Ana içeriğe geç
Sözlük

acıma ile cümle

acıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Acımasız bir katildir.Jest łagodnym przestępcą.
Dünya'dan çok uzaktaki bu acımasız, kanlı, sonu gelmez savaş onlarca yıldır devam ediyor.Wyczerpujące i krwawe walki prowadzone na ziemi i z powietrza trwały do następnego rana.
Fareleri hiç sevmez, onları acımasızca avlar.Mimo że koty te nie są zbyt skoczne, uwielbiają polować.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Lehár miał żal do librecistów, oni do niego.
Acımasız bir katildir.Han är fortfarande en brutal mördare ...
Filmin senaryosu James Ivory tarafından, André Aciman'ın 2007 yılında çıkan aynı adlı romanından uyarlandı.Filmen bygger på romanen med samma namn av André Aciman från 2007.
Okurun gözünde, onun acımasız eleştirileri tarafsızlığıyla dengelenir.Han besvarar deras förakt med brutalitet och godtyckliga bestraffningar.
Protestanlar acımasızca katledildiler.De har uppenbarligen blivit brutalt mördade.
Spike'ın yaraları hala acımaktadır.Eskil bär på en sorg.
Merhamet, acıma duygusudur.Medkänsla Barmhärtighet
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Він стає все більш збентеженим, ревнивим і жорстоким до стосунків Рози з Джеком.
Ban Prijezda, Bosna Kilisesi’ne acımasızca saldırdı.Приїзду почав жорстоко викорінювати боснійську церква.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Максимін ненавидів аристократів і був безжалісний до тих, кого він підозрював у змові проти себе.
Fakat "Acımasız Parlamento"'ya olan kini bitmemişti."Инцидент со "Слобідським краєм" не исчерпан".
Bu aile çok acımasızdır.Ці люди виявляються дуже жорстокими.
25:12 Takip edene acıma Num.5:12. наслідок гріха Як.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Був прикладом для друзів, наносив потужний удар по ворогам.
Ama sonra ona acımaya başlar.І все ж його змушують розплачуватися.
Moğollar onlara son derece acımasız davranmışlardı.В деяких випадках монархи поводилися особливо жорстоко.
Gemide acımasız kuralları vardır.Судно отримало схвальні відгуки.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.Лав: «Він намагався бути таким нікчемним.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Далі демонстранти були жорстоко розігнані.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Ненависть між близькими: Ненависник, Ненависний.
Eli Acıman üç yıl kalmak üzere ABD'ye gitti.Візит у США розтягнувся на 30 років.
Okçular acımadan saldırdı ona.Ті нещадно стратили полоненого.
Kötülüklerin ve acımasızlığın karşısında durmak.Не оминув цей жах і Варварівки.
Burjuvaziye karşı ilan ettiğimiz bu acımasız savaşta, kimseden merhamet beklemiyoruz.V nemilosrdné válce, kterou jsme vyhlásili buržoazii, neprosíme o slitování.
247 kadın ve 205 çocuk acımasızca öldürüldü.V kostele zahynulo 247 žen a 205 dětí.
Gemide acımasız kuralları vardır.Na nárožích lodi jsou pilastry.
Acımasızca düzenlenmiş bir oyun burada başlamaktadır.Hru začíná vylosovaný hráč.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Protestantští rebelové byli krutě potrestáni.
Hiçbir acıması yoktur.Žádné slitování.
Baskıcı ve acımasız yönetimler altında özgürce yazmaları hiç de kolay olmadı.Soužití se zhýralým a krutým Báthorym nebylo snadné.
Esir alınmış krallara genelde acımasızca davranılırdı.Často s vězni zacházeli velmi brutálně.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Vůči všem cizincům jsou agresivní.
Ey Allah, bir tanesine bile acıma.Boží muka za vsí Bezděkov .
Acımasız ve dövüşmekten zevk alır.Je citlivý a nemá rád bití.
Ama sonra ona acımaya başlar.Pak ale přestane a začne se litovat.
Acımasızlığı ve kararlılığı ile tanınmaktadır.Byl známý svou nemilosrdností a brutalitou.
Yine de, Himmler tarafından verilen Nazi misillemesi acımasızdı.Represaliile naziste ordonate de Himmler au fost brutale.
Ey Allah, bir tanesine bile acıma.Dumnezeule, nu-i ierta pe niciunul.
Bu parlamento bundan sonra "Acımasız Parlamento" olarak anılmıştır.De atunci, acest parlament a fost cunoscut drept „Parlamentul cel lung”.
Ingrid Bolsø Berdal, Armistice, acımasız ve merhametsiz haydut robot.Ingrid Bolsø Berdal ca Armistice, „gazdă”; este o femeie bandit, brutală și nemiloasă.
Bu aile çok acımasızdır.Acest tânăr este atât de crud.
Ömer: "Babam çok acımasızdı.El afirmă: „Bătrânul mi-era drag.
Gemide acımasız kuralları vardır.Are o singură turlă pe naos.
Hiçbir acıması yoktur.Suntem fără milă.
Acımasız bir katil.Un puști obraznic.
Trene binmeden önce acıma duygusu onu tekrar tutar ve dr.După intrarea în tură, Pascu se duce să-l ia pe dr.
Tanrı'nın Öfkesi, Hayalet Gardiyan, Acımasız ruh, Karanlığın Adamı.Dumnezeu este contopire, obscuritate, mister.
O, açgözlü ve acımasız.El este lacom și nemilos.
"Tüketici elektroniği" denen üreticiler arasında acımasız bir rekabet vardır.Între producătorii de așa-numitele "produse electronice de consum", există o concurență nemiloasă.
Bu mahalle acımasız.Acest cartier este sumbru.
Asla acımaz.Sosem érez megbánást.
Rose'un Jack'le olan ilişkisi hakkında gittikçe daha mahcup, kıskanç ve acımasız hale gelir.Ahogy Jack és Rose románca kibontakozik, egyre féltékenyebb, dühösebb és kegyetlenebb lesz.
Kendisi ağabeyinin aksine acımasız ve egoisttir.Önzőn és kegyetlenül viselkedik kisöccsével szemben.
Protestanlar acımasızca katledildiler.Az ellenszegülőket pedig kegyetlenül üldözték.
Hiçbir acıması yoktur.Nincs kegyelem.
Ta ki, beklemediği bir anda acımasız bir davranışa maruz kalana kadar.De ő is csak addig, amíg szörnyű látványra nem ébred!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod