Leyla ve Sami acımasız bir kavga ettiler.Layla and Sami had a brutal fight.
Leyla ve Sami acıi bir biçimde kavga etmeye başladılar.Layla and Sami began to fight bitterly.
Acınacak koşullarda yaşıyorlar.They live in deplorable conditions.
İçler acısı koşullarda yaşıyorlar.They live in deplorable conditions.
Sami, Leyla'ya acımasızca tecavüz etti.Sami viciously raped Layla.
Leyla sopalarla acımasızca dövüldü.Layla got brutally beaten with sticks.
Tom herhangi bir acı hissetmiyormuş gibi davranıyordu.Tom pretended not to feel any pain.
Tom'un çok acı çektiğini mi düşünüyorsun?Do you think Tom suffered much?
Sami, Leyla'ya acı çektirdi.Sami made Layla suffer.
Tom nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could Tom be so cruel?
Acı çekmiyor musun?Aren't you in pain?
Acıkıyor musun?Are you getting hungry?
Leyla derin bir acı hissetti.Layla felt a profound pain.
O acı hiç gitmedi.That pain never went away.
Çok acı çekmiyor musun?Aren't you in a lot of pain?
Leyla acımasız saldırıyı hatırlayamıyor.Layla can't remember the brutal assault.
Acıkmıyor musun?Aren't you getting hungry?
Leyla çok acılı bir çocukluk geçirdi.Layla had a very painful childhood.
Leyla, anne ve babasının boşanmasından acı çekiyordu.Layla suffered from her parents' divorce.
Tom ve Mary ikisi de acıkmış.Tom and Mary are both hungry.
Hem Tom hem de Mary acıkmış.Both Tom and Mary are hungry.
Leyla acı içinde bağırmaya başladı.Layla started yelling in pain.
Leyla'nın gözleri acıyor.Layla's eyes hurt.
Tom acımasızca dövüldü.Tom was brutally beaten.
Tom'un acıkmış olabileceğini düşündüm.I thought that Tom might be hungry.
Sağ dirseğim çok acıyor.My right elbow hurts a lot.
Yutkunduğum zaman boğazım gerçekten acıtıyor.My throat really hurts when I swallow.
Ölümden korkmak, ölmekten daha acımasızdır.It is more cruel to fear death than to die.
Acıktım. Bir şeyler yemek için aşağı iniyorum.I'm hungry. I'm going downstairs for something to eat.
Korku, kötülük beklentisinden kaynaklanan acıdır.Fear is pain arising from the anticipation of evil.
Eğitimin kökleri acıdır, ancak meyveleri tatlıdır.The roots of education are bitter, but the fruit is sweet.
O, ölümü sırasında, acı çekiyor.At the time of her death, she suffers agony.
Sünnet acı vericidir.Circumcision is painful.
Tom henüz acıkmadığını söylüyor.Tom says he isn't hungry yet.
Tom eve geldiğinde çok acıkmış olabilir.Tom might be very hungry when he gets home.
Tom'un acı çekmesini istemedim.I didn't want Tom to suffer.
Tom'un acı çekmesini istemiyorum.I don't want Tom to suffer.
Tom'un eve geldiğinde çok acıkmış olacağından eminim.I'm sure Tom will be very hungry when he gets home.
Belki Tom acıkmıştır.Maybe Tom is hungry.
Çok acı çekiyor gibi görünüyorsun.You look like you're in a lot of pain.
Tom artık acıya dayanamadı.Tom could no longer stand the pain.
Tom midesinin hâlâ acıdığını söyledi.Tom said his stomach still hurts.
Tom acıktığını söyledi.Tom said he was feeling hungry.
Acıktığımda yiyeceğim.I'll eat when I get hungry.
Acı biber seversin, değil mi?You like chili, don't you?
Tom çok acıkmış gibi görünüyordu.Tom seemed to be very hungry.
Tom ve ben çok acıkmıştık.Tom and I were very hungry.
Tom muhtemelen acıkacak.Tom will likely be hungry.
Biraz acıkmış hissediyorum.I feel a little hungry.
Hiçbir acı hissetmedim.I didn't feel any pain.
Tom acıkmış gibi görünüyordu.Tom seemed to be hungry.
Tom acıkmış gibi görünüyor.Tom seems to be hungry.
Tom, Mary'nin acıkmadığını düşünüyor.Tom thinks Mary wasn't hungry.
Hiçbir acı sonsuza dek sürmeyecek.No pain will last forever.
Kimse Tom'un acı çektiğini fark etmedi.Nobody realized that Tom was in pain.
Tom'un acı çektiğini kimse fark etmiyordu.Nobody realized Tom was in pain.
Hiçkimse Tom'un acı çektiğinin farkında değildi.Nobody realized Tom was in pain.
Tom bana acınacak halde olduğunu söyledi.Tom told me that he was miserable.
Umarım Tom acı çekmemiştir.I just hope Tom didn't suffer.
Tom bana ağrısı acısı olmadığını söyledi.Tom told me he wasn't in pain.