Ana içeriğe geç
Sözlük

acıma ile cümle

acıma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Aku tak akan mengasihani mereka. Akan Kulakukan kepada mereka apa yang mereka lakukan kepada orang lain.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Azért én is (nem kedvez szemem, sem meg nem szánom õket) útjokat fejökhöz verem!
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››De aceea şi Eu voi fi fără milă, şi nu Mă voi îndura, ci voi face să cadă asupra capului lor faptele lor.``
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Derfor viser jeg heller ingen Medynk eller Skånsel, men gengælder dem deres Færd."
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››그러므로 내가 그들을 아껴 보지 아니하며 긍휼을 베풀지 아니하고 그 행위대로 그 머리에 갚으리라 하시더라
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Niinpä minäkään en sääli enkä armahda. Minä annan heidän vaelluksensa tulla heidän oman päänsä päälle."
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Preto i ja - nezľutuje sa moje oko, ani nebudem šetriť - preto i ja dám ich cestu na ich hlavu.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Protož já také cestu jejich na hlavu jejich obrátím; neodpustí oko mé, aniž se slituji.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Przetoż i Ja toż uczynię, nie sfolguje oko moje, ani się zmiłuję, drogę ich na głowę ich obrócę.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››Também, quanto a mim, não pouparei nem me compadecerei; sobre a cabeça deles farei recair o seu caminho.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››За то и Мое око не пощадит, и не помилую; обращу поведение их наих голову.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››וגם אני לא תחוס עיני ולא אחמל דרכם בראשם נתתי׃
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››وانا ايضا عيني لا تشفق ولا اعفو. اجلب طريقهم على رؤوسهم.
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››故 此 、 我 眼 必 不 顧 惜 、 也 不 可 憐 他 們 、 要 照 他 們 所 行 的 報 應 在 他 們 頭 上
Ben de onlara acımayacak, onları esirgemeyeceğim. Yaptıklarını kendi başlarına getireceğim.››故此 、 我眼 必 不 顧惜 、 也不可憐 他 們 、 要 照 他 們所 行 的 報應 在 他 們頭上
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünkü잔인하게 나를 꼬셔. 하단에있는 당신 자신을 ... "때문에
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünküצצו באכזריות עלי. מכיוון בתחתית ... אתה, עצמך ... "
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünküانتشرت بصورة وحشية على لي. لأنه في القاع... لك نفسك... "
Beni acımasızca yaylı. Altta ... kendinize ... "Çünkü彼はstuttered。
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Az én nézőpontom az, hogy az élet törékeny szigetén élünk a lehetőségek univerzumában.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Dal mio punto di vista, viviamo su di una fragile isola di vita, dentro un universo di possibilità.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Da minha perspectiva, vivemos numa frágil ilha de vida, num universo de possibilidades.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.De mon point de vue, nous vivons sur un îlot de vie fragile, au milieu d'un univers de possibilités.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Din perspectiva mea, noi trăim pe o insulă fragilă a vieții, într-un univers al posibilităților.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.In mijn perspectief leven we op een fragiel eiland van leven in een universum van mogelijkheden.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.제가 보기에 우리는 많은 가능성을 지닌 우주에 있는 깨지기 쉬운 생명의 섬 위에 살고 있습니다.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Można go zmienić. Z mojego punktu widzenia żyjemy na kruchej wysepce życia we wszechświecie możliwości.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Z môjho pohľadu, žijeme na krehkom ostrove života, vo vesmíre možností.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.Από τη δική μου οπτική γωνία, ζούμε όλοι πάνω σε ένα εύθραυστο νησί, σε ένα σύμπαν γεμάτο δυνατότητες.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.От моя гледна точка живеем на един крехък остров от живот, в една вселена от възможности.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.С моей точки зрения, мы живем на хрупком островке жизни во вселенной возможностей.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.מנקודת מבט שלי, אנו חיים על אי שברירי של חיים, ביקום של אפשרויות.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.ومن وجهة نظري ، نحن نعيش في جزيرة هشة من الحياة ، في كون من الإحتمالات.
Benim bakış açıma göre, kırılgan bir yaşam adasında, bir olasılıklar evreninde yaşıyoruz.危うげな生命の孤島です 何千年と人類は答えを探す旅をしてきました
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›ali bi ne bilo prav, da se tudi ti usmiliš sohlapca svojega, kakor sem se tudi jaz tebe usmilil?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Azażeś się i ty nie miał zmiłować nad spółsługą twoim, jakom się i ja zmiłował nad tobą?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Borde då icke också du hava förbarmat dig över din medtjänare, såsom jag förbarmade mig över dig?'
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Bukankah engkau pun harus menaruh kasihan kepada kawanmu seperti aku pun sudah menaruh kasihan kepadamu?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Burde ikke også du forbarme dig over din Medtjener, ligesom jeg har forbarmet mig over dig.
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›burde ikke også du forbarme dig over din medtjener, likesom jeg forbarmet mig over dig?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›či si sa teda i ty nemal zmilovať nad svojím spolusluhom, ako som sa i ja zmiloval nad tebou?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›내가 너를 불쌍히 여김과 같이 너도 네 동관을 불쌍히 여김이 마땅치 아니하냐 하고
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Moest u dan geen medelijden hebben met die ander, zoals ik medelijden heb gehad met u?'
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›não devias tu também ter compaixão do teu companheiro, assim como eu tive compaixão de ti?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›ne devais-tu pas aussi avoir pitié de ton compagnon, comme j`ai eu pitié de toi?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Nem kellett volna-é néked is könyörülnöd a te szolgatársadon, a miképen én is könyörültem te rajtad?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›ngươi há lại chẳng nên thương xót bạn làm việc ngươi như ta đã thương xót ngươi sao?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›ngươi há lại chẳng nên thương_xót bạn làm_việc ngươi như ta đã thương_xót ngươi sao ?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›¿No debías tú también tener misericordia de tu consiervo, así como también yo tuve misericordia de ti?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Non dovevi forse anche tu aver pietà del tuo compagno, così come io ho avuto pietà di te
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Oare nu se cădea să ai şi tu milă de tovarăşul tău, cum am avut eu milă de tine?`
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›solltest du denn dich nicht auch erbarmen über deinen Mitknecht, wie ich mich über dich erbarmt habe?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Zdaližs i ty neměl se smilovati nad spoluslužebníkem svým, jako i já smiloval jsem se nad tebou?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›δεν επρεπε και συ να ελεησης τον συνδουλον σου, καθως και εγω σε ηλεησα;
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›не надлежало ли и тебе помиловать товарища твоего,как и я помиловал тебя?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›Не трябваше ли и ти да се смилиш за съслужителя си, както и аз се смилих за тебе?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›чи не слїд було й тобі помилувати товариша твого, як і я тебе. помилував?
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›הלא היה לך גם אתה לרחם על העבד חברך כאשר רחמתי אני עליך׃
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›أفما كان ينبغي انك انت ايضا ترحم العبد رفيقك كما رحمتك انا.
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?›你 不 應 當 憐 恤 你 的 同 伴 、 像 我 憐 恤 你 麼
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod