"Kurbanlarına hiç acımadın mı?"ألم تشعر بأي شفقة تجاه ضحاياك؟
"Kurbanlarına hiç acımadın mı?"彼は血縁関係にある人々を絞め殺したのです
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.레소토의 80퍼센트 정도의 남자들은 국경 근처에 있는 광산에서 험난한 환경에서 일을 했습니다.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.80 procent van de mannen in Lesotho werkten in de mijnen over de grens, in vreselijke omstandigheden.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.80 Prozent der Männer in Lesotho arbeiteten in den Minen jenseits der Grenze unter brutalen Bedingungen.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.80% мужчин в Лесото работали в рудниках за границей, в жестоких условиях.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.80 процента от мъжете в Лесото работеха в мините от другата страна на границата при брутални условия.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.Ei bine, 80% dintre bărbaţii din Lesotho lucrau în minele de peste frontiere, în condiţii brutale.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.L'80% degli uomini, in Lesotho, lavorava nelle miniere oltre il confine, in condizioni brutali.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.No i 80 procent mężczyzn w Lesotho pracowało w kopalniach za granicą, w brutalnych warunkach.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.Nos, Lesothoban a férfiak 80 százaléka bányákban dolgozott a határ mentén brutális körülmények között.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.ובכן, 80 אחוז מהגברים בלסוטו עבדו במכרות שבגבול. בתנאים אכזריים.
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.حسنا , ثمانون بالمئة من الرجال بتيلوسوتو عمل بالمناجم على الحدود في ظروف وحشية
Lesothoda erkeklerin yüzde 80'ni acımasız şartlar altında, sınır boyunca madenler içinde çalışıyordu.国境を越えて隣国にある鉱山で 過酷な環境のなかで働いていました このような状況にも関わらず 彼らの村を訪れたちょっと不似合いな白人男性の私を
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Bitte sag mir, warum Du so gemein zu mir bist!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Hãy nói em biết tại sao anh hẹp hòi với em!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana. İşte bu kadar!それだけよ
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Kerro miksi niin julma mulle oot!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Oh, não consegues perceber o quanto és mau para mim?
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Per favore, dimmi perche' mi tratti cosi' male!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Please tell me why you're so mean to me!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Please tell me why you're so mean to me!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.¡Por favor, dime por qué eres tan malo conmigo!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Powiedz dlaczego?
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Prosím, řekni mi proč pro mě tolik znamenáš!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Rogu-te, zi-mi de ce eşti atât de rău cu mine!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.S'il te plaît, pourquoi es-tu si méchant avec moi ?
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.Snälla, säg mig varför du är så elak!
Lütfen bana karşı neden böyle acımasız olduğunu söyle bana.О, кажи защо си толкова лош, кажи ми!
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Ai đã phạm luật pháp Môi-se, nếu có hai ba người làm chứng, thì chết đi không thương xót,
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Ai đã phạm luật_pháp Môi-se , nếu có hai ba người làm_chứng , thì chết đi không thương_xót ,
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.A ki megveti a Mózes törvényét, két vagy három tanubizonyságra irgalom nélkül meghal;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Celui qui a violé la loi de Moïse meurt sans miséricorde, sur la déposition de deux ou de trois témoins;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Cine a călcat Legea lui Moise, este omorît fără milă, pe mărturia a doi sau trei martori.
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Den som föraktar Moses' lag, han skall »efter två eller tre vittnens utsago» dödas utan barmhärtighet;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.El que ha desechado la ley de Moisés ha de morir sin compasión por el testimonio de dos o tres testigos
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Har nogen brutt Mose lov, da dør han uten barmhjertighet på to eller tre vidners ord;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Havendo alguém rejeitado a lei de Moisés, morre sem misericórdia, pela palavra de duas ou três testemunhas;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Joka hylkää Mooseksen lain, sen pitää armotta kahden tai kolmen todistajan todistuksen nojalla kuoleman:
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Kdor prelomi postavo Mojzesovo, umre brez usmiljenja po izpovedbi dveh ali treh prič:
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Kdož by koli pohrdal Zákonem Mojžíšovým, bez lítosti pode dvěma neb třmi svědky umírá.
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Keď niekto pohŕdol zákonom Mojžišovým, bez milosrdenstva zomrie na dvoch alebo na troch svedkov,
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.모세의 법을 폐한 자도 두 세 증인을 인하여 불쌍히 여김을 받지 못하고 죽었거든
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Kto by odrzucił zakon Mojżeszowy, bez miłosierdzia za świadectwem dwóch albo trzech umiera.
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Når en har brudt med Mose Lov, dør han uden Barmhjertighed på to eller tre Vidners Udsagn;
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Wenn jemand das Gesetz Mose's bricht, der muß sterben ohne Barmherzigkeit durch zwei oder drei Zeugen.
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Εαν τις αθετηση τον νομον του Μωυσεως, επι δυο η τριων μαρτυρων αποθνησκει χωρις ελεος
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Если отвергшийся закона Моисеева, при двух или трех свидетелях, без милосердия наказывается смертью,
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür."Защото още твърде малко време И ще дойде Тоя, Който има да дойде, и не ще се забави.
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.Хто відцурав ся закону Мойсейового, при двох або трьох сьвідках, смерть йому без милосердя:
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.הן איש כי יפר תורת משה מות ימות בלי חמלה על פי שנים עדים או שלשה׃
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.من خالف ناموس موسى فعلى شاهدين او ثلاثة شهود يموت بدون رأفة
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.人 干 犯 摩 西 的 律 法 、 憑 兩 三 個 見 證 人 、 尚 且 不 得 憐 恤 而 死
Musanın Yasasını hiçe sayan, iki ya da üç tanığın sözüyle acımasızca öldürülür.人 干 犯 摩西 的 律法 、 憑兩三個見證 人 、 尚且 不得憐 恤而死
Neden bana acımasız olmak zorundasın?Comment peux-tu être méchant avec moi ?
Neden bana acımasız olmak zorundasın?De ce trebuie să fii rău cu mine?
Neden bana acımasız olmak zorundasın?Dlaczego musisz taki być?
Neden bana acımasız olmak zorundasın?Miksi olet julma minulle?
Neden bana acımasız olmak zorundasın?Perche' mi tratti male?
Neden bana acımasız olmak zorundasın?Porque é que és mau para mim?