Ana içeriğe geç
Sözlük

acı ile cümle

acı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu acıklı bir kazaydı.It was a tragic accident.
Boynum biraz acıyor.My neck hurts a little.
Boynum gerçekten biraz acıyor.My neck does hurt a little.
Bu kızlar neden bu kadar acımasız?Why are these girls so cruel?
Tom babası için acı dolu bir mektup yazdı.To his father, Tom wrote a painful letter.
Bizim acı çekmemize izin veremezsin.You can't let us suffer.
Onların acı çekmesine izin veremezsin.You can't let them suffer.
Acı çekmeme izin veremezsin.You can't let me suffer.
Onun acı çekmesine izin veremezsin.You can't let him suffer.
Çete, Tom adında acımasız bir suçlu tarafından yönetiliyor.The gang is lead by a ruthless criminal called Tom.
Yaralı asker acı içinde kıvranıyor.The wounded soldier is writhing in pain.
Dan polis tarafından acımasızca dövüldü.Dan was brutally beaten by the police.
Acılı şarkıları dinlemek beni mutlu eder.Listening to sad music makes me happy.
Gulag olarak bilinen Rus cezaevi sistemi çok acımasız bir yerdi.The Russian prison system, known as the Gulag, was a very brutal place.
O sadece acımasız.That's just cruel.
Yukarı veya alt kata yürürken Tom'un dizi acıyor.Tom's knee hurts when he walks up or down stairs.
Ben senin acını paylaşıyorum.I share your grief.
Dan acımasız bir katildi.Dan was a ruthless killer.
Kimse öyle acı çekmek zorunda kalmamalı.No one should have to suffer like that.
Bu belli ki çok acı verici.It's obviously very painful.
Bitkilerin acı çektiğini mi düşünüyorsun?Do you think that plants feel pain?
Çok acıyor mu?Does it hurt much?
O sandalye sırtını acıtıyor mu?Does that chair hurt your back?
Çok acı çektim.I suffered a lot.
Sanırım fındıklar acılaşmış.I think the nuts have gone rancid.
Sadece zavallı karıma acımalısın.You just have to have mercy on my poor wife.
Bu acıklı bir hikaye.That is a distressing story.
Neden acı çekmeliyim?Why must I suffer?
Hapishanede pedofillere acımasızca davranılır.Pedophiles are cruelly treated in prison.
Öğretmen işini kaybetti çünkü hata yapan öğrencileri acımasızca azarladı.The teacher lost his job because he cruelly berated students who made mistakes.
Büyük başarı kutlamasını sıklıkla acı hayal kırıklığı takip eder.Great jubilation is often followed by bitter disappointment.
Hayatta ne kadar acı çekersen, o kadar merhametli olursun.The more you suffer in life, the more compassionate you become.
Sağ ayağımdaki baş parmak acıyor.The big toe on my right foot hurts.
Öldürülmeyeceksin ama çok acı çekeceksin.You won't be killed but you will suffer very much.
Burası çok fazla acıyor.It hurts tremendously here.
Mary bir saplı tava ile Tom'u acımasızca dövdü.Mary clobbered Tom with a skillet.
Neden dünya bana karşı çok acımasız?Why is the world so cruel to me?
Bu bir acıdır.This is a pain.
O hâlâ acıyor.It still hurts.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini yanlışlıkla acı bir çığlıkla karıştırdı.Tom mistook Mary's singing for a cry of agony.
Boşanma genellikle acı bir ayrılıktır.Divorce is generally a painful parting.
Redwall evreninde, gelincikler acımasız türlerden biridir.In the Redwall universe, stoats are one of the villain species.
Tom'a yaptığın şey acımasızcaydı.What you did to Tom was cruel.
Bu acıya katlanamıyorum artık.I can't bear this hurt anymore.
Dünyada çok fazla acı var.There is so much pain in the world.
O içler acısıydı.That was lamentable.
Hiç acı yoktu.There was no pain.
O acısızdı.It was painless.
Acı dayanılmaz mı?Is the pain unbearable?
Acı ızdıraplı oldu.The pain became excruciating.
Neden olduğum acı için çok üzgünüm.I'm very sorry for the pain I caused.
Bence köpekler tıpkı insanlar gibi acı hissediyorlar.I think dogs feel pain just like people do.
Bu gitmeyen bir acı.It's a pain that doesn't go away.
Sol ayak parmağımda ızdıraplı bir acı hissettim.I felt excruciating pain in my left big toe.
Kumar acısını çıkardı.The gamble paid off.
Tom acı içinde inledi ve yardım için bağırdı.Tom moaned in pain and screamed for help.
Tom boş yere acısını gizlemeye çalıştı.Tom tried in vain to hide his pain.
Onu harket ettirmek acı verir.It hurts to move.
Tom acı veriyordu.Tom was hurting.
Doktor acı ile yaşamayı öğrenmem gerektiğini söyledi.The doctor said I needed to learn to live with the pain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod