aşırı ile cümle
aşırı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Ο Σέιγκαν θεώρησε πως η ατμόσφαιρα της Αφροδίτης είναι εξαιρετικά θερμή και πυκνή.
Aşırı derecede yapıldığında beyin yıkama olarak tanımlanır.Στην ακραία μορφή του πρόκειται για την πλύση εγκεφάλου.
Hyper "üstün, aşırı" anlamlarına gelmektedir.«Maximus» σημαίνει Ανώτατος, Ύπατος.
Serinletici içecekler içmede de aşırı gidilmemelidir.Κανένα ζώο δεν πρέπει να πίνει υπερβολικό αλκοόλ.
Ölümünden bir hafta önce aşırı derecede hastalanmıştır ve zamanının çoğunu yatakta geçirmiştir.Σε ηλικία 14 ετών, αρρώστησε σοβαρά και πέρασε ένα μεγάλο μέρος του χρόνου στο κρεβάτι.
Aşırı tüketimi de öldürmektedir.Επίσης υπάρχει και η ακράτεια από υπερπλήρωση.
Aşırı ağrıya neden olabilir.Καταπραύνει τον δυνατό πόνο.
Kişilere ve olaylara aşırı duyarlılık.Αλλόκοτοι άνθρωποι και άλλα διηγήματα.
40 yaşında aşırı dozda uyuşturucu kullanımı nedeniyle ölmüştür.Σε ηλικία 32 ετών, πέθανε από υπερβολική δόση ναρκωτικών ουσιών.
Bu sefer kendini aşırı kilolu kızıl saçlı bir adamın bedeni içerisinde bulur.Σε ορισμένα κόκκινα φύκια μπορεί να λάβει τη μορφή μιας καχεξίας εντός του θαλλού.
Fakat, padişahların aşırı iltifatları daima tehlikeli olmuştur.Όμως η αριθμητική υπεροχή των εχθρών ήταν συντριπτική.
Bu aşırı büyük Öbek III yıldızların soyu çok uzun zamandır tükenmiştir ve ancak teorik olarak bulunurlar.Denne generation af supermassive population III stjerner er længe uddøde og er kun teoretisk beskrevet.
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.Marge er den velmenende og yderst tålmodige moder i Simpson-familien.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Hvis man indtager for mange drikkevarer med sukker, øges risikoen.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.Savlen eller en meget syg fremtoning indikerer andre medicinske tilstande.
89 yaşında hasta ve neredeyse tamamen kör olan Gellhorn aşırı doz ilaç alarak intihar etmiştir.I en alder af 89, syg og næsten blind, begik hun selvmord ved indtagelse af en giftpille.
Son yıllarda, mağazalarda, Black Friday gününde, aşırı kalabalıktan dolayı kaza oranı artmıştır.På forbrugersiden har interessen for Black Friday set en eksplosiv vækst de seneste par år.
Erkek kimonoları genellikle tek bir temel biçimdedir ve genellikle aşırıya kaçmayan renklerde olur.Mænds kimono har oftest én basal form og er af dæmpede farver.
Aşırı heyecan hallerinde kendini kolayca kaybediyor olma.Tag ikke tilfældig modgang alt for alvorligt.
Sarımsağın aşırı tüketiminin bazı yan etkileri olabilir.En kraftig begrænsning af kulhydratindtaget kan have bivirkninger.
Eyalet yılda dört defa Pasific tayfununa maruz kalır ve bazıları aşırı tahribat yapar.Staten har gennemsnitligt 50 dage om året med tordenvejr, af hvilke nogle kan være temmelig kraftige.
Avrupa sistemi sadece aşırı durumlarda askeri amaçlar için kapatılmaya tabi olacaktır.De vil i tilfælde af en militær konflikt udelukkende blive anvendt mod militære mål umiddelbart i nærheden.
Bu düşünce S-dizey kuramından daha aşırı bir yaklaşımdır.Mht. kunst er en definition så meget mere nødvendig.
21 Şubat'ta aşırı derecede açılmış olan Sovyet kanatlarına bir karşı saldırı başlattı.Den 21. februar 1943 indledte han en modoffensiv ind i den alt for lange, sovjetiske flanke.
Küresel aşırı tedarik, hem iç hem de dış ülkelerde iflaslara ve üretimde kesintilere neden olmuştur.Hjemmesiden er blevet kritiseret, både inde og uden for USA, for bias og unøjagtigheder.
Bu aşırı süssüzlük, Palladyanizm'in bir özelliğiydi.Denne mangel på udsmykning skulle blive et af trækkene ved palladianismen.
Teknik olarak Uchiha klanı aşırı sevginin doğurduğu nefret dolu bir klandır.Uchiha-klanen: Uchiha klanen var en af de største og mest eftertragtede klaner.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Til sidst tog hun en overdosis sovetabletter skyllet ned med alkohol.
Bazen ani ve aşırı kilo alımı görülür.Hyppige og kraftige opkastninger af tiltagende størrelse.
Ailenin aşırı dindar bulunmamasına rağmen, Paul İbranice ve Yahudi tarihi eğitimi aldı.Til tross for at familien ikke var spesielt religiøs studerte Paul hebraisk og jødisk historie.
Kuzey Avrupa toplumlarındaki kadar aşırı olmasa da Fransa'nın kuzeyinde ve İtalya'da da bira tüketiliyordu.Selv om det var mindre vanlig enn i nord så ble øl drukket selv i nordre Frankrike og på Italias fastland.
Aşırı yüksek veya düşük sıcaklıklar nadiren görülmektedir.Ekstremt høye og lave temperaturer er sjeldne.
Flaminius, aynı Sempronius gibi sabırsız, aşırı güven ve kendini kontrol etme eksikliği içindeydi.Flaminius, som Sempronius, var utålmodig og for selvsikker, samtidig som han manglet selvkontroll.
Beyaz cücelerin keşiflerinden kısa bir süre sonra aşırı yoğun olduğu bulundu.Hvite dverger ble funnet å være ekstremt kompakte kort tid etter oppdagelsen.
Bu, Dakka'yı muson mevsiminde siklonlar ve aşırı yağış yüzünden meydana gelen sellere karşı kılar.Dette gjør at Dhaka er utsatt for flom i løpet av monsunsesongen på grunn av kraftig regn og sykloner.
Aşırı şekilde hasar görmüş olan orijinali uzun zaman önce kaybolmuştur.Det originale eksemplaret hadde for lenge siden gått tapt.
Beynin normalde çalışması ile ilgili elektriğin aşırı ve kontrolsüz yayılımı sonucu oluşur.Denne skyldes en plutselig og ukontrollert forstyrrelse av hjernebarkens elektriske aktivitet.
1979 yılında Sid Vicious aşırı doz eroinden hayatını kaybetti.1979 – Sid Vicious dør av overdose etter å ha tatt livet av kjæresten fire måneder før.
Aşırı sağcı László Bárdossy de bir sonraki başbakan oldu.Den høyreradikale László Bárdossy etterfulgte ham som statsminister.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Bruk av sovepiller ble også funnet å være assosiert med økt dødelighet.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.De oppgitte tallene er formodentlige overdrevet.
Bu aşırı derece büyük bir birimdir.Den er altså en ubenevnt størrelse.
1927 - Okyanus aşırı ilk telefon görüşmesi, New York'tan Londra'ya yapıldı.1927 – Første transatlantiske telefonsamtale; fra New York til London.
Aşırı tanıStorehesten opp
Aşırı saç dökülmesine yol açabilir.I tillegg gir den visstnok grundigere barbering.
Aşırı avlanma nedeniyle tehdit altındadır.Arten er truet av ulovlig jakt.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Jernkorsets ridderkors ble gitt som anerkjennelse for ekstremt mot i kamp og militært lederskap.
Protestan Kiliseleri arasında aşırı görüş ayrılıkları vardır.Praksis varierer innenfor protestantiske kirker.
Hematofobi (Kan korkusu) kana karşı duyulan aşırı ve önlenemez korku durumudur.Hematofobi er en ekstremt og irrisjonell frykt for blod.
Kişilerde aşırı stres ve asabiyet görülebilir.Det kan forekomme overfølsomhet og irritabilitet.
Bauer, bunalım ve aşırı kuşkudan muzdaripti.Lady Byron ble økende frustrert og desperat.
Aşırı büyüklükteki gözleri, göz oyuğunda hareket edemez.Det er ingen bevegelig pigg under øyet.
Ekim ayında Limerick kentini kuşatan Ireton aşırı soğuklar nedeniyle kuşatmayı kaldırmak durumunda kalır.Ireton dro deretter videre til Limerick ved oktober, men måtte avlyse beleiringen grunnet kulde og dårlig vær.
Aşırı uzunluktaki esnek kulaklara sahiptir (İsmi burdan gelmektedir.).Maka hadirin sekalian di dalam ruang sidang tertawa mendengarnya.
Margot Robbie, Harleen Quinzel / Harley Quinn: Aşırı çılgın bir kötü ve eski akıl hastalıkları uzmanı.Margot Robbie sebagai Harleen Quinzel / Harley Quinn: Seorang penjahat super gila dan mantan psikiater.
Bu aşırı büyük Öbek III yıldızların soyu çok uzun zamandır tükenmiştir ve ancak teorik olarak bulunurlar.Namun, generasi bintang-bintang populasi III yang masif ini sudah lama punah dan hanya ada secara teoretis.
Bu tip jiroskoplar aşırı derecede doğru ve istikrarlıdır.Giroskop jenis ini bisa sangat akurat dan stabil.
Hitler'in stratejik planı aşırı derecede hırslıydı.Rencana Hitler untuk Prora lebih ambisius.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Konsumsi minuman yang mengandung pemanis gula berlebihan juga berhubungan dengan peningkatan risiko.
1965 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağcı Jean-Louis Tixier-Vignancourt'u desteklemiştir.Tahun 1965, ia membantu kampanye dari kandidat ekstrem kanan bernama Jean-Louis Tixier-Vignancour.