ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur.واما ما يخرج من الفم فمن القلب يصدر. وذلك ينجس الانسان.
Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur.惟 獨 出 口 的 、 是 從 心 裡 發 出 來 的 、 這 纔 污 穢 人
Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur.惟獨 出口 的 、 是 從心裡發 出來 的 、 這纔 污穢人
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Aveva una grande, rossa, bocca curva e il suo sorriso diffuso in tutto il suo volto.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Dia memiliki lebar merah, mulut melengkung dan senyumnya tersebar di seluruh wajahnya.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.El a avut un larg, gură roşie, curbat şi zâmbetul lui răspândit peste tot pe fata lui.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Ele tinha um de largura, boca, vermelha curvas e seu sorriso se espalhar por todo o rosto.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Er hatte einen breiten, roten, geschwungenen Mund, und sein Lächeln breitete sich über sein Gesicht.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Hänellä oli leveä, punainen, kaartuvat suun ja hänen hymy levinnyt kaikkialle hänen kasvonsa.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Han hade ett stort, rött, böjda mun och hans leende spreds över hans ansikte.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Han havde et stort, rødt, buede munden og hans smil bredte sig over hele hans ansigt.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Hij had een brede, rode, gebogen mond en zijn glimlach over zijn gezicht.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Il avait un large rouges, la bouche incurvée et son sourire réparties sur tout le visage.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Imel je široko, rdeča, krivljenje ust in njegov nasmeh razširila po vsem obrazu.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.그는 광범위한, 빨강, 휘었 입했고 그의 미소가 그의 얼굴에 퍼진.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Mal široký, červený, zakrivenie úst a jeho úsmev sa rozšíril všade po tvári.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Měl široký, červený, zakřivení úst a jeho úsměv se rozšířil všude po obličeji.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Miał szeroki, czerwony, usta kręty i jego uśmiech rozprzestrzenił się po całym jego twarzy.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Ông có một miệng rộng, màu đỏ, uốn cong và nụ cười của anh lan rộng trên khuôn mặt của mình.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Tenía una amplia, boca roja, curvas y su sonrisa se dibujó en su rostro.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Volt egy nagy, piros, kanyargós száj és a mosolya elterjedt az egész arca.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Είχε ένα μεγάλο, κόκκινο, κάμπτοντας το στόμα και το χαμόγελο του εξαπλώνεται σε όλο το πρόσωπό του.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.Той е широк, червено, вълнообразни устата и усмивката му се разпространява всички над лицето му.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.У него был широкий, красный, изогнутый рот, и его улыбка во все лицо.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.У нього був широкий, червоний, вигнутий рот, і його усмішка на все обличчя.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.הוא היה רחב, הפה האדום, מתעקל וחיוכו להתפשט על כל פניו.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.كان لديه ، الأحمر واسعة الفم ، التقويس وابتسامته تنتشر في جميع أنحاء وجهه.
O geniş, kırmızı, kıvrımlı ağız vardı ve gülümsemesi yüzünde yayılmış.股関節em'のが速い動きにstartlesなる"をした場合に表示される"と彼は説明した、"私は、アップが遅くなった"。
O halde, neden bizi boğulmaya karşı savunmasız hale getiren bir ağız ve boğaz geliştirmiş olabiliriz?왜 우리는 입과 목구멍이 우리를 질식사하기 쉽게 진화했을까요? 글쎄요,
O halde, neden bizi boğulmaya karşı savunmasız hale getiren bir ağız ve boğaz geliştirmiş olabiliriz?Pourquoi nous a-t-elle évolué une bouche et une gorge qui nous rend vulnérables à l'étouffement ?
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceKouluikäisen lapsen suun terveyssuomi _ ruotsi _ englanti
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceMunhälsa hos barn i skolåldernfinska _ svenska _ engelska
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceSalud bucal de los niños en edad escolarfinés _ sueco _ inglés
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceSanté bucco-dentaire des enfants en âge scolairefinnois _ suédois _ anglais
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceЗдоровье полости рта ребёнка школьного возрастафинский _ шведский _ английский
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizceصحة الفم للطفل الذي في سن المدرسةالفنلندية _ السويدية _ الإنجليزية
Okul çağındaki çocukların ağız sağlığıFince _ İsveççe _ İngilizce学龄儿童口腔健康芬兰语 _ 瑞典语 _ 英语
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;A fejedelmek abbahagyták a beszédet, és tenyeröket szájukra tették.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Bahkan para pembesar berhenti berkata-kata
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;da die Obersten aufhörten zu reden und legten ihre Hand auf ihren Mund;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Då höllo hövdingar tillbaka sina ord och lade handen på munnen;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;høvdinger lot være å tale og la hånden på sin munn;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Høvdinger standsed i Talen og lagde Hånd på Mund,
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;i notabili sospendevano i discorsi e si mettevan la mano sulla bocca
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;knezi so zadrževali besede, položivši roko na usta svoja,
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Kniežatá zdŕžaly slovami a kládli ruku na svoje ústa;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Knížata choulili se v řečech, anobrž ruku kladli na ústa svá.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;방백들은 말을 참고 손으로 입을 가리우며
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Les princes arrêtaient leurs discours, Et mettaient la main sur leur bouche;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Los magistrados detenían sus palabras, y ponían la mano sobre sus bocas
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Mai marii îşi opriau cuvîntările, şi îşi puneau mîna la gură.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Những quan trưởng kiêng nói , Và lấy tay bụm miệng ;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Những quan trưởng kiêng nói, Và lấy tay bụm miệng;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;os príncipes continham as suas palavras, e punham a mão sobre a sua boca;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;päämiehet lakkasivat puhumasta ja panivat kätensä suulleen.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Przełożeni przestawali mówić, a ręką zatykali usta swoje.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Vooraanstaande mensen stonden er zwijgend bij en namen aan wat ik zei.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Οι αρχοντες επαυον ομιλουντες και εβαλλον χειρα επι το στομα αυτων.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;князья удерживались от речи и персты полагали на уста свои;
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;Първенците се въздържаха от говорене, И туряха ръка на устата си;
İlgili Sayfalar