ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ağız terminal olup büyüktür.Das endständige Maul ist groß.
Kıbrıs ağızlarında soru ekleri (-mı, -mi, vs) genelde kullanılmaz ve soru, vurgu ile oluşturulur.Das Knie lässt sich meist nicht mehr ganz strecken und wird in leichter Beugestellung gehalten (Schonhaltung).
Hikâye ilk ağızdan anlatılır.Die Geschichte wird in der ersten Person erzählt.
Bu soruları John, doğrudan birinci ağız olarak yanıtlar.Sie müssen von 80 Fragen 53 korrekt beantworten.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.Japaner erklären auch nicht notwendigerweise ihrem Partner ihre Liebe ausdrücklich.
Her boyun meşhur olmuş bahşıları, halk destanlarını ağızdan ağza nakletmek suretiyle yaşatmışlardır.Wenn seine Geschichten gut sind, sitzt eine ganze Traube von Menschen um ihn herum.
Sonuç olarak, diş ipi kullanmak ağız hijyenini korumak açısından bir gereklilik olarak görülür.Daher ist es sinnvoll, Handschuhe zum Schutz der Haut zu tragen.
Doktor ile Baron, Comtessa'nın nasıl ayıtılabileceği hakkında bir ağız dalaşına girerler.Der Graf und der Baron sehen ihre Chance gekommen, Gretchen zu verführen.
İçimi her ne kadar şarabı anımsatsa da, ağızda lezzetli bir tat bırakır.Weil der Wein köstlich geschmeckt hat, nimmt man sich eine Flasche davon mit nach Hause.
Alkol ağız kokusunu artırır.Der Alkohol floss in Strömen.
Ağız hareketleri işaret diline destek olarak da kullanılmaktadır.Mundbilder werden auch bei der Verwendung von Gebärdensprache unterstützend eingesetzt.
Başarılı bir periodontal tedavinin esası çok iyi bir ağız bakımı alışkanlığı sağlanmasından geçer.Wie bei allen wiederkehrenden Kopfschmerzen ist das Führen eines Kopfschmerztagebuches sinnvoll.
Azalmış Bax oluşumu, ağız boşluğu kanserlerinde kötü bir prognoza işaret eder.Niedrige Bax-Ausschüttung korreliert mit einer schlechten Prognose bei Mundhöhlenkarzinomen.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.Sie werden ebenfalls aufgeschrumpft, eingepresst oder geklebt.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."Telle est leur parole provenant de leurs bouches.
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.Ce jour-là, Formiggini prononce un discours de louanges pour le figuier.
Bu yüzden göz ağızda." dedi.C'est tape-à-l'œil, voilà tout ».
Ağızlarında 36 dişleri olur.Les juments adultes ont 36 dents.
Ağızları ön taraftadır.Le crâne par devant.
Ağız çevrelerinde uzantılı dokunaçları vardır.Ils tiennent entre leurs mains des lambels (chartes).
Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat."Il est possible d'écouter le son en cliquant sur ♫.
Ağız yoluyla alındığında ise HCN ölümcül hale gelebilir.Lorsque la liane se rompt, l'accident peut être mortel.
Kılıcı geniş ağızlı bir paladır.Utilise une épée à large lame.
1990'ların sonlarında ağız ve dil kanserine yakalandı.À la fin des années 1990, on lui diagnostique un cancer du sein.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.La bouche atteint la moitié de la tête.
Dişin gömülü kalmasının en yaygın sebebi ağızda diş için yer olmamasıdır.La principale caractéristique des dents retrouvées lors des fouilles est leur absence de dentelure.
Ağızlarından nefes alamazlar.Saignements à la bouche.
Alkol ağız kokusunu artırır.La sensation sucrée est amplifiée par l’alcool.
Yutak: (farinks veya farenks) ağız ve burnun hemen arkasındaki boyun bölümüdür.Elle est connue pour ses bières à base d'épeautre (la Joseph) et de sarrasin (la Sara).
Anterior ve inferiorda ağız tabanı ile ilişkilidir.Il est en rapport au-dessus et en dessous avec les veines ophtalmiques.
Öte yandan tüfeği ağızdan doldurmak namlunun yivlerini bozuyordu.Mais au lieu de le tuer, la balle de son arme lui a déformé la mâchoire.
Ağızlığın biçimi ve büyüklüğü, ses niteliğini büyük ölçüde etkiler.La taille et la forme de la cloche peuvent affecter le son de la cymbale au complet.
Kısa zaman sonra Katipoğlu türküsü ağızdan ağza yayılır.Un lotus blanc émane soudainement de sa bouche.
Kafalarının büyük kısmı da ağızlarıdır.La mayoría de ellos con su lengua propia.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Tiene 36 dientes.
İshal El, ayak, ağız hastalığı için özel bir tedavi yoktur.No existe tratamiento específico para la enfermedad de manos, pies y boca.
Ağızlarından kaynar su fışkırtarak saldırırlar.De ellos salen unos chorros de agua en abundancia.
Bu nedenle sindirilmemeş besinler ağızdan dışarı atılır.Los materiales no digeridos se expulsan por la boca.
Erkeklerin ayrıca iki adet üçgen şeklinde azman dişi ağızından çıkık durur.Por ejemplo, los conjuntos {1,2,3} y {2,3,4} son distintos pero ambos tienen cardinalidad 3.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Podía disparar fuego desde sus muñecas y boca.
Doktor Himmler'in ağız içini incelemeye çalıştı, ama Himmler isteksiz bir şekilde başını geriye salladı.El doctor intentó examinar la boca de Himmler, pero el prisionero se negó a abrirla y apartó la cabeza.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Encargada de la limpieza.
Kullandıkları Ağız, yaşadıkları bölgelerin ağız özelliklerinden de beslenmiş, etkileşime girmiştir.Su ama de llaves, que se utiliza para la lujuria por él cuando se conocieron.
Küçük, dar ağızlı bir mağaradır.Cofre pequeño y estrecho.
Selim ile Fiorilla önce ağız dalaşına girerler ama sonra araları iyileşir.Selim y Fiorilla se pelean pero luego se reconcilian.
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.Falta de dientes en gran número.
Sırt yüzgeçleri ile ağızları da çok belirgin değildir.Sus costas no presentan una inclinación muy pronunciada.
Kıbrıs ağızlarında soru ekleri (-mı, -mi, vs) genelde kullanılmaz ve soru, vurgu ile oluşturulur.Sus hojas son usualmente espinosas y dan en sus racimos: drupas.
Ağızlarından nefes alamazlar.No hacer respiración boca a boca.
Alt Çene Köşesi: Ağız silindirinin alt sınırı hizasındadır.Labret: Es una sola perforación por debajo del labio inferior.
Mandibula nın corpusu ise ağız tabanını çevreler.El cuerno de los cornicen era curvado alrededor de su cuerpo.
Ağız hareketleri işaret diline destek olarak da kullanılmaktadır.La señal también utiliza subtítulos cuando se necesita traducción.
Yakalarda, omuzlarda ve kol ağızlarında sırma şeritler bulunuyordu.Recibió disparos en el hombro, mano y cuello.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.«Sección dos: El lenguaje de las telas.
Ağız kökü kasları kasılarak gırtlak iskeleti yukarı çekilir.Partiendo de una extensión de rodilla, al realizar la flexión los meniscos retrocederán.
Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi.Clínicas Médicas y Dental.
Lösemi için üç aya kadar ağızdan alınır.Lo que le demando 3 meses fuera de las canchas.
Birçok tatlı su türü larvası nehir ağızlarından aşağıdaki tuzlu sulara hatta denizlere doğru taşınırlar.Numerosos ríos bajan de sus cerros que llevan sus aguas al río Salí o Dulce.
Avlarını dişleriyle yakalamak yerine ağız boşluklarına emerek yakalarlar.Invece di catturare le loro prede con i denti, le risucchiano nella cavità orale.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.I corticosteroidi orali migliorano la possibilità di recupero e riducono la durata complessiva dei sintomi.
İlgili Sayfalar