Abartmadan iç.You're drinking too much.
- Abartmayalým, Druwe.- ... aqueles que lhes alimenta.
Andreas Georgiou rakamları abartmakla suçlanıyor. [Andy Dabilis/SETimes]Andreas Georgiou is being accused of fudging numbers. [Andy Dabilis/SETimes]
Fouere iki ülkeyi sorunu abartmamaya çağırdı.In his comments, Fouere urged the two countries not to exaggerate the problem.
Bunu abartmak zordur.This is hard to over-state.
Bazı şarkılarda tekrar, antitez, abartma ve metafor kullanılır.Some songs make use of repetition, antithesis, hyperbole, and metaphor.
"İnsanlar fazla abartmadan Tanrı inancının evrensel olduğunu iddia edebilirler."People may claim without much exaggeration that the belief in God is universal.
Onun abartma eğilimi var gibi görünüyor.Il me semble qu'elle a tendance à exagérer.
Abartmadan kumar oyna.Apuesta sin exagerar.
Başarılarımı abartma.No exageres mis triunfos.
Arkadaşının dürüstlüğünü abartmak da zararlı olabilir ama küçümsemekten daha az zarar verir.Sobrestimar la honradez de un amigo puede también ser costoso, pero menos.
Kitap içinde çok sayıda yanlışlıklar, değişiklikler, abartmalar ve hak etmediğim iltifâtlar barındırmaktadır.Книжка изобилует массой фактических неверностей, искажений, преувеличений, незаслуженных восхвалений.
Ben alkolü abartmam.Ik overdrijf niet met alcohol.
Fakat daha sonra bu söylenenlerin birçoğunun abartma ya da kurgulama olduğu ortaya çıktı.Podobne doniesienia okazały się jednak być w większości fałszywe bądź przesadzone.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.La început, Armata Roșie a fost indusă în eroare de propriile supraestimări ale puterilor sale.
İnsanlar genellikle kendi düşüncelerinin ya da davranışlarının genel geçerliğini abartma eğilimindedir.De obicei sunt conștienți de iraționalitatea și natura excesive a comportamentelor sau a gândurilor lor.
Tom'un abartma eğilimi var.Tom are tendința de a exagera.
Abartmaya gerek yok.Nu este nevoie de a exagera.
Eğer bu abartma gibi duyuluyorsa Fermi ile ilgili her şey abartma gibi duyulur.”Ha ez túlzásnak hangzik, akkor Fermiről bármi túlzásnak hangzik".
Yaşlı adam abartma eğilimindedir.Sillä vanhalla miehellä on taipumusta liioitteluun.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.I starten blev den Røde Hær narret af en fuldstændig overvurdering af sine egne evner.
Arkadaşının dürüstlüğünü abartmak da zararlı olabilir ama küçümsemekten daha az zarar verir.Đánh giá quá cao lòng trung thực của người bạn đó cũng có thể gây tổn thất, nhưng ít hơn.
Başlangıçta Kızıl Ordu, kendi gücünü abartma hatasına düşmüştü.Ban đầu, Hồng quân bị đánh lừa bởi thái độ quá tự tin về khả năng của họ.
İnsanlar genellikle kendi düşüncelerinin ya da davranışlarının genel geçerliğini abartma eğilimindedir.そのような人物は、過剰な自信や自己指示を誇大にする傾向がある。
Eğer bu abartma gibi duyuluyorsa Fermi ile ilgili her şey abartma gibi duyulur.”如果这听起来像是在夸张的话,那么费米所做过的一切就更不像是现实了。
Gerçekleri abartmayalım.Нека да не преувеличаваме истината.
Eğer bu abartma gibi duyuluyorsa Fermi ile ilgili her şey abartma gibi duyulur.”Ak to znie ako hyperbola, čokoľvek o Fermim bude znieť ako hyperbola“.
Tam olarak yapmaya çalıştığım şey karakteri çok abartmadan sözlere de olabildiğince içten yaklaşabilmekti."Prizadeval si je, da so se besede črkovale čim bolj podobno njihovi izgovarjavi.
Tam olarak yapmaya çalıştığım şey karakteri çok abartmadan sözlere de olabildiğince içten yaklaşabilmekti."Ji buvo sukurta „išreikšti kaip įmanoma daugiau, naudojant kaip įmanoma mažiau“.
Abartmadan iç.Tu bois trop.
Abartmadan iç.Túl sokat iszol.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Ich will das nicht übertreiben und es soll auch nicht sensationell klingen, aber ich denke es stimmt.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Jag vill inte överdriva eller verka sensationslysten- -men jag tror att det är sant.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Nu doresc să exagerez prea mult și să sune senzațional, însă cred că e adevărat
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Odio esagerare su questo, e non voglio che suoni come sensazionale, ma credo sia vero.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru."Quem somos?" e "Quem, na verdade, escolhemos ser?" Achamos que a questão seja política. E então dizemos:
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Vihaan sen liioittelua, enkä halua kuulostaa sensaatiomaiselta, mutta uskon sen pitävän paikkansa.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Δεν μου αρέσει να υπερβάλλω και δεν θέλω να ακουστεί ως εντυπωσιακό αλλά είναι αληθές.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Не искам да преувеличавам, и не искам това да звучи като сензация, но мисля, че е вярно.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.Не хочу преувеличивать, и не хочу делать из этого сенсацию, но я думаю, что это правда.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.לא הייתי רוצה להגזים, ואני לא רוצה להישמע סנסציוני, אבל אני חושב שזו האמת.
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.انا اكره المبالغة, ولا اريد ان اجعل الامر مثيرا ولكن هذه حقيقة
Abartmaktan nefret ediyorum ve kulağa duygusal da gelsin istemiyorum; fakat sanırım bu doğru.人類 人間の種は 自分たち自身を決める地点に来ている
Abartmayın. Ufak bir ev.A decir verdad, un poco pequeña.
- Anne çok abartma. Fazla yiyemiyorum, biliyorsun.Comment vas-tu?
- Anne çok abartma.Как си?
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."antara harapan kita yang terlalu tinggi dan pandangan remeh terhadap diri kita sendiri."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."a saját magunk öntelt túlértékelése és megalázkodó alulértékelése közötti rángatózásban."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre uma sobrestimação arrogante de nós mesmos "e uma subestimação servil de nós mesmos"
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre una sobre estimación arrogante de nosotros mismos y el menosprecio servil de nosotros mismos."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."entre une surestimation arrogante de nous-mêmes et une sous-estimation servile de nous-mêmes."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."giữa thói tự mãn đề cao bản thân và tính tự ti xem thường bản thân."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."între o arogantă auto supraestimare și o servilă auto subestimare."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz.오만한 과대평가와 굴욕적인 과소평가 사이에서 종종 상처 받는다고 했습니다.
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."medzi arogantným sebapreceňovaním a servilným sebapodceňovaním."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."pomiędzy arogancką przeceną samych siebie a surowym niskim poczuciem wartości."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."tra arroganti sopravvalutazioni di noi stessi e una servile sottovalutazione di noi stessi ".
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."tussen arrogante overschatting van onszelf en een slaafse onderschatting van onszelf."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."zwischen arroganter Selbstüberschätzung und unterwürfiger Selbstunterschätzung."
"benliğimizi kibirli bir şekilde abartma ve benliğimizi köle gibi hakir görme" arasında gidip geliyoruz."μεταξύ μιάς υπερφίαλης υπερεκτίμησης του εαυτού μας και μιας αυστηρότατης καταπόντησης του εαυτού μας."