Ana içeriğe geç
Sözlük

acı ile cümle

acı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Le butane se condense, suivi du propane.
Eleştirmenlerden bazıları şarkının kompozisyonun ayrılık acısı yaşayanlara uygun olduğuna dikkat çekmiştir.D'autres pensent, au contraire, que la perte de poids de la cantatrice lui a été profitable.
"Nasıl, gerçek bir kurşun yemenin acısını hissediyor musun?" diye sorar ona.Il répond qu'il est perdu, elle lui répond moqueuse : "Avec un fusil ?".
Acı bir Ölüm Olayı.Une mort indolore ?
Kur'an'a göre Yakup'un gözleri Yusuf'un acısından kör olur.Il n'a donc pas vu clairement le visage de Yûsuke.
Bunun üzerine Daryl silahı alır ve Dale'in kafasına bir kurşun sıkarak onun acısına bir son verir.Après avoir tué le rôdeur, Daryl décide de tirer une balle dans la tête de Dale pour abréger ses souffrances.
Fakat zaman da bu acıyı hafifletmede yeterli olamaz.Il est parfois nécessaire de redescendre un peu afin de soulager la douleur.
Haz, basitçe acı veren şeylerden kaçıp dinginliğe ulaşmak anlamına gelir.Fer aigre - Fer qui se rompt aisément à froid.
Bu nedenle incecik olması gereken sinir kalınlaşır ve büyük acı verir.He bien, ce qui nous ennuie c'est d'être imités, et c'est ridicule.
Palamutlar acıdır ve 6 ayda olgunlaşır.Le veau nait brun et devient gris vers 6 mois.
Ne kadar acıdır ki maalesef bugün bu oyunlarımız artık unutulmaya yüz tutmuştur.Pour l'instant c'est surtout douloureux, j'ai perdu ce match.
Parmağa darbe geldiğinde keskinleşerek acıya dönüşür.Au fur et à mesure que l'épaule se bloque, la douleur se réduit.
Palamutlar tatlı veya hafif acı tadında, 6 ayda olgunlaşır ve iç yüzü tüysüzdür.Styles courts, les glands mûrissent en 6 mois, doux ou légèrement amers, endocarpe glabre.
Resimleri aslında acı ve kesin gerçekliği yansıtıyordu.En vérité, il peint la forme simple et concrète de la réalité.
Tadı acımsı ve aromatiktir.Le goût et l'Odeur !
Adamın yanı başında, acılı bir mektup ve boş bir zehir şişesi bulundu.À côté de son cadavre, on trouve un mot exprimant des remords et une fiole de poison vide.
Oldukça abartılı olan bu acı korkusu, anksiyeteye yol açabilir.L'affect isolé peut conduire à de l'angoisse.
Ey Allah, bir tanesine bile acıma.Ayez pitié, par tous les saints !
Bu arada Osmanlı padişahı Genç Osman yeniçeriler tarafından tahttan indirilmiş ve acımasızca öldürülmüştü.Petit Jean fut retrouvé par les seigneurs maxévillois et assassiné.
Acı hissini azaltır.Ainsi la douleur est atténuée.
Hyluss bundan acı çekmektedir.Le malheureux paraît souffrir.
Derya asıl gerçekle çok acı bir şekilde yüz yüze gelecektir.Il découvrira bientôt la terrible réalité.
Altı aylıkken normal diş sürmesi, diş çıkarma olarak da bilinir ve acılı olabilir.Normalement après 6 mois, une cicatrice doit être souple et indolore.
Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.L'abattage doit se faire dans le respect des animaux et en leur évitant de souffrir.
Ancak ona göre acı ve korkuyu yenebilen insan ancak insanlığın zaaflarının dışına çıkabilir.Concluant que seul Dieu, les Ténèbres et la Mort peuvent le vaincre avec certitude.
O yüzden acıyı şalgamı içmeden hemen önce katmak daha iyi olur.Il vaut donc mieux éviter de s'y baigner avant la fin de la cicatrisation.
Hafif acı tonlarıyla lezzetli bir tadı bulunmaktadır.Elle a un goût sucré acidulé.
Taziyeler ise mahallede acının paylaşıldığı en önemli olaydır.La complication la plus fréquente est la douleur locale.
Ama onlar acı çektirmeyi hiçbir zaman hınç ya da intikam duygusuyla gerçekleştirmediler.Pratiquement aucun non plus n'a jamais fait acte de regrets ou de repentir.
Kalbine acı bir ağırlık çöktü.Il souffrait d'une affection cardiaque.
O acı hatırlatılacak surette oynanır.Son port active alors le souvenir.
Acı içinde kalan Barbara hastaneye götürülür.Ils doivent maintenant emmener Billy à l'hôpital.
Erigone acıdan ne yapacağını şaşırır.L'Érotique qui se caractérise par l'angoisse de perdre l'amour.
Sen üzülme, acıdan bu sözlerim.Ne prend pas plaisir aux paroles malicieuses.
Bu başarısızlıkta filmin acımasızca budanmasının da rolü vardır.L'ennui c'est que le film en manque cruellement.
Acımı daha aza indiriyor," dedi.Et elles soulagent ma douleur, ».
Asla acımaz.Jamais soucieux.
Neden hayat çok acı dolu?¿Por qué está la vida tan llena de sufrimiento?
Sağ omzum acıyor.Me duele el hombro derecho.
Babasının kaybı onun için çok acı oldu.La pérdida de su padre fue muy dolorosa para ella.
Kalbim acılıdır.Me duele el corazón.
Acıdan bağırdı.Grité del dolor.
Acıdan bağırdım.Grité del dolor.
Hayatı acıyla doludur.Su vida está llena de dolor.
Bu biraz acı.El sabor es un poco amargo.
Sabun gözlerimi acıttı.El jabón me irritó los ojos.
Acı bana!¡Tenga piedad de mí!
Bana acıyın!¡Tengan piedad de mí!
Midem acıyor.Me duele la panza.
Kahve acı.El café es amargo.
Kalbim acıyor.Me duele el corazón.
Başın ağrıyor mu ve boğazın acıyor mu?¿Tienes dolor de cabeza y la garganta inflamada?
Bu kahvenin acı bir tadı var.Este café tiene un sabor amargo.
Çocuklara karşı acımazdır.Él es cruel con los niños.
Acınacak bir maaş ve uzun çalışma saatlerinden dolayı işini bıraktı.Ella dejó su trabajo por el mísero salario y la larga jornada.
O, acımasızdır.Ella es cruel.
Benim için çok acı.Es demasiado picante para mí.
Kolun acıyor mu?¿Te duele el brazo?
Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?¿Cómo puedes ser tan cruel?
Ben bu acıyla nasıl yaşayacağım?¿Cómo voy a vivir con este dolor?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod