acımasız ile cümle
acımasız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Dan acımasız bir katildi.Dan was a ruthless killer.
Hapishanede pedofillere acımasızca davranılır.Pedophiles are cruelly treated in prison.
Öğretmen işini kaybetti çünkü hata yapan öğrencileri acımasızca azarladı.The teacher lost his job because he cruelly berated students who made mistakes.
Mary bir saplı tava ile Tom'u acımasızca dövdü.Mary clobbered Tom with a skillet.
Neden dünya bana karşı çok acımasız?Why is the world so cruel to me?
Redwall evreninde, gelincikler acımasız türlerden biridir.In the Redwall universe, stoats are one of the villain species.
Tom'a yaptığın şey acımasızcaydı.What you did to Tom was cruel.
Tom'un babası acımasız bir adamdı.Tom's father was a cruel man.
Tom babasından acımasız bir dayak yedi.Tom received a brutal beating from his father.
Tom acımasız bir rakip.Tom is a fierce competitor.
O acımasız öğretmenin bugün bize zor bir test vereceğinden oldukça eminim.I'm pretty sure that that mean teacher will give us a hard test today.
Kedi acımasız olmaya çalışmıyordu.The cat was not trying to be cruel.
Baba evlatlık oğluna acımasızca davrandı.The dad treated his adoptive son cruelly.
Savunmayı planlamak için görünüm acımasızdır.The outlook for planning the defense is grim.
O böceği acımasızca ezdi.He crushed the insect mercilessly.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.In the face of ruthless competition, our business failed to survive.
Ordu acımasızca yenildi.The army were scathingly beaten.
Savaş acımasızdı.The fighting was ferocious.
Benimle acımasızca alay ediyorlar.They tease me mercilessly.
Tom acımasızcasına dürüsttü.Tom was brutally honest.
Saatler acımasızca geçti.The hours ticked by.
Fadıl acımasız saldırıdan kurtuldu.Fadil survived the brutal assault.
Fadıl, zarif Leyla'yı acımasız bir dünyadan kurtarmak istedi.Fadil wanted to save the delicate Layla from a harsh world.
Hayvan deneyi acımasızdır.Animal experimentation is cruel.
O acımasız bir kaltak.She's a cold hearted bitch.
Sami'nin acımasızca öldürülmesindeki tek şüpheli Leyla'ydı.Layla was the only suspect in Sami's brutal murder.
Leyla ve Sami acımasız bir kavga ettiler.Layla and Sami had a brutal fight.
Sami, Leyla'ya acımasızca tecavüz etti.Sami viciously raped Layla.
Leyla sopalarla acımasızca dövüldü.Layla got brutally beaten with sticks.
Tom nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could Tom be so cruel?
Leyla acımasız saldırıyı hatırlayamıyor.Layla can't remember the brutal assault.
Tom acımasızca dövüldü.Tom was brutally beaten.
Ölümden korkmak, ölmekten daha acımasızdır.It is more cruel to fear death than to die.
Birisi nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could anyone be so cruel?
İnsanlar neden sakat oğlanlara karşı acımasızdır?Why are people cruel to the crippled boy?
Sami, Leyla'nın ölümünün acımasız bir cinayet eylemi olduğuna inanıyor.Sami believes Layla's death was a brutal act of murder.
Sami ve Leyla'nın çatışması acımasız bir sona yol açtı.Sami and Layla's conflict led to a brutal ending.
Sami acımasızca saldırıya uğradı.Sami was brutally attacked.
Sami ve Leyla, balta tutan bir adam tarafından acımasızca saldırıya uğradı.Sami and Layla have been brutally attacked by a man wielding an axe.
Zaman acımasız.Time is ruthless.
Tom acımasızca dövülerek öldürüldü.Tom was brutally beaten to death.
Sizi çok iyi tanıyorum. Acımasız katillersiniz. Hiç de iyi insanlar değilsiniz.I know you very well. You're brutal killers, not nice people at all.
Tom'u acımasız bir kader bekliyordu.A terrible fate awaited Tom.
Onu acımasız ve kaprisli bir tiran olarak temsil eder.It represents him as a cruel and capricious tyrant.
Angelus (David Boreanaz), muhtemelen vampir tarihinin en acımasız vampiri.Angelus (David Boreanaz): Angelus is possibly the most infamously cruel vampire in history.
Himmler'de Globocnik'i beğendi ve kendisi için bu acımasız Avusturyalı'nın değerini anladı.Himmler liked Globočnik and recognised the value of the ruthless Austrian.
Acımasız dürüstlük, büyüme ve değişimle ilgili.It's about brutal honesty, growth, change.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.He was a faithful but a rough friend, and a severe but fair enemy.
Yoldan geçenler suratlarına tükürüyor, bazen... acımasızca... dövüyorlar...The passers-by spit in his face, and sometimes beat him... unmercifully...
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.247 women and 205 children died in the attack.
Erkeklerin Napola'daki hayat son derece rekabetçi, hatta acımasızdı.Life in boys' Napolas was highly-competitive, even brutal.
Michael Bryne, Albay Vogen rolüyle: Acımasız SS albayı.Michael Byrne as Colonel Ernst Vogel: A brutal SS colonel.
Tacitus'a göre Poppaea, hırslı ve acımasız birisidir.According to Tacitus, Poppaea was ambitious and ruthless.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır."I napuštanje životinja je krivično delo".
Kalvik de acımasız bir ressamdır. ^ Ralph, Albert & Sydney: Telling Tales.Ralph, Albert & Sydney: Telling Tales.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.It has made him needy, greedy and grim.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Maximinus hated the nobility and was ruthless towards those he suspected of plotting against him.
Çok sayıda insanı acımasızca öldürdüler.Several people were brutally killed.
Haydutlar çoğunlukla acımasız ve kendi çetelerinden olmayanlara karşı düşmandırlar.Bandits are ruthless and generally hostile to anyone not in their gang.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Brown said, "My father was very displeased.