abartı ile cümle

abartı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu çok abartılı olur Tom.It would be overkill, Tom.
Mary abartılı bir elbise giymişti.Mary wore an extravagant dress.
Çoğu zaman abartır.He quite often exaggerates.
"Mübalağa", "abartı" demenin daha fiyakalısı."Hyperbole" is a fancy way of saying "exaggeration."
Karikatür tarihsel olarak bireylerin abartılı özelliklerini sergilemek anlamına gelmektedir.The caricature is historically meant to showcase exaggerated features of individuals.
Yaptıklarıyla -bir konu abartılsa bile- onlara hadlerini bildirdi.It knew his campaigns, he subjected it to torment.
Ancak Beevor bu açıklamanın abartılı olduğunu ileri sürmektedir.However, Ellwood argues that the explanation is more complex than that.
Ancak 100 bin rakamı fazlasıyla abartılıdır.300 bin rakamının abartılı olduğunu düşünmüyorum.
Anlatımdaki ve sayısal verilerdeki kasıtlı abartısıyla ünlüdür.He is notorious for his wilful exaggeration, both in narrative and numerical statements.
Kent tablolarının büyük kısmı abartılı perspektifleri sebebiyle tartışmaya sebep olmuştur.Many of his urban paintings were quite controversial due to their exaggerated, plunging perspective.
Ancak bu sayıyı abartılı bulanlar da vardır.A quantity of one dirham-weight (ca.
Bana o sahne fazla abartı geldi.We were really appalled by that scene.
Fakat modern tarihçiler bunun abartılmış olduğunu düşünmekteydiler.Scholars today believe this was somewhat exaggerated.
Sebeplerin pek çoğu abartılmıştır.Many of these reasons overlap.
Yetiştiriciler yeni lale çeşitlerine abartılı isimler vermiştir.Growers named their new varieties with exalted titles.
Bu yaklaşım abartılı olabilir.This view is probably exaggerated.
Danimarka: Dışişleri Bakanı Lene Espersen İsrail'in abartılı güç kullanmasını kınadı.Danish Foreign Minister Lene Espersen required EU sanctions against Gaddafi.
Amerikan toplumunun karanlık yönlerinin abartılmış hali olarak çizilmiştir.Its views of American society were particularly dark.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.These numbers are certainly exaggerated.
Oldukça abartılı olan bu acı korkusu, anksiyeteye yol açabilir.A reckless disregard for the likelihood of causing emotional distress is sufficient.
Bu sayıyı "muhtemelen abartılı" olarak kabul eden tarihçiler de mevcuttur.This figure is regarded by at least one serious historian of the matter as "probably exaggerated."
Günümüz tarihçileri çoğunlukla bu rakamları abartılı bulmaktadır.Modern historians generally dismiss these numbers as exaggerations.
Her meseleyi çok abartır ve çok yalan söyler.He is very disorderly and find a lot of problems easily.
Bu yaptığım işin abartılmış hali.That's sort of an exaggeration of what I do.
Bu biraz abartılı, ben daha çok sokak insanı gibi bir şeyimThat's a bit lofty; I'm really more of something like a street walker.
Ve biraz abartıya kaçmış olabiliriz, ama israf sorunu dünya çapında.And we may have invented excess, but the problem of waste is worldwide.
Abartılı sonuçlar çıkmaya başladı ve kalabalık kontrolden çıktı.Inflated results started coming in and the mob was starting to get out of control.
Ve binanın tasarımı abartısız buydu.So that literally was the design of the building.
Bu biraz abartı oldu, Frodo.Okay, that is a stretch, Frodo.
Bence çok abartıyorsun.You're losing grip on reality.
Bu, "biz onlara karşı" görünümünü abartır.It magnifies the us-versus them aspect of it.
Şimdi biraz abartılı, itiraf ediyorum.Now it's a little extreme, I admit.
Uyumlu giyinme abartılıyor.Fitting in is way overrated.
Sağdan ikinci adama bakalım, hayrete düşmüş gözüküyor, ifadesi abartılı.Look at the man who is second from the right. He looks astonished, I mean he's really absurd.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Second, I told Emma that the urban tribe is overrated.
7/24 biraz abartılmış hali, ancak pratik ister.24/7 is a little bit of an exaggeration, but it does take practice.
Bu gerçek bir tıbbi ihtiyaç, abartısız hayat kurtarıcı bir bağış.This is a real medical need, literally a life-saving donation.
Yüzde 58'i evet cevabını vermiş. Bence bu biraz abartılı bir oran, çünkü erkeklere sadeceWell, 58 percent said yes, which I think is overinflated though because so many men if you just say,
Ancak gene de tecrübe, bilgelik, yaş konusu biraz abartılmış olabilir.But it may be that there is an exaggeration of that sense of experience, wisdom and age.
Sonsuz biraz abartı ama, harcamak isrediğimden daha fazla zamanımı alır.Not forever, but just more time than I want to spend.
Asla bir insanın tüm ihtiyaçlarını karşılayamazsınız eğer işleri abartırsanız.You know, there's no way that you can do anything for anyone if you overdo things.
Şimdi bu sadece birazcık abartılı.Now, that is only a little bit hyperbolic.
Onlar herhangi birinin kaderini içine girmek için çok halisünasyon ve abartılı.They were too phantasmal and extravagant to enter into any one's fate.
Hiç abartısız söylüyorum bunu.And I mean that quite literally.
Bu belki doğru, belki de abartı.Well, maybe that's true, maybe that's an exaggeration.
Bense abartıldığı kadar etkilenmedim.And I wasn't that impressed.
Yani, 'zıplamak' demek biraz abartılı oldu.Well, jump in is a bit of an exaggeration.
Bu abartı değil.This is no exaggeration.
Yoksa bir karafatmanın beynindeki hücrelerin çarpışmasının abartılmış sesi midir?Or is it the amplified sound of a synapse firing in the brain of a cockroach?
Kızı elde etmek için abartısız konuşup rol yapacaksın.You'II act and speak cool to get the girl.
Neden bu kadar abartıyorsun?Why must you be so extreme?
Eksikliğinizi abartılı bir şekilde telafi etmeye çalışırsınız.You overcompensate.
Benim işimde de bu abartılı jestler yapmak demektir.And in my game, that means you overgesticulate.
Hakkında söylenenleri duymuş ...abartılı olduğunu düşünmüşShe says you are conceited ...but perhaps lack substance
Korkularınızı abartırsınız. Ve yenilginin getireceği aşağılanmadan korkarsınız.You exaggerate your fears, and you're terrified about the humiliation of defeat.
"Çok abartıyor, aşırı büyütüyor""Gosh, that's hyperbole. She's exaggerating."
Bazen sadece çöpten ibaretler ama basın abartıyor.Sometimes it's garbage, but the press is snowed.
Fakat kişilik acıyı abartır.But identity exaggerates pain.
Sonrasında o abartılır ve zihinde; korku gelir.Then it gets exaggerated and in the mind; fear comes.
"Oldukça abartılı Eski Bicky, efendim," Ben chappie yardım dedi."Old Bicky rather exaggerated, sir," I said, helping the chappie out.
İlgili Sayfalar