aşırı ile cümle
aşırı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Aşırılığı hoş görmüyoruz.We do not tolerate extremism.
Marie aşırı derecede kızardı, başını indirdi ve hiç karşılık vermedi.Marie blushed exceedingly, lowered her head, and made no reply.
Tom sarhoş olabilirdi ama aşırıya kaçmadı.Tom could've been intoxicated, but he acted sober.
Tom aşırı kilolu olmadığını söyledi.Tom said he wasn't overweight.
Aşırı kilolu olduğumu biliyorum.I know that I'm overweight.
Tom bunu gün aşırı yapar.Tom does that every other day.
Tom Mary'yi kendine aşırı güvenmemesi konusunda uyardı.Tom warned Mary not to be overconfident.
Tom eskiden olduğu kadar aşırı kilolu değil.Tom isn't as overweight as he used to be.
Tom Mary'nin aşırı kilolu olduğunu söyledi.Tom said that Mary was overweight.
Tom şimdi aşırı zengin.Tom is filthy rich now.
Tom aşırı zengin.Tom is filthy rich.
Tom'un babası: "Tom, aşırı tepki gösteriyorsun." Tom: "Cehenneme kadar yolun var'"Tom's dad: "Tom, you overreact." Tom: "Fuck you!"
Tom aşırı süratli gidiyor.Tom is driving too fast.
Tom Mary'nin göründüğü kadar aşırı heyecanlı görünmüyordu.Tom didn't seem to be as frantic as Mary seemed to be.
Aşırı tepki verdiğini düşünmüyor musun?Don't you think you're overreacting?
Sami kendini savunmak için aşırı güç kullandı.Sami used excessive force to defend himself.
Sami aşırı halsiz gibi görünüyordu.Sami sounded lethargic.
Sami aşırı kayıp yaşadı.Sami suffered excessive loss.
Sami aşırı derecede yorgundu.Sami was overly tired.
Sami ve Leyla'nın ikisi de aşırı derecede yorgundular.Sami and Layla were both overly tired.
Sami halk için aşırı bir riskti.Sami was an extreme risk to the public.
Sami aldığı aşırı dozda uyku hapından öldü.Sami died from an overdose of sleeping pills that he had taken.
Aşırı kilolu veya obez olmak sağlıksızdır.Being overweight or obese is unhealthy.
Sami aşırı samimi ve naifti.Sami was overly friendly and naive.
Tom'un aşırı heyecanlanmış olduğunu biliyorum.I know Tom is frantic.
Tom aşırı tepki veriyor, değil mi?Tom is overreacting, isn't he?
Tom ve Mary aşırı tepki veriyor.Tom and Mary are overreacting.
Bugün rüzgarlı ve aşırı yağmurlu.It is windy and very rainy today.
Dışarısı aşırı soğuk olduğundan dolayı yatakta dinleniyorum.I'm staying in bed, because it's too cold outside.
Şu an aşırı derecede meşgulüm.I'm extremely busy right now.
Bu kahve aşırı sert.This coffee is too strong.
Aşırı ırkçı bir gruba katıldı.He joined an extremely racist group.
Sığınmacı kampları aşırı kalabalık.The refugee camps are overcrowded.
Aşırı çok parası var.He has got a lot of money.
Bugün aşırı fazla içtim.I drank too much today.
Limonata aşırı şekerli.The lemonade is too sugary.
Hava aşırı sıcak.The weather is extremely hot.
Aşırı incir tüketmek cırcıra davetiye çıkarabilir.Consuming figs in excess could cause loose stools.
Bence bu aşırı umut bağlamak olur.I think that that would be too much to hope for.
Tom evde aşırı fazla zaman harcıyor. Daha fazla dışarı çıkmalı.Tom spends too much time at home. He should get out more.
Tom evde aşırı fazla zaman harcıyor.Tom spends too much time at home.
Tom bilgisayar başında aşırı fazla zaman geçirmekte.Tom has been spending too much time on the computer.
Ben senin yaşındayken aşırı içki içerdim.I used to drink excessively when I was your age.
Milly'nin kanında aşırı miktarda alkol vardı.Milly had an excessive amount of alcohol in her blood.
Hiroşi aşırı çalışmaktan öldü.Hiroshi died from karoshi.
Çorba aşırı tuzlu!There's too much salt in the soup!
Ve aşırı balık avı beni çıldırttı.And excessive fishing made me crazy.
Zaman Lordları (ya da en azından Doktor) aşırı derecede hızlı okuyabilir.Time Lords, or at least the Doctor, can read extremely quickly.
1936'da bir paraşüt kulesi inşa edildi ve aşırı faaliyetler için kullanıldı.In 1936, a Parachute tower was built and used for extreme activities.
Bu koşullar altında, aşırı yatırım kaçınılmazdır.Under these circumstances, overinvestment is inevitable.
Aşırı durumlarda, bir kişi sadece o gözdeki karanlıktan ışık verebilir.In extreme cases, a person may only be able to tell light from dark in that eye.
Allison aşırı fakirlik yüzünden aile bireylerinin ölümlerine şahit oldu.Allison had witnessed family members die because of the extreme poverty.
Ailesine karşı aşırı koruyucu olabiliyor ama en çok Tess'le uğraşır.He can be a bit overprotective of his family, but he struggles the most with Tess.
Prader-Willi, aşırı yemek ve öğrenme zorlukları ile ilişkili bir gelişimsel bozukluktur.Prader–Willi is a developmental disorder associated with over-eating and learning difficulties.
Büyüdükçe, o ve erkek kardeşi Ziyad Rahbani'nin çalışmalarından aşırı derecede etkilendi.Growing up, she and her brother were heavily influenced by Ziad Rahbani's works.
Ayrıca sevdiklerine karşı da aşırı sadıktır.He is also fiercely loyal to his loved ones.
Hepsinin gözleri aşırı derecede büyük işlenmiştir.They have large closely placed eyes.
Sandra Green (Marlo Thomas): Rachel'ın aşırı korumacı annesi.Sandra Green (Marlo Thomas): Rachel's overprotective mother.
Theodoros yetenekli ve aşırı hırslıydı.Theodore was capable and extremely ambitious.
Çin aşırı üretimi durdurmak için son beş on yılda binlerce kömür madenini kapatmıştır.China has closed thousands of coal mines over the past five to ten years to cut overproduction.