Geri döndünüz ve RABbin önünde ağladınız. Ama RAB ne ağlayışınızı duydu, ne de size kulak astı.你 們 便 回 來 、 在 耶 和 華 面 前 哭 號 、 耶 和 華 卻 不 聽 你 們 的 聲 音 、 也 不 向 你 們 側 耳
Geri döndünüz ve RABbin önünde ağladınız. Ama RAB ne ağlayışınızı duydu, ne de size kulak astı.你 們便 回來 、 在 耶和華 面前 哭號 、 耶和華 卻不聽 你 們 的 聲音 、 也 不 向 你 們側耳
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Codzienny widok umierających ludzi, widok mojej płaczącej matki, to tak jak bym został wychowany w przemocy.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Elke dag mensen zien sterven, mijn moeder zien huilen.. het was alsof ik in geweld werd opgevoed.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.J'ai vu des gens mourir tous les jours, ma mère pleurer. C'est comme si j'avais été élevé dans la violence.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.매일 사람이 죽는 것을 봤고, 어머니는 매일 울었습니다. 저는 폭력 속에서 자라났습니다.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Nhìn thấy người chết mỗi ngày, tiếng mẹ khóc, nó giống như thể tôi lớn lên trong bạo lực.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Să văd oameni murind în fiecare zi, pe mama plângând, este ca şi cum aş fi fost crescut în violenţă.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Sehen wie jeden Tag Menschen sterben, wie meine Mutter weint, es ist als ob ich in Gewalt aufgewachsen bin.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Vedere gente morire ogni giorno, mia madre piangere, è come essere cresciuto nella violenza.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Ver pessoas morrer todos os dias, a minha mãe a chorar, eu fui criado no meio da violência.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Viendo cada día a personas muriendo, a mi madre llorando, es como si hubiera sido criado en la violencia.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Видя, как каждый день умирают люди, как плачет моя мать, я рос в жестокости.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.Виждах хора да умират всеки ден, майка ми да плаче, като че ли бях отгледан сред насилие.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.לראות בני אדם מתים מידי יום, את אמי בוכה, זה כאילו שגדלתי בתוך אלימות.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.رأيت الناس يموتون يومياً، والدتي تبكي، مثل أنني نشأت في دوامة العنف.
Hergün insanların öldüğünü görmek... ...annemin ağlayışı... ...işte ben böyle bir vahşetin içinde büyüdüm.母は泣いていた 僕は「暴力」に育てられたんだ だから「戦争の落とし子」ってわけさ
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Abbattuto è Moab, le grida si fanno sentire fino in Zoar
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Elnyomorodott Moáb, kicsinyei sikoltva kiáltanak.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Está destruído Moabe; seus filhinhos fizeram ouvir um clamor.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Hävitetty on Mooab, sen pienokaisten parku kuuluu.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Ja, Moab ligger förstört; högljutt klaga dess barn.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.모압이 멸망을 당하여 그 영아들의 부르짖음이 들리는도다
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab er brudt sammen; lad Skriget lyde til Zoar.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab er ødelagt; dets barn opløfter skrik.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab est brisé! Les petits font entendre leurs cris.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab ha sido quebrantado; oíd el griterío de sus pequeños
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab ist zerschlagen! man hört ihre Kleinen schreien;
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moab sudah musnah! Teriakan anak-anak kecilnya terdengar sampai ke Zoar
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Moabul este zdrobit! Chiar şi cei mici ai lui strigă.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Mô-áp tan nát rồi. Những con trẻ nó kêu la vang tiếng!
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Mô-áp tan_nát rồi . Những con_trẻ nó kêu_la vang tiếng !
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Polomljen je Moab; vpitje zaganjajo otročiči njegovi.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Potřín bude Moáb, slyšán bude křik maličkých jeho.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Skrúšený je Moáb! Jeho malí budú kričať tak, že to bude počuť naďaleko.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Starty będzie Moab, słyszany będzie krzyk maluczkich jego,
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Ο Μωαβ συνετριβη τα παιδια αυτου εξεπεμψαν κραυγην.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Моав биде разрушен; Малките му деца изпищяха.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.Сокрушен Моав; вопль подняли дети его.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.נשברה מואב השמיעו זעקה צעוריה׃
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.قد حطمت موآب وأسمع صغارها صراخا.
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.摩 押 毀 滅 了 . 他 的 孩 童 〔 或 作 家 僮 〕 發 哀 聲 、 使 人 聽 見
‹‹Moav yıkılacak, Yavrularının ağlayışı duyulacak.摩押 毀滅 了 . 他 的 孩童 〔 或 作家 僮 〕 發 哀聲 、 使 人 聽見
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.A izbucnit într'un plîns aşa de tare că l-au auzit Egiptenii şi casa lui Faraon.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.A vypukol v hlasitý plač. A počuli to Egypťania, a počul dom faraonov.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.E levantou a voz em choro, de maneira que os egípcios o ouviram, bem como a casa de Faraó.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Entonces se puso a llorar a gritos, y lo oyeron los egipcios. Y fue oído también en la casa del faraón
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.És hangos sírásra fakada, úgy hogy meghallák az Égyiptombeliek, és meghallá a Faraó háznépe is.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Il éleva la voix, en pleurant. Les Égyptiens l`entendirent, et la maison de Pharaon l`entendit.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.I podniósł głos swój z płaczem; co słyszeli Egipczanie, słyszał też dom Faraonów.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Ja hän purskahti ääneensä itkemään, niin että egyptiläiset ja faraon hoviväki sen kuulivat.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.요셉이 방성대곡하니 애굽 사람에게 들리며 바로의 궁중에 들리더라
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Ma diede in un grido di pianto e tutti gli Egiziani lo sentirono e la cosa fu risaputa nella casa del faraone
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Người cất tiếng lên khóc; dân Ê-díp-tô nghe và nhà Pha-ra-ôn nghe nữa.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Người cất_tiếng lên khóc ; dân Ê - díp-tô nghe và nhà Pha-ra-ôn nghe nữa .
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Och han brast ut i högljudd gråt, så att egyptierna hörde det; också Faraos husfolk hörde det.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Og han brast i gråt og gråt så høit at egypterne hørte det, og de hørte det i Faraos hus.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Potom pozdvihl hlasu svého s pláčem; a slyšeli to Egyptští, slyšel také dům Faraonův.
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Så brast han i lydelig Gråd, så Ægypterne hørte det, og det spurgtes i Faraos Hus;
O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.Tedaj zažene glas svoj z jokom, tako da so slišali Egipčani, slišala je tudi hiša Faraonova.