ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;שרים עצרו במלים וכף ישימו לפיהם׃
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;العظماء امسكوا عن الكلام ووضعوا ايديهم على افواههم.
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;王 子 都 停 止 說 話 、 用 手 摀 口
Önderler konuşmaktan çekinir, Elleriyle ağızlarını kaparlardı;王子 都 停止 說話 、 用手 摀口
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"De har deres haler i munden - og de er alle i løbet af krummer.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"De har sina svansar i munnen - och de är alla över smulor. '
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Ei au cozile lor in gura lor - şi sunt toate firimiturile de peste."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Eles têm os rabos na boca - e todos eles são mais de migalhas".
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Ellos tienen la cola en la boca - y todos son migajas más.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.''Hanno la coda in bocca - e sono tutti in briciole.'
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Heillä on hännät suuhunsa - ja ne ovat kaikki yli murusia."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Họ có đuôi của họ trong miệng của họ - và họ đang tất cả các mẩu trên.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Ils ont leur queue dans la bouche - et ils sont tous plus miettes."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.''그들은 입에 자신의 꼬리를 - 그리고 그들은 모두 이상의 부스러기있어. "
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Mají ocasy v ústech - a oni jsou všude drobky."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Majú chvosty v ústach - a oni sú všade omrvinky."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Mereka memiliki ekor mereka di mulut mereka - dan mereka semua remah-remah di atas."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Ők a farkukat a szájukban - és ők egész morzsákat."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Oni imajo svoje repe v ustih - in oni so vsem drobtin."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Oni mają swoje ogony w ustach - i wszystkie one są na okruchy.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Sie haben ihre Schwänze in den Mund nehmen - und sie sind alle über Krümel."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.''Ze hebben hun staart in hun mond - en ze zijn allemaal meer dan kruimels.'
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Θα έχουν τις ουρές τους στο στόμα τους - και είναι όλο ψίχουλα".
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"Те са опашките си в устата си - и всички те са над трохи.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"У них есть свои хвосты в рот - и все они за крохи.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"У них є свої хвости в рот - і всі вони за крихти.
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"יש להם את זנבותיהם בפיהם - והם כל הפירורים מעל."
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.'"لديهم ذيولها في أفواههم -- وانهم جميعا على الفتات".
'Onlar ağızlarıyla onların kuyrukları var ve hepsi üzerinde kırıntıları.''あなたはパン粉約間違っている"とにせウミガメは言った:"パン粉がすべてで洗い流しなる
Onları ağ ile boğmadıkları zaman, ağızlarını kesip atıyorlar.Als ze niet verdrinken in de netten dan snijden ze gewoon hun bek af.
Onları ağ ile boğmadıkları zaman, ağızlarını kesip atıyorlar.만약 그들이 직접 그물에 걸려 익사하지 않으면, 그들은 단지 그들의 콧대만 꺾을 뿐입니다.
Onları ağ ile boğmadıkları zaman, ağızlarını kesip atıyorlar.משמעו שאם הם לא יטבעו ברשת, אז פשוט מאוד יכרתו להם את חוטמם.
Onları ağ ile boğmadıkları zaman, ağızlarını kesip atıyorlar.يعني أنه إذا لم يغرق في الشباك، ثم قطعوا ببساطة مناقيرها
Onları ağ ile boğmadıkları zaman, ağızlarını kesip atıyorlar.口を切ってしまうやからもいるんです ハラジロカマイルカは
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.Dengan kuasa-Mu yang baik Kauajar mereka. Mereka makan manna dan minum air secukupnya
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.Diste tu buen Espíritu para enseñarles. No retiraste de su boca tu maná, y les diste agua para su sed
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.또 주의 선한 신을 주사 저희를 가르치시며 주의 만나로 저희 입에 끊어지지 않게 하시고 저희의 목마름을 인하여 물을 주시사
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.ורוחך הטובה נתת להשכילם ומנך לא מנעת מפיהם ומים נתתה להם לצמאם׃
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.واعطيتهم روحك الصالح لتعليمهم ولم تمنع منّك عن افواههم واعطيتهم ماء لعطشهم
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.你 也 賜 下 你 良 善 的 靈 教 訓 他 們 、 未 嘗 不 賜 嗎 哪 使 他 們 餬 口 、 並 賜 水 解 他 們 的 渴
Onları eğitmek için iyi Ruhunu verdin. Ağızlarından manı eksiltmedin. Susadıklarında onlara su verdin.你 也 賜下 你 良善 的 靈教訓 他 們 、 未嘗不賜嗎 哪 使 他 們餬口 、 並賜 水解 他 們的渴
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.Du planter dem, og de slår rod, de trives og bærer Frugt. De har dig i Munden, men ikke i Hjertet.
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.주께서 그들을 심으시므로 그들이 뿌리가 박히고 장성하여 열매를 맺었거늘 그들의 입은 주께 가까우나 그 마음은 머니이다
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.Ngài đã vun trồng họ; họ đã đâm rễ, lớn lên và ra trái. Miệng họ ở gần Ngài, song lòng họ cách xa Ngài.
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.Ngài đã vun_trồng họ ; họ đã đâm rễ , lớn lên và ra trái . Miệng họ ở gần Ngài , song lòng họ cách xa Ngài .
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.Zasadil si ich, aj zapustili korene, rastú aj nesú ovocie; blízky si v ich ústach, ale ďaleký od ich ľadvín.
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.Ты насадил их, и они укоренились, выросли и приносят плод. В устах их Ты близок, но далек от сердца их.
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.נטעתם גם שרשו ילכו גם עשו פרי קרוב אתה בפיהם ורחוק מכליותיהם׃
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.غرستهم فاصّلوا نموا واثمروا ثمرا. انت قريب في فمهم وبعيد من كلاهم.
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.你 栽 培 了 他 們 、 他 們 也 扎 了 根 、 長 大 、 而 且 結 果 . 他 們 的 口 、 是 與 你 相 近 、 心 卻 與 你 遠 離
Onları sen diktin, kök saldılar, Büyüyüp ürün verdiler. Adın ağızlarından düşmüyor, Yürekleriyse senden uzak.你 栽培 了 他 們 、 他 們 也 扎 了 根 、 長大 、 而且 結果 . 他 們的口 、 是 與 你 相近 、 心卻與 你 遠離
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."bestiami bez domów" pisze dalej: "są to również ludzie bez głów, mający usta i oczy na klatce piersiowej."
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Es sind auch Menschen ohne Köpfe, die Mund und Augen in ihrer Brust haben."
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."He ovat myös päättömiä ihmisiä, joiden suu ja silmät ovat heidän rinnassaan".
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Het zijn ook mensen zonder hoofden, die hun mond en ogen in hun borst hebben."
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."이들은 머리가 없고, 눈과 입이 젖통에 달려있다" 라고 썼습니다.
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Queste persone non hanno neanche la testa, le loro bocche e i loro occhi sono nei loro seni."
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Também há pessoas sem cabeça, "que têm a boca e os olhos nos seios".
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Tampoco tienen cabezas, tienen la boca y los ojos en sus pechos".
"Onlar kafaları olmayan, ağızları ve gözleri, göğüslerinde olan olan bir halk" diye yazıyor."Ещё они люди без голов, у которых рот и глаза — на груди".
İlgili Sayfalar