ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.È capace di volare e sputare fuoco dalla bocca e dalle mani.
Birbirlerinin isimlerini dahi ağızlarına almazlar.Noi non comunichiamo gli uni con gli altri soltanto con la parola.
Ağızlarında 36 dişleri olur.La sua bocca contiene sempre 48 denti.
Yakalarda, omuzlarda ve kol ağızlarında sırma şeritler bulunuyordu.Alle loro spalle si piazzarono Trulli e Fisichella.
Bu yüzden göz ağızda." dedi.Le cose che si vedono nel cielo").
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.I denti sono numerosi.
Ağız tüfeği AK-47.La corazzatura resiste a colpi di AK-47.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Atnalı ağızlılar (Phoronida), omurgasız deniz hayvanlarıdır.Le otarie orsine (Arctocephalinae) sono mammiferi marini.
Bir ağızdan çıkan bu sesler, duyulmaya değer, heyecanlı bir sahnedir.Usato da solo è un'esclamazione che esprime sorpresa e meraviglia.
Şalvarın cep ağızları ve yanları işlemelidir.Combatte usando le zampe e il becco.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Utilizzano le tasche guanciali per trasportare il cibo fino ai rifugi.
Borbecksch (okunuşu: Borbekş), Alman ağız dili.Ferruccio Bravi, La lingua dei Reti.
Geniş ağızlı olup, ağzındaki dişleri kuvetlidir.La testa è grossa, la bocca grande provvista di denti.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.Andrebbe introdotta nella bocca e lentamente espansa.
Millet hep bir ağızdan nakaratı söylüyordu.Все пели припев.
Ağız dalaşını sürdürdüler.Они не прекращали спорить.
Neden kadınlar gözlerine makyaj yaparken ağızlarını açıyor?Почему женщины открывают рот, когда красят глаза?
Atışmak; karşılıklı olarak kırıcı sözler söylemek, ağız kavgası etmek anlamına gelir."Атышмак" означает взаимное высказывание оскорбительных слов или переругивание.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.И, кроме того, в их роликах звучит такое неверие в то, что они говорят!
Bunların yanında gaga ağızlı testilerden de örnekler bulunmuştur.И в них он находит несомненные признаки безумия.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.Когда собака в насторожённом состоянии, хвост несётся по восходящей кривой (в виде сабли).
Onlar da ağız birliğiyle eseri övdüler.О них также шли слухи о кровосмешении.
1 Haziran 2009'da, E3 2009 fuarının açılışında bir gün önce, Crysis 2 resmi ağızdan duyurulmuştur.1 июня 2009 года, за день до открытия выставки E3 2009, была официально анонсирована игра «Crysis 2».
Ağrı ili ağızları.Твои губы или твои слова...
Birbirlerinin isimlerini dahi ağızlarına almazlar.Они не говорят друг другу ни слова.
Ağızlarında 36 dişleri olur.На челюстях имеется 30 зубов.
Bu nedenle ölülerin ağızlarına bir obolos (metelik) konurdu.Мертвые молчат (Die Toten schweigen).
Farelerde ağız ile burun arasında bıyıklar vardır.Между ноздрями и ртом пролегают бороздки.
Yemek borusu ağız ve mideyi birleştirir.Гусеницы нитями соединяют почку и хвою.
Lakabı Mouth (ağız) dır.Талды-Булак (Талдыбулак) башк.
Ağızda C. albicans enfeksiyonuna pamukçuk denir.Включён в видовую группу C. albicans.
Ağızdaki dişler içinde en görünenidir.Зубы во рту лучше заметны.
Ağız yoluyla alınan aşılar ilk kez 1990'larda kullanılmaya başlandı.Вакцины для перорального применения впервые были введены в 1990-е годы.
Eski Mısırlılara göre ölümden sonra ruh ağızdan bir kuş şeklinde çıkardı.Так, по мнению древних египтян, душа умершего покидала человека в виде пчелы.
Her durumda ağız hiç birinde betimlenmemiştir.Голова ни в одной описи не упоминалась.
Namlunun kısımları: Ağız, namlunun keskinleştirilmiş olan kısmıdır.Уши может означать: Ухо — часть тела.
Kimyasal sindirimi ağızda başlar.Начала органической химии.
Kafalarının büyük kısmı da ağızlarıdır.Чаще всего, один из их слогов имеет гласный e (сеголь).
Tai Tsung bizzat ağızıyla emedi (zehir dışarı çıkarmak için).Цанга может поставляться отдельно от винта (болта).
Profesyonel obuacılar kendi ağızlıklarını kendileri hazırlamaktadır.Некоторые художники готовят основание сами.
Eşek arıları ağızlarındaki dişleriyle ısırır.Глушачиха со слезами отговаривает ее.
Bir ağızdan çıkan bu sesler, duyulmaya değer, heyecanlı bir sahnedir.Это ослабляет звучание большой, важной темы.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Заготовки тщательно очищают.
Tevatür, bir haberin ağızdan ağza yayılması, yaygın söylenti .Издавна новости распространялись, зачастую в искажённом виде, как слухи, от человека к человеку.
Kılıcı geniş ağızlı bir paladır.У меча кривое длинное широкое лезвие.
Kıbrıs ağızlarında soru ekleri (-mı, -mi, vs) genelde kullanılmaz ve soru, vurgu ile oluşturulur.Трещины редкие — поперечные и косые трещины (нередко с ответвлениями), не связанные между собой.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Лоб отчётливо дистально возвышается.
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.Ноздри и рот сдвинуты близко друг к другу.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."(ويُرد قولهم «جسم» بقوله تعالى: «ليس كمثله شيء»).
("Biz halkız!") sloganını hep bir ağızdan haykırıyorlardı.قال تعالى: فَلَمَّا عَتَوْاْ عَن مَّا نُهُواْ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُواْ قِرَدَةً خَاسِئِينَ .
Ağızdaki bazı bakteriler besin kalıntılarında yaşar özellikle şeker ve nişastada.تعيش أنواع محددة من البكتيريا على بقايا الطعام في الفم، و خاصةً على السكر و النشا.
Alkol ağız kokusunu artırır.قد يزيد الكحول من التأثير المنوم.
Ağız temizliğine dikkat edilir.الفم لفحص النظافة.
Ağız hijyeni diş ve dil temizliği ile sağlanır.عدم العناية بتنظيف الفم والأسنان.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.وأيضا سنة الصبح وهي سنة الفجر قال عنها «ركعتا الفجر خير من الدنيا وما فيها».
Ağrı ili ağızları.قرحة الفم أو اللسان.
Sonuç olarak, diş ipi kullanmak ağız hijyenini korumak açısından bir gereklilik olarak görülür.و نتيجةً لذلك، يُعتبر تنظيف الأسنان باستخدام الخيط ضروريّ للحفاظ على صحة الفم و نظافته.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.وهي من قولهم اللطيف من الكلام ما غمض معناه وخفي.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.تُستخدَم الشفاه لتناول الطعام داخل الفم.
İlgili Sayfalar