Tom çok acı çekiyor.Tom has been suffering a lot.
Biraz acımaya çalış.Try to have some compassion.
Biz acı hakkında biliyoruz.We know about the suffering.
Biz birlikte çok acı çektik.We suffered a lot together.
Ben onu büktüğümde dizim acıyor.My knee hurts when I bend it.
Ellerim gerçekten acıyor.My hands really hurt.
Elim gerçekten acıtıyor.My hand really hurts.
Eğer acırsa bana söyle.Tell me if it hurts.
Tom çok acı çekti.Tom has suffered a lot.
Senin acı çektiğini biliyorum.I know you're in pain.
Tom'un acı çekmesini istiyorum.I want Tom to suffer.
Tom'un acı çektiğine eminim.I'm sure Tom is suffering.
Tom acı hissediyor.Tom feels hurt.
Ben acıya yabancı değilim.I'm no stranger to suffering.
Onun acısı yalnızca gösteriş içindi.Her misery was only for show.
Salatalık acı mı? O zaman onu at!The cucumber is bitter? Then throw it away!
Epeyce acıkıyorum.I'm getting pretty hungry.
Şeker tatlıdır, limon ekşidir, peki acı nedir?Sugar is sweet, lemon is sour... and what is bitter?
Çok acı hissediyordum.I was feeling a lot of pain.
Çok acı hissediyorum.I'm feeling a lot of pain.
Baba evlatlık oğluna acımasızca davrandı.The dad treated his adoptive son cruelly.
Değişim bazen acı olsa bile iyidir.Change is good, even though it's sometimes painful.
Değişim bazen acı olmasına rağmen iyidir.Change is good, even though it's sometimes painful.
Buraya bastırdığımda acıyor mu?Does it hurt when I press here?
Hayat acıdır, prenses.Life is pain, princess
Biz yeterince acı çektik.We have suffered enough.
Bütün bu yemek konuşması beni acıktırıyor.All this talk of food is making me hungry.
Bütün bu konuşma beni acıktırdı.All this talk has made me hungry.
Savunmayı planlamak için görünüm acımasızdır.The outlook for planning the defense is grim.
O böceği acımasızca ezdi.He crushed the insect mercilessly.
Acımasız rekabet karşısında, bizim iş hayatta kalmakta başarısız oldu.In the face of ruthless competition, our business failed to survive.
Acı gerçek, tatlı bir yalandan daha iyidir.Better the bitter truth than a sweet lie.
Acı çektiğini biliyoruz.We know you're in pain.
Tom Mary'ye acıdığını söyledi.Tom said he felt sorry for Mary.
Onu izlemesi acı vericiydi.It was painful to watch.
Ben küçükken bacağımı kırdım, ben çok acı çektim.When I was small and I broke my leg, I suffered a lot.
Tom acıkmış ve susamış.Tom is hungry and thirsty.
Şimdi bile Mary, Tom'un acı sözlerini hatırlar.Even now, Mary remembers Tom's bitter words.
Mary, Tom'un acı sözlerini hala hatırlıyor.Mary still remembers Tom's bitter words.
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.Patience is bitter, but its fruit is sweet.
Tom'un acıkacağından eminim.I'm pretty sure Tom will be hungry.
Tom Mary'nin acı çekmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to suffer.
Sanırım çok acıkmış olmalısın.I guess you must be very hungry.
Dürüst olmak gerekirse hiç acı hissetmedim.I honestly didn't feel any pain.
Biri acı çektiğini dünyadan saklamalı.One must hide one's suffering from the world.
Ordu acımasızca yenildi.The army were scathingly beaten.
Biraz acıkıyorum.I'm getting kind of hungry.
Seni şimdi bu kadar çok acı içinde görmeye dayanamıyorum.I just can't bear to see you in so much pain.
Hiç bu kadar acı yaşamadım.I've never dealt with such pain.
Böyle bir acıyı hiç görmedim.I've never dealt with such pain.
Tom'un kendine acımak için zamanı yoktu.Tom didn't have time for self-pity.
Acı hayal edilemezdi.The suffering was unimaginable.
Tom kemik kanserinden acı çekti.Tom suffered from bone cancer.
Onlar burada açık bir şekilde acı çekti.They clearly suffered here.
En azından Tom acıkmayacak.At least Tom won't go hungry.
Savaş acımasızdı.The fighting was ferocious.
Tom'un yüzü acıma doluydu.Tom's face was full of pity.
İnsanlar hala acı çekiyor.People are still suffering.
Tom şimdi çok acı hissediyor.Tom now feels a lot of pain.
Benimle acımasızca alay ediyorlar.They tease me mercilessly.