Ağlamaktan gözleri kapandı.Își închide ochii.
Ağlamaktan gözleri kapandı.És lehunyta a szemét.
Angelica gelir ve Dorinda'yı ağlamakta iken bulur.Amikor elmegy, Angelica jön, akinek Dorinda elmeséli a történteket.
Yığlamak/Yuğlamak sözcüğü ağlamak demektir.Nina Riutta: Sanoitettua itkua.
Ağlamaktan gözleri kapandı.Τα μάτια του γέμισαν δάκρυα.
Yığlamak/Yuğlamak sözcüğü ağlamak demektir.For det nytter ikke noget at læne sig tilbage og græde snot.
Bu nedenle Tora Lea'nın gözlerini ağlamaktan "yumuşadı" olarak tasvir eder.Således beskriver Tora hennes øyne som «myke» fra gråt.
Pelleas sahneye girer çok ağlamaklıdır.Streisand spilte inn en scene for filmen hvor hun var naken.
Silvia ağlamaklı, mutlu ve bir o kadar da şaşkın bir biçimde gülümser.Kamila tersenyum dan sangat senang.
Ben, her şeye rağmen şarkılar söylemekten, ağlamaktan, gülmekten, kısaca yaşamaktan vazgeçmeyeceğim.Saya tidak tahu apakah saya menangis, atau tertawa.
Amelia ağlamaktadır ve Boccanegra bunun nedenini sorar.Nurtanio kecewa dan bertanya hal itu untuk apa.
Ağlamaktan gözleri kapandı.Anak kecil itu langsung berhenti menangis.
Ağlamaktan gözleri kapandı.Mở mắt khi bị làm đau.
Yığlamak/Yuğlamak sözcüğü ağlamak demektir.「私」は泣き出すように言う。
Ağlamaktan gözleri kapandı.说完眼睛就闭上了。
Konuşması ve belagatı o kadar güzeldi ki onu dinleyenler ağlamakla olmaktaydılar.其善於言辭并能打動觀眾,所到之處聽者雲集。
Kendine papa olduğu haberini getiren kardinale ağlamaklı olarak "Tanrı sizi affetsin.스폰드라티는 교황으로 선출된 다음날 와락 울음을 터뜨리며 추기경들에게 “하느님께서 여러분을 용서해주시기를 바랍니다.
O bebek ağlamaktan başka bir şey yapmaz.התינוק הזה לא עושה שום דבר מלבד לבכות.
Biriyle birlikte ağla. Yalnız ağlamaktan daha şifalıdır.Плачи заедно с някого. По лечебно е отколкото да плачеш сам.
Yakup Peygamber’in ağlamaktan gözleri kör olur.Nedovršeni članak Izak Slijepi koji govori o religiji treba dopuniti.
Ağlamaktan gözleri kapandı.Med obleganjem je izgubil oko.
En sonunda ışığa geldiğinde askerin titreyen ve ağlamak üzere olan gencecik bir delikanlı olduğunu görür.Ja niipea kui ma sisse astusin, nägin ma värisevat ja nutvat last.
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)Constellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)DAS WEINENConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)GRÅTConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)HUILENConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)LAMENTOConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)LLORARConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)PIANTOConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)PŁAKAĆConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)PleurConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)WEEPConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)WEEPConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)ΚΛΑΜΑConstellation name (optional)
AĞLAMAKConstellation name (optional)ПЛАЧConstellation name (optional)
Ağlamak da aynen gülmek gibi sadece insanlar tarafından gerçekleştirilen duygusal bir süreçtir.Il s'emporte un peu des fois.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.-Hur gammal är du egentligen?
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.- Itkeminen, lasten tekeminen - ja lähimmäisten haukkuminen.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Llorar, parir niños y hablar mal de sus vecinos.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Pleurer, enfanter et dire du mal d'autrui.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Weinen, Kinder gebären und über die Nachbarn lästern.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Weinen, Kinder gebären und über die Nachbarn lästern.
Ağlamak istiyorsan bu iyi. Benim için sorun değil.Ça ira si tu pleures, ça ne me dérange pas.
Ağlamak istiyorsan bu iyi. Benim için sorun değil.Es ist okay, wenn du weinst, mir macht es nichts aus.
Ağlamak istiyorsan bu iyi. Benim için sorun değil.Este in regula daca plangi, sunt in regula cu asta.
Ağlamak istiyorsan bu iyi. Benim için sorun değil.Saj se lahko zjočeš, mene ne bo motilo.
Ağlamak istiyorsan bu iyi.Det är okej om du vill gråta.
Ağlamak istiyorsan bu iyi.Em cứ khóc đi. Không sao đâu.
Ağlamak istiyorsan bu iyi.Het is oké als je huilt.
Ağlamak istiyorsan bu iyi.Jest ok, jeśli płaczesz.
Ağlamak istiyorsan bu iyi.소, 소리내도 돼.