Ana içeriğe geç
Sözlük

acı ile cümle

acı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Tom Mary'nin muhtemelen acıktığını fark etti.Tom realized Mary was probably getting hungry.
Tom acı içinde inlemeye başladı.Tom started moaning in pain.
Tom acı içinde inliyordu.Tom was groaning in pain.
Tom bariz acı içindeydi.Tom was in obvious pain.
Tom şiddetli acı içindeydi.Tom was in severe pain.
Tom dayanılmaz acı içindeydi.Tom was in unbearable pain.
Tom acı içinde bağırıyordu.Tom was screaming in pain.
Tom acı içinde kıvrandı.Tom was racked with pain.
Acı dayanılmaz.The pain is excruciating.
Tom aşırı acı içinde.Tom is in extreme pain.
Tom çok acıkmaya başladı.Tom began to get very hungry.
Boynumun arkası acıyor.The back of my neck hurts.
Dikkatli ol. Acıyor!Be careful. That hurts!
Tom ertesi gün acı bir kalıntı ile uyandı.Tom woke up the next day with a painful hangover.
Bu acımasız.It's brutal.
Gözlerimde şampuan var ve o acıtıyor.I got shampoo in my eyes and it hurts.
Saçımı çekmeyi durdur, acıyor!Stop yanking my hair, it hurts!
Yaşam çok acımasız.Life is too cruel.
Melanie bacağını acıttı.Melanie has hurt her leg.
Tom'un acı içinde olduğunu göremiyor musun?Can't you see Tom is in agony?
Ölümün acısız olacak.Your death will be painless.
Daha önce hiç bu kadar acıktığımı sanmıyorum.I don't think I have ever been this hungry before.
Çok acıklıydı, neredeyse ağlıyordum.It was so touching, I almost cried.
Ben acıktım.I've gotten hungry.
Doğum yapma süreci çok acı vericidir.The process of giving birth is very painful.
Tom acıya katlandı.Tom put up with the pain.
Tom acı çekiyordu.Tom was in pain.
Tom acımasızdı.Tom was cruel.
Tom o düştüğü zaman canı acıdı.Tom got hurt when he fell down.
O acı bir gerçektir.That is a sad truth.
Konuşmak acıtıyor.It hurts to talk.
Tom'un acımasız olduğunu düşünüyorum.I think Tom is harsh.
Tom'un acıklı olduğunu düşünüyorum.I think Tom is pathetic.
Tom'un büyük bir acı çektiğini söyleyebilirim.I could tell Tom was in a great deal of pain.
Acıkmış olacaksın.You will be hungry.
Biz acıkmış olacağız.We'll be hungry.
Hepimiz acıkacağız, bu yüzden herkese yetecek yiyecek getirildiğinden emin ol.We'll all be hungry, so be sure to bring enough food for everyone.
O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.He used to suffer from severe nasal congestion.
Dün gece sinemada acıklı bir film izledik.Last night, we saw a touching film at the movies.
Çok ağır bir bavul taşıdığı için omzu acıyor.His shoulder hurts because he carried a very heavy suitcase.
Çok acı çekiyordum.I was in a lot of pain.
Babam kemik erimesinden acı çekiyor.My father suffers from osteoporosis.
Mary kemik erimesinden acı çekiyor.Mary suffers from osteoporosis.
Hangi bacak acıyor?Which leg hurts?
Yaşam bazen zor ve acı doludur.Sometimes, life is difficult and painful.
Doktor bana sadece acıyla yaşamayı öğrenmek zorunda olduğumu söyledi.The doctor told me I just had to learn to live with the pain.
Tom acı içindeydi.Tom was in agony.
Onlar yeterince acımasızlar mı?Are they brutal enough?
Yaşlı adam acı bir şekilde gülmeye başladı.The old man started to laugh sadly.
Kimsenin bu kadar acımasız olma hakkı yoktur.No one has the right to be so cruel.
Hâlâ acıyor mu?Does it still hurt?
Kolun acıyor mu?Does your arm hurt?
Bir acı biber kestikten sonra asla gözlerini ovma.Never rub your eyes after cutting a hot pepper.
Tom acımasız bir insandır.Tom is a cruel person.
Tom belli ki acı çekiyor.Tom is obviously in pain.
Şimdi acın var mı?Are you in pain now?
Tom acımasız, değil mi?Tom is ruthless, isn't he?
Tom acıklı, değil mi?Tom is pathetic, isn't he?
Artık acıya dayanamıyorum.I can't stand the pain anymore.
Bu biraz acıtabilir.This may hurt a bit.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod