ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ağızlarından manı eksiltmedin.عدم استرجاع الأشياء من فم الكلب.
Ağız sağlığını geliştirmek ve restore etmek için bakım ve tedavi sağlayan bir sağlık çalışanlarıdır.ممارس العناية بالأسنان هو عامل الصحة الذي يقدم الرعاية والعلاج لتعزيز صحة الفم وتجديدها.
Bu maddeler solunum yolu ile alınabildiği gibi, ciltten temas ya da yiyecek şeklinde ağızdan da alınabilir.يأتي على شكل قرص يؤخذ عن طريق الفم، مع الطعام أو بدونه.
Ağız yoluyla kullanılır.ويؤخَذ عن طريق الفم.
Marka başlangıçta 1950 yılında bir ağız bakım suyu olarak tanıtıldı.في البداية كانت العلامة التجارية مُستخدمة لتسويق غسول للفم في 1950.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.بعض أنواع السحالي تحتضن البيض بداخلها.
Gıdanın ağızdan yemek borusuna geçmesini sağlar.الشعور بارتجاع الطعام إلى الفم.
Ağızlarından kaynar su fışkırtarak saldırırlar.وشِرب أهلها من ماء المطر المختزن في المواجل".
Ağızdaki içki kokusunu gidermek için çiğnenir (meyhaneci otu adı buradan gelir).وقد تكون هناك أيضًا رائحة كريهة للفم (رائحة نتنة من داخل الفم).
İlkin ve ikincil ağızlılar arasındaki ana fark embriyo gelişmesi sırasında ortaya çıkar.التمييز الأساسي بين أوليات الفم وثانويات الفم يتم في عملية التطور الجنيني.
Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi.قسم صحة الفم والأسنان.
Diş gelişimi, dişin embriyonik hücrelerden oluşup büyüdüğü ve ağız içerisine sürdüğü karmaşık bir süreçtir.تطوُّر الأسنان عمليّة معقّدة يتشكّل فيها السن من خلايا جنينيّة و ينمو و يبزغ في الفم.
Elektronik diş fırçaları popüler, ağız hijyenine yardımcı aletlerdir.شاع أيضاً استخدام فرشاة الأسنان الكهربائيّة باعتبارها أداة تُساعد على الحفاظ على صحة و نظافة الفم.
Nazofarinks ağız boşluğuyla ilişkili orofarinkse açılır.ونبذوا كل ما يمت إلى الأصالة الشعرية بصلة.
Bu nedenle sindirilmemeş besinler ağızdan dışarı atılır.لا يبرح سفر هذه الشريعة من فمك.
Havuzların ağzı açık bırakılır ve dalyanın içine balık girdiğinde ağız kısmı başka bir ağla kapatılır.انتعشت السمكتان داخل الحوض وبقيت الثالثة في يدي ساكنة بفم مفتوح.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.كيفية إعطاء الدواء: عن طريق الفم.
Pamukçuk vakaları resimleri Ağız iltihaplanmaları (Prof.Dr.أساليب المبتدعة في الطعن بالسنة ( أطروحة دكتوراه).
Kılıcı geniş ağızlı bir paladır.يحمل السيف نقشًا بالفضة على النصل.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.تحسن الكورتيكوستيرويدات عن طريق الفم فرصة الشفاء وتقلل المدة الإجمالية للأعراض.
Ağız temizliğine dikkat edilir.A Flexibilização da Curatela.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Habeant possideant (“Eles possuem”), foram as suas palavras.
2002 yılında bir çeşit burun ve ağız arkası (nazofarenks) kanserine yakalandığını öğrendi.Em 2002 ficou a saber que padecia de um tipo de cancro de nariz e boca.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.Os corticosteroides por via oral aumentam a probabilidade de recobro e diminuem a duração dos sintomas.
Nehirlerin doğduğu yere kaynak, denize döküldüğü yere ağız denir.O lugar onde o rio começa a correr chama-se nascente.
Ağız terminal olup büyüktür.Boca terminal, com lábios grossos.
Ağız tüfeği AK-47.Ano da criação da arma AK-47.
26) Aromaterapik yağlar ağız yoluyla alınmamalıdır.O ácido folínico não deve ser administrado por via intratecal.
Ağız yoluyla alınan aşılar ilk kez 1990'larda kullanılmaya başlandı.Vacinas orais foram introduzidas pela primeira vez na década de 1990.
"Ak at arabasının ağızı yok.Você sabe, 'Os carros não têm rodas.
Sørvágsfjørður ağız ve Fjallavatn ise göz şeklindedir.Sørvágsfjørður constitui a boca e Fjallavatn o olho.
Ağız dolusu:huitlakoş farklı bir örnek, 24/7/08.Mouthfuls: huitlacoche é outro beispiel, 24/7/08
Hikâye ilk ağızdan anlatılır.A história é contada na primeira pessoa.
Ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırır.Seu objeto inseparável é seu piercing de nariz.
Ağızları eğimli olanlar en kullanışlı olanlardır.Os mais comumente empregados são os seguintes.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.Estes últimos incubam os ovos dentro da sua boca.
İki elinde de bir ağız vardır.O mais interessante é que possuem duas bocas.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.Wanneer de kaas stevig is geworden, wordt deze op (stro)matjes gelegd.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Er zijn 36 tanden.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.Hij is maar voor de helft gestreept.
Bu soruları John, doğrudan birinci ağız olarak yanıtlar.Vragen beantwoordt Johnny slechts met een knik.
Bu fotoğraflarda ağız canlandırılarak, tıpkı Monty Python'ın animasyonları gibi resmin içine monte edilmiştir.De techniek die in deze animatie gebruikt wordt is te vergelijken met de "Monty Python" animaties.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.Op diezelfde dag werd de single Good on You Son uitgebracht.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Vanaf de kop loopt de zijlijn sterk op.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Hij kan zowel uit zijn ogen als uit zijn mond een kleverig slijm afvuren.
Alt dudakları ağızlarının yanlarını ve gagalarını kaplar.Haar linkerhand bedekt haar lies en schaamstreek.
Ağız ve anüs karşılıklı iki uca yerleşmiştir.De op en afritten lagen toen aan beide zijden.
Ağızlarından manı eksiltmedin.Niet op de mond gevallen zijn.
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.De oren en neus voelen aan als leder.
"Samsun Ağızları".De vossen van Samson.
Pamukçuk ya da oral kandidiyaz, Candida albicans mantarının ağız mukozasında yaptığı enfeksiyondur.Spruw, klachten door Candida albicans in de mond.
Alkol ağız kokusunu artırır.Hierdoor ontstaat de alcohol in het moutbeslag.
Doktor ile Baron, Comtessa'nın nasıl ayıtılabileceği hakkında bir ağız dalaşına girerler.De baron en zijn familie besluiten om op bezoek te gaan bij Gravin van Stiepelteen.
Tobol ağızdan 437 km’ye kadar gemilerin işlemesine elverişlidir.De Tobol is bevaarbaar vanaf 437 kilometer van haar estuarium.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.Hij wordt ook gebruikt bij kauwen en blazen.
Sørvágsfjørður ağız ve Fjallavatn ise göz şeklindedir.Sørvágsfjørður vormt zijn bek en Fjallavatn zijn oog.
Riachuelo-Nehri'nin Río de la Plata'ya açıldığı agızda yer alır.Solymar heeft namelijk stranden aan de Río de la Plata.
Ele geçen çanak çömlek buluntusu ağırlıklı olarak gaga ağızlı testilerdir.Het hebben van een (prominente) onderkin wordt als lelijk ervaren.
Kılıcı geniş ağızlı bir paladır.Het zwaard is massief brons.
Kahvedeki insanlar hep bir ağızdan "Tamam!" demiş.De douane zegt "OK"!
İlgili Sayfalar