Korkarım acıyla yaşamayı öğrenmen gerekecek.I'm afraid you'll have to learn to live with the pain.
Acı riski olmadan, mutluluk ve sevinç olamaz.Without the risk of pain, there can be no happiness and joy.
Acı çekiyor gibi görünüyorsun.You look like you're in pain.
Başın acıyor mu?Does your head hurt?
Bu baharatın acı bir tadı var.This seasoning has a bitter taste.
Acı dayanılmazdı.The pain was unbearable.
Bu çay çok acı.This tea is too bitter.
O, acıya oldukça iyi katlandı.She put up with the pain quite well.
O bacağını kırdığında acıdan bağırıyordu.When he broke his leg he was screaming out in pain.
O, keskin bir acı hissetti.He felt a sharp pain.
Tom acıya katlanamadı.Tom couldn't put up with the pain.
Tom onun ne kadar acı olduğunu anlatamaz.Tom can't describe how painful it was.
Doktor Tom'a nasıl bir acı hissettiğini sordu.The doctor asked Tom what the pain felt like.
Tom Mary'nin acı çektiğini hissetti.Tom sensed that Mary was in pain.
Tom Mary'nin çok acı içinde olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was in a lot of pain.
Tom Mary'nin onu terkettiği zaman duyduğu acıyı hâlâ hatırlayabiliyor.Tom can still remember the pain caused when Mary left him.
Tom ve Mary acıkmış gibi görünmüyor.Tom and Mary don't seem to be hungry.
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.A merciless slaugter had been committed in Srebrenica in 1995.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Tom'un acımasız olması Mary'yi şaşırttı.Tom's lack of compassion surprised Mary.
Tom'un acı içinde olduğu belliydi.Tom was obviously in pain.
Tom doktora hiç acı hissetmediğini söyledi.Tom told the doctor that he felt no pain.
Tom biraz acıkmaya başladı.Tom started to get a little hungry.
Tom pizzasına çok fazla acı sos koydu.Tom put too much hot sauce on his pizza.
Tom'un bazı gerçekten acı anıları vardı.Tom had some really painful memories.
Tom onların ayrılığının ne kadar acı verici olduğunu hatırlamadan Mary'yi düşünemedi.Tom couldn't think of Mary without remembering how painful their breakup had been.
Tom acıya daha fazla dayanamadı bu yüzden kendini vurdu.Tom couldn't bear the pain any more so he shot himself.
Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.Tom could hardly stand the pain.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Büyük olsalar bile, bütün acılar dayanılabilir olmalı.All sorrows should be tolerable, even if they are great.
Beni acıktırdın.You made me hungry.
Hiç kimse acıları olmadan yetişmez.No one matures without growing pains.
Tom acıktı.Tom worked up an appetite.
Kalçam acıyor.My hip hurts.
O kurumdaki eğitim tek kelimeyle içler acısı.The education in that institute is simply pathetic.
Taze ıstakoz görmek beni acıktırdı.Seeing the fresh lobster made me hungry.
Tom Mary'nin acısını paylaştı.Tom shared Mary's pain.
Acımasız hükümetler sık sık siyasi muhaliflerini cezaevine sokarlar.Tyrannical governments frequently put their political opponents in prison.
Tom benim acımı paylaştı.Tom has my sympathy.
O kadar güldüm ki midem acıyor.I laughed so much my stomach hurts.
Seyahat hayatın en acı zevklerinden biridir.Travelling is one of the saddest pleasures of life.
Diş ağrısı, yaşadığım en kötü acılardan biridir.Toothache is one of the worst pains I've been through.
Düşünmek acı verir.Thinking hurts.
Bir çocuğu kaybetmenin acısı tarif edilemez.The pain of losing a child is indescribable.
Bir anne için en acı şey, kendi çocuğunu gömmektir.The most painful thing for a mother is having to bury her own child.
Annesinin kaybı ona acı ve pişmanlık getirdi.The loss of her mother brought upon him pains and regrets.
Keder en kötü acılardan biridir.Grief is one of the worst sufferings.
Hasta olana balın acı bir tadı vardır.To he who is sick, honey has a bitter taste.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o acı ve keder getirir.War doesn't bring on peace; on the contrary, it brings pains and grief on both sides.
Sessizce acı çekmek zorunda değilsiniz.You don't need to suffer in silence.
Dünya acımasız.The world is harsh.
Merak etmeyin, saçınızı kesmek acı vermez.Don't worry, cutting your hair doesn't hurt.
Onun için hepimiz büyük acı duyduk.We all felt great sorrow for him.
Bazen, gerçeği bilmek çok acı verir.Sometimes, knowing the truth hurts a lot.
Söylediğim her şeyin bir yalan olduğunu bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything I say is a lie.
Aramızdaki her şeyin bittiğini bilmek acı veriyor.It hurts to know that everything between us is over.
İleri yaş acımasızdır.Old age is merciless.
Ölüm gizemli, acımasız bir bayandır.Death is a mysterious, merciless lady.
Çenem acıyor.My jaw hurts.
Aşktan dolayı katlandığın acı herhangi bir zevkten çok daha tatlıdır.The pain you go through because of love is by far sweeter than any other pleasure.