abartılı ile cümle

abartılı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak bugün bu rakam fazlasıyla abartılı bulunmaktadır.Днес се счита, че тази цифра е силно преувеличена.
Abartılı sahne teatralliğinden kaçınmışlardır.Склонна към излишен драматизъм.
Ancak 100 bin rakamı fazlasıyla abartılıdır.Но ако числата са 100 000, търсенето ще продължи твърде дълго.
Şovenizm, özgün anlamda abartılı, saldırgan bir vatanseverlik ve ulusal üstünlük inancıdır.Šovinizam je u izvornom smislu oblik pretjeranog ili čak i agresivno pretjeranog nacionalizma.
Çarpıklık genellikle abartılıdır; örnek olarak, çok büyük dişler ya da ağız gibi abartılı yüz hatları.Nasuprot tome, izražen nos je često bio znak, kao što su bili veći od uobičajenih ušiju, zubi ili očiju.
Tom ve Jerry filmlerinde, Jerry ve Tom sürekli birbirlerine abartılı ve can yakan şakalar yaparlar.Tom i Jerry su animirani likovi iz istoimenih kratkih crtanih filmova "Tom and Jerry".
Raus için, emrine bir panzer kolordusu daha tahsis edilmiş bile olsa, abartılı bir emirdi.Ak sa príkaz nedá rozložiť na jednoduchšie príkazy ide o elementárny príkaz.
Bu nedenle Hartford, biraz abartılı olarak, "Dünya'nın sigortacılık başkenti" gayri-resmi ismini taşımaktadır.Zaradi tega si je Port Vila prislužila vzdevek »svetovna prestolnica katastrof«.
Bu yaklaşım abartılı olabilir.Ta faza je lahko vznemirjajoča.
Kent tablolarının büyük kısmı abartılı perspektifleri sebebiyle tartışmaya sebep olmuştur.Daugelis jo miesto paveikslų buvo gana kontroversiški dėl perdėtai gilios jų perspektyvos.
Bu nedenle Hartford, biraz abartılı olarak, "Dünya'nın sigortacılık başkenti" gayri-resmi ismini taşımaktadır.Todėl miestelis neoficialiai vadinamas pasaulio vandens pramogų sostine.
Yetiştiriciler yeni lale çeşitlerine abartılı isimler vermiştir.Tulbikasvatajad andsid uutele sortidele uhkeid nimesid.
Bu rakam abartılıdır.See artikkel on liigist.
Ancak, bazı tarihçiler bunun abartılı bir sayı olduğunu tahmin etmektedir.Osad arheoloogid arvavad aga, et need arvud on liialdatud.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Au început să apară exagerări ale rezultatelor şi populaţia a început să-şi piardă controlul.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Des résultats exagérés commençaient à faire surface et la foule commençait à être incontrôlable.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Empezaron a llegar resultados inflados y la muchedumbre comenzaba a salirse de control.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Felduzzasztott eredmények érkeztek be, a tömeg pedig kezdett megfékezhetetlenné válni.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.I risultati gonfiati cominciarono ad arrivare e la folla cominciò a farsi incontrollabile.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Kabar hasil perhitungan yang dicurangi mulai muncul dan massa semakin tidak terkendali.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.과장된 결과들이 나오기 시작했으며 군중을 억제하는 것이 서서히 힘들어지고 있었습니다.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Những kết quả giả tạo dần dần sáng tỏ và những đám đông bắt đầu vượt ra khỏi sự điều hành.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Overdreven resultaten begonnen binnen te komen en de menigte begon te ontsporen.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Pojawiały się zmanipulowane wyniki na co tłum zareagował żywiołowo i wymykając się spod kontroli.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Prihajali so napihnjeni rezultati in počasi je množica začela uhajati nadzoru.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Resultados inflacionados começaram a aparecer e a multidão estava a ficar fora do controlo.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Überhöhte Resultate kamen herein und die Menge begann, außer Kontrolle zu geraten.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Začali sa objavovať nafúknuté výsledky a dav sa vymykal kontrole.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Začaly přicházet výsledky a dav se začal vymykat kontrole.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Άρχισαν να καταφτάνουν παραφουσκωμένα αποτελέσματα και η κατάσταση άρχισε να βγαίνει εκτός ελέγχου.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Започнаха да обявяват прекалено високи резултати и тълпите излизаха извън контрол.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Начали поступать дутые результаты, и толпа стала выходить из-под контроля.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Почали надходити завищені результати, і натовп неможливо було більше контролювати.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.תוצאות מנופחות התחילו להגיע וההמון החל לצאת משליטה.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.بدأت يأتي تضخم النتائج وبدأت الجماهير في الخروج عن السيطرة.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.暴徒たちは手に負えなくなり始めました 路上で目の当たりにしたのは怒れ狂う暴力です
Bence bu biraz abartılı bir oran, çünkü erkeklere sadece제가 보기에는 어느 정도 과장이 있어요. 왜냐하면 대부분의 남자들에게
Bence bu biraz abartılı bir oran, çünkü erkeklere sadeceשזה אני חושבת אבל מנופח כיוון שכל כך הרבה גברים, אם רק תשאלו
Bence bu biraz abartılı bir oran, çünkü erkeklere sadeceوأنا اعتقد أن هذا أمر مبالغ فيه لأن الكثير من الرجال إذا قلت لهم فقط
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.És ez nálam túlgesztikulálást jelent.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.Et dans mon jeu, cela signifie que vous surgesticulez.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.În mediul meu, asta înseamnă să exagerez gesturile.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.제 분야에서라면, 과장된 행동을 하는 것입니다
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.Nel mio campo, esagerate con i gesti.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.Und in meinem Spiel heisst das, man übergestikuliert.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.Và trong nghề nghiệp của tôi, thì đó có nghĩa là khoa tay múa chân quá đà.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.V mém případě to znamená, že přehnaně gestikulujete.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.W moim przypadku, przegestykulujecie.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.Y, como director, eso significa sobre gesticular.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.И, в моем случае, это означает, что вы совершаете много лишних жестов.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.И в моята професия, това означава, че вие свръхжестикулирате.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.І в моїй грі це значить, що ви надмірно жестикулюватимете.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.ובמשחק שלי, זה כרוך בשימוש במחוות מוגזמות.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.و في مهنتي فذلك يعني المزيد من استخدام حركة اليد
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.狂った風車みたいになることでしょう
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.Először is a Marshall Terv jó hatása túl van értékelve.
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.Erstens, weil die Erfolge des Marshall-Plans übertrieben wurden.
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.In primo luogo perché i benefici del piano Marshall sono stati sovrastimati.
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.Jednak protože přínosy Marshallova plánu byly nadhodnoceny.
Bir, çünkü Mashall Planının faydaları abartılı olarak ifade edilmiştir.첫째, 마샬 플랜에서 얻을 수 있는 이익이 과장되어 있기 때문입니다.

İlgili Sayfalar