İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.Nu de mila noastră au nevoie.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil. Saygımız.Nie potrzebują naszego współczucia, tylko szacunku.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.Sie brauchen nicht unser Mitleid.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.Не наша вина, что они нуждаются.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.Те не се нуждаят от нашето съжаление.
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.לא לרחמינו הם זקוקים,
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.في وسطنا؟ ليست الشفقة ما يحتاجون
İhtiyaç duydukları şey onlara acımamız değil.尊敬です
İngilizlerin Hindistanı acımasız işgalinde çalınan.Welke tijdens het brutale Britse coup van Indië werden gestolen.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.El a vorbit de legea britanică, Comunicarea Datelor Proiectelor de Lege, o legislaţie absolut scandaloasă.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Er sprach über die Vorratsdatenspeicherung, ein absolut empörendes Stück britischer Gesetzgebung.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Estaba hablando de la ley de Comunicaciones de Gran Bretaña, una legislación absolutamente escandalosa.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Hij had het over de Britse Wet Communicatiegegevens, een absoluut schandalig stuk wetgeving.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.그분이 말하고 있는 건 영국의 법입니다. 통신 자료 법안이란건데, 절대로 말도 안되는 법안입니다.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Komisař mluvil o britském zákonu Communications Data Bill, což je naprosto nehorázný legislativní zmetek.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Mówił o brytyjskiej ustawie o danych komunikacyjnych, skandalicznym przykładzie ustawodawstwa.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Ông ta nói về 1 luật ở Anh gọi là Giấy phép dữ liệu truyền thông, 1 kiểu luật hoàn toàn thô thiển.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.Parlava della Legge sulle Comunicazioni della Gran Bretagna, una legge assolutamente scandalosa.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.אז הוא דיבר על החוק בבריטניה שהוא הצעת חוק נתוני התקשורת, קטע שערורייתי לחלוטין של חקיקה.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.كان يتحدث عن القانون البريطانى .. مشروع قانون بيانات الاتصالات ، جزئية شائنة من التشريع.
İngiltere'deki Haberleşme Veri Yasa Tasarısı kanunu hakkında konuşuyordu, kesinlikle acımasız bir kanun.法律に言及しました これは本当に最悪な法律です アメリカではサイバーセキュリティー法 というものがあり
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.A co je fascinující, je to, že soucítění má nepřátele, kterými jsou věci jako litování, pohoršení, strach.
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.아주 흥미로운 점은 연민의 감정이 생기는 걸 방해하는 것이 있다는 점입니다 그런 적들은 이를 테면, 동정이나
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.O que é fascinante é que a compaixão tem inimigos, e esses inimigos são coisas como a pena, fúria moral, medo.
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.А що ще більш захопливо - співчуття має ворогів, і ці вороги - це жалість, обурення, страх.
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.Невероятно е, че състраданието има врагове. Сред тези врагове са съжалението, моралната жестокост и страха.
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.ומה שמרתקת היא העובדה שלחמלה יש אויבים, והאויבים הללו הם דברים כמו רחמים,
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.من الأمور الفاتنة ان للتعاطف اعداء واحد اعداءه هو الشفقة
İşin şaşırtıcı yanı merhametin düşmanları vardı, ve bu düşmanlar kendine acıma, ahlâki öfke, ve korkudur.慈悲には敵対するものが存在するということです。 それは、ただの憐みであったり 道徳上での憤りであったり、
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Anh ấy bị tra tấn, bị hành hình cho đến chết.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Bol týraný, brutálne utýraný na smrť.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Dia disiksa, disiksa secara brutal sampai meninggal.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Ele foi torturado, torturado brutalmente até à morte.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Er wurde gefoltert, wurde brutal zu Tode gefoltert.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.E' stato torturato a morte in modo brutale.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Fue torturado brutalmente hasta la muerte.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Fusese torturat, torturat în mod barbar până la moarte.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Han blev torterad, brutalt torterad till döds.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Hij werd gefolterd, brutaal doodgefolterd.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Il avait été torturé, torturé violemment jusqu'à la mort.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.그는 고문을 당했고, 잔인하게 고문을 당해서 숨졌습니다.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Megkínozták, brutálisan halálra kínozták.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Zmarł na skutek tortur. Zmarł na skutek tortur.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Βασανίστηκε, βασανίστηκε βάναυσα μέχρι θανάτου.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Его пытали, зверски замучили до смерти.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.Той бил измъчван, жестоко измъчван до смърт.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.עינו אותו, עינו אותו באכזריות עד מוות.
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.تم تعذيبه تم تعذيبه بوحشية للموت
İşkence ediliyordu, acımasızca ölümüne bir işkence.拷問にかけられ 亡くなったのです では 政権側の解答は?
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Ali bi bilo treba tako tiranski in grobo v dokaz!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Ar trebui să fie atât de tiranic şi dur în dovada!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!By mal byť tak tyranskej a drsné na dôkaz!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!By měl být tak tyranské a drsné na důkaz!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Debe ser tan tiránica y áspero en la prueba!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Deve ser tão tirânica e áspera na prova!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Dovrebbe essere così tiranno e ruvida in prova!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Harus begitu tirani dan kasar dalam bukti!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!증거에 이렇게 무도한하고 거친 있어야 할 것 아냐!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Moet zo tirannieke en ruw in bewijs!
Ispatı çok acımasız ve sert olmalı!Nên được như vậy tàn bạo và thô trong chứng minh!