
Ban Prijezda, Bosna Kilisesi’ne acımasızca saldırdı.Приїзду почав жорстоко викорінювати боснійську церква.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Максимін ненавидів аристократів і був безжалісний до тих, кого він підозрював у змові проти себе.
Fakat "Acımasız Parlamento"'ya olan kini bitmemişti."Инцидент со "Слобідським краєм" не исчерпан".
Bu aile çok acımasızdır.Ці люди виявляються дуже жорстокими.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Був прикладом для друзів, наносив потужний удар по ворогам.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.В деяких випадках монархи поводилися особливо жорстоко.
Gemide acımasız kuralları vardır.Судно отримало схвальні відгуки.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Лав: «Він намагався бути таким нікчемним.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Далі демонстранти були жорстоко розігнані.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Ненависть між близькими: Ненависник, Ненависний.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.Не оминув цей жах і Варварівки.
Burjuvaziye karşı ilan ettiğimiz bu acımasız savaşta, kimseden merhamet beklemiyoruz.V nemilosrdné válce, kterou jsme vyhlásili buržoazii, neprosíme o slitování.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.V kostele zahynulo 247 žen a 205 dětí.
Gemide acımasız kuralları vardır.Na nárožích lodi jsou pilastry.
Acımasızca düzenlenmiş bir oyun burada başlamaktadır.Hru začíná vylosovaný hráč.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Protestantští rebelové byli krutě potrestáni.
Baskıcı ve acımasız yönetimler altında özgürce yazmaları hiç de kolay olmadı.Soužití se zhýralým a krutým Báthorym nebylo snadné.
Esir alınmış krallara genelde acımasızca davranılırdı.Často s vězni zacházeli velmi brutálně.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Vůči všem cizincům jsou agresivní.
Acımasız ve dövüşmekten zevk alır.Je citlivý a nemá rád bití.
Acımasızlığı ve kararlılığı ile tanınmaktadır.Byl známý svou nemilosrdností a brutalitou.
Yine de, Himmler tarafından verilen Nazi misillemesi acımasızdı.Represaliile naziste ordonate de Himmler au fost brutale.
Bu parlamento bundan sonra "Acımasız Parlamento" olarak anılmıştır.De atunci, acest parlament a fost cunoscut drept „Parlamentul cel lung”.
Ingrid Bolsø Berdal, Armistice, acımasız ve merhametsiz haydut robot.Ingrid Bolsø Berdal ca Armistice, „gazdă”; este o femeie bandit, brutală și nemiloasă.
Bu aile çok acımasızdır.Acest tânăr este atât de crud.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.El afirmă: „Bătrânul mi-era drag.
Gemide acımasız kuralları vardır.Are o singură turlă pe naos.
Acımasız bir katil.Un puști obraznic.
Tanrı'nın Öfkesi, Hayalet Gardiyan, Acımasız ruh, Karanlığın Adamı.Dumnezeu este contopire, obscuritate, mister.
O, açgözlü ve acımasız.El este lacom și nemilos.
"Tüketici elektroniği" denen üreticiler arasında acımasız bir rekabet vardır.Între producătorii de așa-numitele "produse electronice de consum", există o concurență nemiloasă.
Bu mahalle acımasız.Acest cartier este sumbru.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Ahogy Jack és Rose románca kibontakozik, egyre féltékenyebb, dühösebb és kegyetlenebb lesz.
Kendisi ağabeyinin aksine acımasız ve egoisttir.Önzőn és kegyetlenül viselkedik kisöccsével szemben.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Az ellenszegülőket pedig kegyetlenül üldözték.
Ta ki, beklemediği bir anda acımasız bir davranışa maruz kalana kadar.De ő is csak addig, amíg szörnyű látványra nem ébred!
Ayrıca insanlık tarihinin en acımasız kadınları arasında yer alır.Nők a történelem legkegyetlenebb férfiainak életében.
Tarihçiye göre onların infaz yöntemleri çok acımasızcaydı.Néhányan a csapatából észreveszik, hogy a módszerei nagyon kegyetlenek.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.A vallás ügyeiben a mongolok rendkívül toleránsak voltak.
Esir alınmış krallara genelde acımasızca davranılırdı.A németek a foglyul ejtett felkelőket rendszerint legyilkolták.
Direnenler acımasızca imha edilecektir.”Mindenkit aki a határokat átlépi, kérlelhetetlenül megbünteti”.
Yoldan geçenler suratlarına tükürüyor, bazen... acımasızca... dövüyorlar...A járókelők az arcába köpnek és néha megverik.
En genç ve acımasız cadı budur.Ő a legmeggondolatlanabb boszorkány.
Çok zalim ve acımasızdır.Erős és kegyetlen.
Çok iyi ve acımasız bir savaşçıdır.Kitűnő, de kegyetlen hadvezérnek ismerték.
Acımasızdır ve insanlara acımasızlığı telkin eder.Kegyetlenséggel és embertelenséggel szeszélyezi az embereket a szegények felé.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.247 naista ja 205 lasta kuoli.

İlgili Sayfalar