Böylece bir aydan kısa bir sürede bir felç vakasından hedefli bir aşılama kampanyasına geçildi.Таким чином, менш як за місяць ми пройшли від одного випадку зараження до цільової вакцинації.
Böylece bir aydan kısa bir sürede bir felç vakasından hedefli bir aşılama kampanyasına geçildi.כך שבפחות מחודש, הם עברו ממקרה אחד של שיתוק לתוכנית חיסון ממוקד.
Böylece bir aydan kısa bir sürede bir felç vakasından hedefli bir aşılama kampanyasına geçildi.لذا ففي أقل من شهر، مضينا من حالة إصابة واحدة لشلل الأطفال لهدف حملة التطعيم كاملاً.
Böylece yatırımcılarımıza ve aşılama barınaklarına rehberlik edip,また、ワクチン接種スタッフの滞在先を探しました。
Böylece yatırımcılarımıza ve aşılama barınaklarına rehberlik edip,우리의 투자와 백신투약자 숙소 등을 계획할 수 있었고
Böylece yatırımcılarımıza ve aşılama barınaklarına rehberlik edip,כך שיכולנו להנחות את ההשקעות שלנו ואת מקלטי החיסון
Böylece yatırımcılarımıza ve aşılama barınaklarına rehberlik edip,مما يساعدنا في تحديد خططنا و اختيار مخيمات اللقاح
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaKínai vannak kitéve állandó propaganda ez a hivatali esküjét
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaKinesisk er udsat for konstante propaganda
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propaganda이것은 뒷면에 있었어요 주입 강의 모두의 일부입니다 공산주의자 프로그램 중국어는 상수를 받게됩니다 선전
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaNyt ilmoitetut saada laittaa tuotanto läheisissä varmasti kylässä he kokeilevat kastelu täällä oli melko jne
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaTrung Quốc để liên tục tuyên truyền điều này đã được chính thức tuyên thệ nhậm chức
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaזה היה ב האחורי הרצאות אינדוקטרינציה הם חלק מכל תוכנית הקומוניסטית סינית חשופים מתמיד תעמולה
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propagandaوكان هذا في العمق محاضرات التلقين هي جزء من كل الشيوعية برنامج ويتعرض الصينية إلى ثابت دعاية
Bu arka idi aşılama ders her bir parçası komünist programı çince sürekli maruz propaganda教化の講義は、すべての一部である 共産主義のプログラム 中国人は一定に供される プロパガンダ これは正式に就任した
Bu yarışma, boğmaca ve aşılama konusunda düzenlenmiş bir halkla ilişkiler provasıydı.Foi um exercício de relações públicas para difundir informações sobre tosse convulsa e sobre imunização.
Bu yarışma, boğmaca ve aşılama konusunda düzenlenmiş bir halkla ilişkiler provasıydı.Het was een PR stunt om te informeren over kinkhoest en immunisatie.
Bu yarışma, boğmaca ve aşılama konusunda düzenlenmiş bir halkla ilişkiler provasıydı.To było ćwiczenie z PR aby ludzie dowiedzieli się o wirusie i o szczepionce.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Aşa că, modul în care am eradicat variola a fost -- nu puteam vaccina pe toată lumea.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Así, la forma como erradicamos la viruela fue --las vacunaciones masivas no funcionarían.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.A więc - jak zwalczyliśmy ospę? Masowe szczepienia nie mogły zadziałać.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Donc, voilà comment nous avons éradiqué la variole - une campagne de vaccination massive n'aurait pas marché.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.이런 상황에서 우리가 선택한 천연두 퇴치 방법은--예방접종을 최대로 늘려서 될 일이 아니었습니다.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Om pokken uit te roeien was maximale vaccinatie dus niet genoeg.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Portanto, para erradicar a varíola a vacinação em massa não funcionaria.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Quindi, come abbiamo sradicato il vaiolo... La vaccinazione totale non avrebbe funzionato.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Wie wir die Pocken also aurotteten war - Impfungen hätten nicht funktioniert.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.И така, начина, по който изтръгнахме едрата шарка беше -- максималното ваксиниране не би проработило.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.Собственно, как мы искоренили оспу — массовая вакцинация бы не помогла.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.אז, כדי להכחיד את האבעבועות- חיסון מאסיבי לא היה עובד.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.لذا، كيف أمكننا القضاء على الجدري كان -- تطعيم الماكس لا يجدي نفعاً.
Bu yüzden, hastalığı bitirmek için herkesi aşılamak da işe yaramaz.すべてのインド国民に予防接種できても
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Ami még rosszabb: azt tanítja, hogy a több fogyasztás a jó állampolgári viselkedés jutalma.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Erger nog, het leert dat meer consumptie de juiste beloning is voor een goede burger.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Même pire, Elle enseigne qu'un bon citoyen est récompensé par plus de consommation
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.Schlimmer noch man lernt, dass mehr Konsum einen guten Bürger ausmacht.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.И даже хуже, учит что больше потреблять это значит быть хорошим гражданином.
Daha da kötüsü, iyi bir vatandaş olmanın daha çok tüketmek demek olduğunu aşılamaya çalışıyor.والأسوأ، أنه يعلم أن الاستهلاك الأكثر هو التعبير الأمثل للمواطن الصالح.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.A potom rozvojové krajiny zaviedli mydlo a vodu, očkovanie.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Các quốc gia đang phát triển đã bắt đầu sử dụng xà phòng, nước, vắc-xin.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Die Entwicklungsländer verwendeten Seife und Wasser, Impfungen.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.En daar gingen de ontwikkelingslanden zeep en water gebruiken, inentingen.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.I paesi in via di sviluppo hanno introdotto sapone e acqua, vaccinazioni.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.개발도상국들이 비누, 물, 백신 등을 도입하고
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Kraje rozwijające się wprowadziły mydło, wodę i szczepionki.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Lalu negara berkembang menggunakan sabun dan air, vaksinasi,
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Les pays en développement ont utilisé le savon et l'eau, la vaccination.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Rozvojové země začaly používat mýdlo a vodu, očkování.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Țările în curs de dezvoltare au început să folosească apa și săpunul, vaccinarea.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Και τότε οι αναπτυσσόμενες χώρες υιοθέτησαν σαπούνι και νερό, εμβόλια.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.И тогава развиващите се страни приложиха сапуна и водата, ваксинирането.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.Развивающие страны начали использовать мыло и воду, вакцины.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.У країнах, що розвиваються, почали використовувати мило і воду, вакцини.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.הארצות המתפתחות החלו להשתמש בסבון, במים ובחיסונים.
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.البلدان النامية عممت استعمال الماء والصابون والتطعيم
Daha sonra gelişmekte olan ülkelerde sabun ve su, aşılama uygulandı.石けんと 水と ワクチンを手に入れます 家族計画を行うようになります
FARYON: Belçika'daki buluştan sonra, ilk aşılama denemeleri yapıldı.Die Entdeckung führte zum Versuch einen Impfstoff zu entwickeln.
FARYON: Belçika'daki buluştan sonra, ilk aşılama denemeleri yapıldı.За открытием вакцины последовали первые попытки иммунизации населения
FARYON: Bu yarışma, boğmaca ve aşılama konusunda düzenlenmiş bir halkla ilişkiler provasıydı.Es war eine Aufgabe für die Pressestelle, um auf Keuchhusten und Impfprogramme aufmerksam zu machen.
FARYON: Bu yarışma, boğmaca ve aşılama konusunda düzenlenmiş bir halkla ilişkiler provasıydı.Fue un ejercicio de campaña informativa para informar sobre la tos ferina y la vacunación.