Tom biraz acı çekiyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be in some pain.
Acıkmış gibi görünüyorsun.It looks like you're hungry.
Tom acı çekiyormuş gibi görünüyordu.Tom seemed to be in agony.
Hâlâ acı çekiyor musun?Are you still in pain?
Sanırım Tom eve döndüğünde acıkacak.I think Tom will be hungry when he gets home.
Tom Mary'nin acıkmış gibi göründüğünü söyledi.Tom said that Mary seemed to be hungry.
Tom Mary'nin acıktığını söyledi.Tom said that Mary was feeling hungry.
Tom acıktığımı biliyordu.Tom knew that I was hungry.
Hem Tom hem de Mary çok acıkmışlardı.Both Tom and Mary were very hungry.
Bu acısız olacak.It's going to be painless.
Tom Mary'ye acı çektirdi.Tom made Mary suffer.
Sırtım acıyor.My back is sore.
Tom bana Mary'nin çok acıktığını söyledi.Tom told me that Mary was very hungry.
Tom'un acımasını istemiyorum.I don't want Tom's pity.
Oraya vardığım zaman acıkmış olacağım.I'll be hungry when I get there.
Acı için düşük bir toleransım var.I have a low tolerance for pain.
Tom acıyı hafifletmek için birkaç hap aldı.Tom took some pills to ease the pain.
Tom acı çektiğini arkadaşlarına asla haber vermez.Tom never let his friends know that he was in pain.
Tom acı içinde olduğunu arkadaşlarına asla haber vermez.Tom never let his friends know that he was in pain.
Tom ve ben henüz çok acıkmış değiliz.Tom and I aren't very hungry yet.
Eve döndüğüm zaman acıkmış olacağım.I'll be hungry when I get home.
Öğle yemeği vaktinde çok acıkmıştım.I was very hungry by lunchtime.
Kendimi acıkmış hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel hungry.
Tom ve ben neden hep acı çekmek zorunda olan kişileriz?Why are Tom and I always the ones who have to suffer?
Çok acı hissettim.I felt a lot of pain.
Sami trajik ve acılı bir ölümle hayatını kaybetti.Sami died a tragic and painful death.
Bu son derece acı verici olmalı.It must've been extremely painful.
Bu çok acı verici olmalı.It must've been very painful.
Tom açlığın acısını hissetti.Tom felt the pangs of hunger.
Tom epey çok yedi. Acıkmış olmalı.Tom sure ate a lot. He must've been hungry.
Bu acıtacak mı?Will this hurt?
Bu biraz acıtacak.This is going to hurt a little.
Birisi nasıl bu kadar acımasız olabilir?How could anyone be so cruel?
Sami, Leyla'nın acı çekmesini istiyordu.Sami wanted Layla to suffer.
Neden balıkların acıyı hissetmeyeceğini düşünüyorsun?Why do you think fish can't feel pain?
Gerçekten balıkların acı hissetmediğini mi düşünüyorsun?Do you really think that fish don't feel pain?
Sence bitkiler acı hisseder mi?Do you think plants feel pain?
İnsanlar neden sakat oğlanlara karşı acımasızdır?Why are people cruel to the crippled boy?
Sami, Leyla'nın ölümünün acımasız bir cinayet eylemi olduğuna inanıyor.Sami believes Layla's death was a brutal act of murder.
Sami ve Leyla'nın çatışması acımasız bir sona yol açtı.Sami and Layla's conflict led to a brutal ending.
Tom acıkmıştı. Ben de öyle.Tom was hungry and so was I.
Sami acıkmıştı.Sami was hungry.
Sami acısını ifade etmek istiyordu.Sami wanted to express his pain.
Sami acısını ifade ediyor.Sami is expressing his pain.
Sami sadece acısını dile getiriyor.Sami is just expressing his pain.
Sami ciddi acı içindeydi.Sami was in serious pain.
Sami'nin ailesi acı içinde bekliyordu.Sami's family waited in anguish.
Sami acımasızca saldırıya uğradı.Sami was brutally attacked.
Sami ve Leyla, balta tutan bir adam tarafından acımasızca saldırıya uğradı.Sami and Layla have been brutally attacked by a man wielding an axe.
Sami'nin bazı acı sırları vardı.Sami had some painful secrets.
Yine acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Tekrar acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Yeniden acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Ben yine acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Ben tekrar acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Ben yeniden acıkıyorum.I'm getting hungry again.
Siz arkadaşlar acıkmadınız, değil mi?You guys aren't hungry, are you?
Tom ve Mary çok acı çektiler.Tom and Mary have suffered a lot.
Çocuklar neden acıklı bir şekilde ağlıyorlar?Why do the children cry pitifully?
Tom'un acıktığından eminim.I bet Tom is hungry.