aşırı ile cümle
aşırı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir tümen, izlemesi gereken güzergahı kaybetti ve birçok aracın motoru aşırı ısındı.Az egyik hadosztály eltévedt és a járműveik motorja túlmelegedett.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Fenntartásának módjai: a gazdagság és a szegénység szélsőségeit kerülni kell.
Sebebi bölgedeki aşırı yağışlardı.A térségben rendkívül heves esőzések voltak.
Londra’nın Doğu Yakası’nda bulunan Whitechapel mahallesi gittikçe aşırı kalabalıklaşmıştır.London East Enden található Whitechapel nevű negyede hihetetlen mértékben túlzsúfolttá vált.
Bu aşırı tahmini değerlerin şu an tam olarak doğru olmadıkları düşünülmektedir.Ezeket az extrém becsléseket azonban jelenleg valószínűtleneknek tartják.
Aşırı salya veya hastalıklı görünüm başka bir hastalığın varlığına işaret eder.A nyáladzás vagy a beteges külső megjelenés jellemzően más egészségi állapotokra utal.
Hastalar genellikle aşırı sıvı kaybederler (dehidratasyon).A beteg rengeteg vizet veszít és kiszárad (dehidráció).
Bu olay sadece aşırı uzun vadede gerçekleşecektir.Ez a jövőkép a rendkívül távoli jövőben történik csak meg!
Özellikle C-47 gibi sayısı cok olan uçaklar gün aşırı sortiler yaptı.A legyártott repülőgépek többsége C–47 volt.
Aşırı kuşkucu bir adam olmuştur.Rendkívül bogaras ember volt.
Mac işletim sistemindeki 68000 emülatörü 8KB’a uymadı ve bu yüzden bilgisayar aşırı derecede yavaşladı.A 680x0 emulátor nem fért bele 8 kilobájtba, és ez drasztikusan lelassította a működést.
Aşırı milliyetçi politikalarından dolayı Rusya'da resmi olarak seçimlere katılabilme iznine sahip değildi.Éppen ezért ideológiai okokból a Szovjetunióban hivatalosan nem is fogadták el.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.Ennek köszönhetően a számuk feltehetően magasabb.
Yeni Bundesliga sezonunda 27. hafta asırı başarısızlık yüzünden takımdan ayrılmak zorunda kaldı.Az Amerikai Nagydíjon a 27. körben a felfüggesztés hibája miatt volt kénytelen feladni a futamot.
Aşırı idrar yapma isteği, özellikle geceleri görülür.Növelni kell a közbiztonságot, főként éjszaka.
Bu sebepten dolayı ne aşırı bir sıcaklıktan ne de aşırı bir soğuktan bahsedilebilmektedir.Ez azt jelenti, hogy nem jellemző a forróság és a fagy sem.
50,000 kadar aile Göktürkler'e bağlandı ve bu durum Göktürkler'in aşırı derecede güçlenmesini sağladı.5000-ben háziasították a lovat, amivel jelentősen mozgékonyabbá váltak.
Wayne'i tüm kabalıkları haricinde onu aşırı derecede seviyordur.Megdöbbenve hallja, hogy bűnei ellenére anyja még mindig szerette Wayne-t.
Finlandiya'da bulunan aşırı milliyeçi unsurlar "Büyük Finlandiya" hayalini kuruyordu.Bevándorlók generációi követték a „kaliforniai álmot”.
Bölünerek yıkılan alyuvarlar aşırı miktarda bilirubin maddesi üremesine neden olur.A műtéti úton szerzett sérülések sokkal specifikusabb memóriazavarokat eredményeznek.
Buradan harekele ilçemizde aşırı bir nüfus artışı olduğu göze çarpar.)A lépésre a csapatok létszámának drasztikus növekedése miatt volt szükség.)
Niyasinin aşırı miktrada kullanımı ölümcül olabilir.Túlzottan nagy mennyiségű kálium elfogyasztása halálos lehet.
Benzer aşırı görüşler Doğu Avrupa'ya da yayıldı.Hasonló hatalmi jogosítványok feltűnnek Nyugat-Európában is.
Bu durumun sebebi kısmen aşırı kalabalık ve emniyetsiz pişirme yöntemleri olarak gösterilmektedir.Ezt részben a túlnépesedésnek, részben a nem biztonságos főzési megoldásoknak tulajdonítják.
Las Colinas, Playa del Seville, Doğu Los Santos, Willowfield gibi bölgelerde oturanlarsa aşırı fakirdir.Terület: Los Santos: Playa Del Seville, Willowfield, Keleti Part és az Óceáni-Dokkok.
Yetkin olmayan insanlar becerilerine aşırı değer biçme eğilimindedirler.De az emberiség nem elég érett hozzá, hogy fontos dolgokat irányítson.
Hayvanlar bu süreç içinde aşırı derecede beslenmemelidir.Előbbi esetben ne etessük az anyaállatot a költési időszakban.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Felfedezte, hogy a Vénusz felszíne nagyon forró és felhők takarják.
İspanyol aşırı sağcılarca kullanılıyor.A nyelvet erős spanyol hatás érte.
Sagan, Venüs'ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlamıştır.Sagan todisti, että Venuksen ilmakehä on erittäin kuuma ja tiheä.
Monica'ya özellikle abisi Ross tarafından sık sık çocukluğunda aşırı şişman olmasıyla ilgili şaka yapılır.Varsinkin Monican veli Ross kiusoittelee häntä usein siitä, että hän oli erittäin ylipainoinen lapsi.
Fakat bu rakamlar büyük olasılıkla aşırı abartılmış rakamlardır.Tosin luvut ovat epäilemättä liioiteltuja.
Aşırı uyuma hali de gerçekleşebilir.Myös liian pitkistä yöunista voi olla haittaa.
1978 yılında aşırı dozda uyku ilacıyla intihar etti.Hän teki itsemurhan 1962 ottamalla yliannostuksen unilääkkeitä.
Bu altı yılda devrimin aşırı radikal yönleri düzenli olarak törpülendi.Sitä uudistettiin neljän vuoden välein melko radikaalisti.
Eşinin açıklaması o gece aşırı alkollü olduğudur.Lisäksi hänen muistinsa oli kateissa kyseisenä yönä voimakkaan humalan takia.
Aşırı alkol alımı sonucu 1999'da hayatını kaybetmiştir.Alkoholin liikakäyttö aiheutti lopulta hänen kuolemansa 1957.
Ayrıca sevdiklerine karşı da aşırı sadıktır.Silti he ovat lojaaleja hänelle.
1927 - Okyanus aşırı ilk telefon görüşmesi, New York'tan Londra'ya yapıldı.Ensimmäinen transatlanttinen puhelinsoitto New Yorkista Lontooseen soitettiin 1928.
Aşırı saç dökülmesine yol açabilir.Tilaan voi liittyä lisääntynyt hiusten irtoaminen.
Servisler, genellikle, kullanıcı ile ilgili aşırı bilgiye erişilmesini gerektirir.Sen sijaan ne keräsivät käyttäjän laitteelta tarpeettoman paljon tietoa.
Bauer, bunalım ve aşırı kuşkudan muzdaripti.Taylor oli paniikissa ja epäröi.
Görünüşe göre uyku haplarının aşırı dozda alındığı bir ilaçla intihar etmişti.Hän yrittää itsemurhaa ottamalla yliannoksen unilääkkeitä.
Antik Roma tiyatrosu aşırı derecede Yunan geleneğinden etkilenmiştir.Antiikin Rooman teatteri perustui pitkälti kreikkalaisen uuden komedian perinteeseen.
Aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.Saastunut hengitysilma on haitallista ihmisille.
Aşırı salgılanması, böbreklerde çeşitli bozukluklara yol açabilir.Liian nopea pään ulostulo saattaa aiheuttaa välilihan repeämiä.
89 yaşında hasta ve neredeyse tamamen kör olan Gellhorn aşırı doz ilaç alarak intihar etmiştir.Gellhorn teki itsemurhan 89-vuotiaana, taisteltuaan pitkään syöpää ja sokeutumista vastaan.
Serez bölgesinde İMDÖ'nün liderlerinden ve örgütün aşırı solcu kanadının başında yer aldı.Perustamisestaan lähtien Weimarin tasavalta oli vasemmiston ja oikeiston ääriliikkeiden paineessa.
Tek çocuk politikası 1979 yılında aşırı nüfus artışının önlenmesi amacıyla uygulanmaya koyuldu.Kiinassa on noudatettu vuodesta 1979 yhden lapsen politiikkaa väestönkasvun hillitsemiseksi.
Türün, büyük olasılıkla aşırı avlanma sonucu yok olduğu tahmin edilmektedir.Se hävisi sukupuuttoon todennäköisesti liiallisen metsästyksen vuoksi.
20 metre aşağıda olan göl yüzeyi aşırı yeraltı suyu kullanımı nedeniyle daha da alçalmaktadır.Metsäinen mäki kohoaa vajaa 20 metriä Salajärven vedenpintaa korkeammalle.
1969'da aşırı dozda ilaçtan ölmüştür.Hän kuoli keuhkotautiin vuonna 1949.
Serinletici içecekler içmede de aşırı gidilmemelidir.Klooraamatonta pintavettä ei tule juoda.
Kadınlara olan aşırı zaafı yüzünden başı çeşitli dertlere girer.Hänen äitinsä muodostaa tahollaan hankalia parisuhteita erilaisten naisten kanssa.
Şok genel anlamda aşırı büyüklükteki kuvvetler için kullanılır.Erotukseksi äärelliselle lukumäärälle käytetään äärettömille joukoille lukumäärän mittana mahtavuutta.
Aşırı zenginlik ve yoksulluk kaldırılmalıdır.Οι ακρότητες του πλούτου και της φτώχειας έχουν καταργηθεί.
Şekerle tatlandırılan içeceklerin aşırı tüketimi, risk artışıyla bağdaştırılmaktadır.Η υπερβολική κατανάλωση ζαχαρούχων ποτών συνδέεται με αύξηση του κινδύνου.
Ekloga'da ölüm cezası ancak çok aşırı durumlarda öngörülmüştür.Η θανατική ποινή επιτρέπεται μόνο σε περιόδους πολέμου.
Fakat 24 Kasım`da aşırı antidepresan alımına bağlı olarak öldü.Στις 25 Νοεμβρίου 1974, πέθανε από υπερβολική δόση συνταγογραφημένου αντικαταθλιπτικού.
Bu durumun sebebi kısmen aşırı kalabalık ve emniyetsiz pişirme yöntemleri olarak gösterilmektedir.Αυτό έχει αποδοθεί εν μέρει στον συνωστισμό και τις μη ασφαλείς συνθήκες μαγειρέματος.