ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Ale ostatnie rzeczy jej gorzkie jak piołun, a ostre jako miecz na obie strony ostry.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Ali njen konec je grenek kakor pelin, oster kakor dvorezen meč.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.dar la urmă este amară ca pelinul, ascuţită ca o sabie cu două tăişuri.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.De annak vége keserû, mint az üröm, éles, mint a kétélû tõr.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.나중은 쑥 같이 쓰고 두 날 가진 칼같이 날카로우며
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.ma ciò che segue è amaro come assenzio, pungente come spada a doppio taglio
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Mais à la fin elle est amère comme l`absinthe, Aiguë comme un glaive à deux tranchants.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.mas o seu fim é amargoso como o absinto, agudo como a espada de dois gumes.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Men på sistone bliver hon bitter såsom malört och skarp såsom ett tveeggat svärd.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.men til sidst er hun besk som Malurt, hvas som tveægget Sværd;
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.men til sist er hun besk som malurt, hvass som et tveegget sverd.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Mutta lopulta hän on karvas kuin koiruoho, terävä kuin kaksiteräinen miekka.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Nhưng rốt lại đắng như ngải cứu, Bén như gươm hai lưỡi.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Nhưng rốt lại đắng như ngải_cứu , Bén như gươm hai lưỡi .
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.pero su fin es amargo como el ajenjo, agudo como una espada de dos filos
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Poslední pak věci její hořké jsou jako pelyněk, ostré jako meč na obě straně ostrý.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.tetapi apabila semuanya telah berlalu, yang tertinggal hanyalah kepahitan dan penderitaan
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.το τελος ομως αυτης ειναι πικρον ως αψινθιον, οξυ ως μαχαιρα διστομος.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.но последствия от нее горьки, как полынь, остры, как меч обоюдоострый;
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.Но сетнините й са горчиви като пелин, Остри като изострен от двете страни меч.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.ואחריתה מרה כלענה חדה כחרב פיות׃
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.لكن عاقبتها مرة كالافسنتين حادة كسيف ذي حدين.
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.至 終 卻 苦 似 茵 蔯 、 快 如 兩 刃 的 刀
Ama sonu pelinotu kadar acı, İki ağızlı kılıç kadar keskindir.至 終卻 苦 似 茵蔯 、 快 如 兩刃 的 刀
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Ale s tužkou v ústech, když nemohli zapojit do úsměvu mimiku, tak dobří nebyli.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Cu creionul în gură însă, când nu puteau imita zâmbetul pe care îl vedeau, evaluarea le era afectată.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.De a ceruzával a szájukban, amikor nem tudták utánozni a látott mosolyt, romlott az ítélőképességük.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.하지만 입에 연필을 물고서 그들이 봤던 미소를 흉내내지 못했을 때는, 판단이 정확하지 못했죠.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Pero con el lápiz en la boca al no poder imitar la sonrisa que veían su juicio estaba limitado.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Αλλά με το μολύβι στο στόμα τους, όταν δεν μπορούσαν να μιμηθούν το χαμόγελο που έβλεπαν, η κρίση τους θόλωνε.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Але з олівцем в зубах, коли вони не могли зімітувати усмішку вони побачили, що їхнє рішення було помилковим.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.Но с молив в устата, когато не можели да имитират усмивката, която виждали, тяхната преценка била нарушена.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.אך עם העיפרון בפיהם, כאשר לא יכלו לחקות את החיוך שראו, השיפוט שלהם נפגע.
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.但有支鉛筆響個口度嗰陣 佢哋唔能夠模仿見到嘅笑容 而佢哋嘅判斷就有誤差
Ancak kalem ağızlarındayken gördükleri gülümsemeyi taklit edemiyorlar bu yüzdende yanlış yargıya varıyorlardı.笑顔の真似が出来なくなり 判断力も鈍りました (会場: 笑い声)
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,(77:30) Но еще не прошла прихоть их, еще пища была в устах их,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,A gdy jeszcze nie wypełnili żądości swej, gdy jeszcze pokarm był w ustach ich:
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Ale ešte sa neboli utiahli od ukájania svojej žiadosti, a kým ešte bol ich pokrm v ich ústach,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Chúng nó chưa xây khỏi điều mình ước ao, Vật thực hãy còn trong miệng chúng nó,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Chúng_nó chưa xây khỏi điều mình ước_ao , Vật thực hãy còn trong miệng chúng_nó ,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Dar n'apucaseră să-şi stîmpere bine pofta, mîncarea le era încă în gură,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Da sie nun ihre Lust gebüßt hatten und noch davon aßen,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,De hadde ennu ikke latt fare det de lystet efter, ennu var deres mat i deres munn,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Eivät olleet he vielä himoansa tyydyttäneet, ja ruoka oli vielä heidän suussaan,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Ils n`avaient pas satisfait leur désir, Ils avaient encore leur nourriture dans la bouche,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Ještě nevyplnili žádosti své, ještě pokrm byl v ústech jejich,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,저희가 그 욕심에서 떠나지 아니하고 저희 식물이 아직 그 입에 있을 때에
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,La loro avidità non era ancora saziata, avevano ancora il cibo in bocca
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Még fel sem hagytak a kivánságukkal; az étel még a szájukban vala:
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Men ännu hade de icke stillat sin lystnad, ännu var maten i deras mun,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Men før deres Attrå var stillet, mens Maden var i deres Mund,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Não refrearam a sua cobiça. Ainda lhes estava a comida na boca,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Pero cuando no habían colmado su apetito, estando la comida aún en sus bocas
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Še se niso iznebili poželenja svojega, še jim je bila jed v ustih,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Tapi nafsu mereka belum juga terpuaskan; jadi sementara mereka masih makan
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,Terwijl zij hun mond nog niet leeg hadden, werden zij alweer opstandig tegen God.
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,δεν ειχον χωρισθη απο της επιθυμιας αυτων, ετι ητο εν τω στοματι αυτων βρωσις αυτων,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,А докато още не бяха се отказали от лакомството си, И ястието им бе в устата им,
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,לא זרו מתאותם עוד אכלם בפיהם׃
Ancak onlar isteklerine doymadan, Daha ağızları doluyken,لم يزوغوا عن شهوتهم طعامهم بعد في افواههم
İlgili Sayfalar