ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
İshal El, ayak, ağız hastalığı için özel bir tedavi yoktur.Không có thuốc chuyên trị đặc biệt bệnh cho tay, chân và miệng.
Ağız yoluyla kullanılır.Chúng được dùng qua đường miệng.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.Ân Hạo không than vãn nửa lời.
Doktor Himmler'in ağız içini incelemeye çalıştı, ama Himmler isteksiz bir şekilde başını geriye salladı.Vị bác sĩ cố gắng kiểm tra bên trong miệng của Himmler, nhưng ông không muốn mở miệng và ngoắc đầu ra.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Đây là mẫu Jagdpanzer L/48 đời đầu.
Ağızdaki bazı bakteriler besin kalıntılarında yaşar özellikle şeker ve nişastada.Một số vi khuẩn trong miệng sống bằng thức ăn thừa, đặc biệt là đường và tinh bột.
Genç bireyler nehir ağızlarına girebilir.Các thuyền nhỏ có thể thông hành trên sông.
Bu yüzden göz ağızda." dedi.Cậu ấy nói bằng mắt".
Ağızlarını kapatamazlar ve suyu sürekli ağızlarından geçirirler.Miệng của chúng không thể khép lại do thiếu quai hàm, vì thế chúng thường xuyên quay tròn nước trong miệng.
Çoğu örümcek insan derisini delebilecek ağız yapılarına sahip değildir.Hầu hết các con nhện không gây ra vết cắn có mức độ nguy hiểm.
Bu nedenle sindirilmemeş besinler ağızdan dışarı atılır.Do đó ít con mồi nào thoát khỏi miệng nó.
Ağız ve burunları hortum gibi uzamıştır.Mũi và môi trên kéo dài thành vòi ngắn.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Chú ý rửa cả vành cái lọc.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.Phương pháp của đội 2: Trao đổi không khí dưới nước bằng miệng.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."これを族徴と言う。
Bu nedenle bebekler her şeyi ağızlarına alarak tanımaya çalışırlar.赤ちゃんは何でも口に入れる。
Diş gelişimi, dişin embriyonik hücrelerden oluşup büyüdüğü ve ağız içerisine sürdüğü karmaşık bir süreçtir.歯の発生(はのはっせい)は歯胚の細胞から作られ、成長し、口腔内に萌出する複雑な過程である。
İçimi her ne kadar şarabı anımsatsa da, ağızda lezzetli bir tat bırakır.そして、甘酸っぱい味が口内に広がったら、グラスの中のブランデーを一気に口に入れる。
Dil (organ), ağız içerisinde bulunan organdır.舌(ぜつ、した)は、動物の口の中にある器官。
Ağızları ön taraftadır.先端に口がある。
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.口には幾つか歯が生えている。
Ağız kenarları altına yerleştirilmiş tutamaklar belirgin bir özelliktir.これらが顎脚綱の中で占める位置づけは不明瞭である。
Her durumda ağız hiç birinde betimlenmemiştir.すべての話で顔は描かれていない。
Daha sonra ağız kapatılır ve kese sıkıştırılarak boşaltılır.するとすぐに嘴の中で転がされ、残った殻が取り除かれる 。
Ağızlarında, çenelerini çok açabilmeye olanak veren menteşe yapıları bulunur.ヘッドに吸い口を開ける方法にも幾つかある。
Yutak: (farinks veya farenks) ağız ve burnun hemen arkasındaki boyun bölümüdür.柔道では後袈裟固と崩袈裟固は別の技とされている。
Onlar da ağız birliğiyle eseri övdüler.それらは内臓に分枝を伸ばしている。
Kılıcı geniş ağızlı bir paladır.剣は一刀流の凄腕。
Ağızdaki içki kokusunu gidermek için çiğnenir (meyhaneci otu adı buradan gelir).ワインを口に含んだ後鼻に抜ける香りのことはブーケという。
Ağız temizliğine dikkat edilir.頭の手拭いが特徴。
Ağızdan kulağa telefonla konuşarak çok daha rahat."「声を聞くのはもっと簡単」とのことである。
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.口は斜め上向きにつく。
Ağızlarını dışarıya doğru kıvırabilirler.口を突き出すことができる。
Birbirlerinin isimlerini dahi ağızlarına almazlar.互いに名前で呼び合う仲。
Bu sırada Ray, Stella'dan "Lemonade Mouth" (Limonata Ağız) olarak söz eder.When life gives you lemons, make lemonade - アメリカのことわざ。
Mandibular ve maksiller kaninler ağızdaki en uzun dişlerdir.ブタ・ネコ・ウサギのうち、誰が一番歯を磨いたか当てる。
Gıdanın ağızdan yemek borusuna geçmesini sağlar.食事は口から管を伸ばして行う。
Diş etlerini kuvvetlendirmek ve ağız kokusunu gidermek için kullanılır.香りを嗅ぎ分けるために鼻が大きくなっている。
Ağızda C. albicans enfeksiyonuna pamukçuk denir.また、C. albicansに対する強い抗菌性を持つことが報告されている。
Ayrıca, ağız parçaları da bir sineği bile parçalayacak güçte değildir.その腕前は、飛んでいるハエでさえ撃ち落とす程に一流。
Ağızları genelde aşağıya doğru yöneliktir, ve bu yemeklerini suyun dibinde aldıkları anlamına gelir.口は下方に伸長し、水底にある餌を吸い込むのに適している。
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."在說話的話尾會加上「~的說(~でしゅ)」。
Ağızları kısadır ve gözleri öne doğru bakar.牠的頭短而闊,並有向前看的眼睛。
Ağız dişleri yoktur.唇无唇齿。
Marka başlangıçta 1950 yılında bir ağız bakım suyu olarak tanıtıldı.該品牌最初於1950年以漱口水推出。
Ağızlarında 36 dişleri olur.嘴部有至少62顆牙齒。
Ağız temizliğine dikkat edilir.漱口清洁。
Bu nedenle ölülerin ağızlarına bir obolos (metelik) konurdu.是故死之日,诸子皆布衣。
Açık duran ağız benzeri bir yapıya sahiptir.味蕾的开口部有纤毛似的结构。
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.當不定式的主語是主格的時候,它通常被省略。
O gün köyde ağızdan ağza bu müjdeli haber dolaşmış, konuşulmuştur.一天如廁時,因為提著話頭,而有所省悟。
Ayrıca Kirnat-Maradit ağızlarından da söz etmek gerekir.另外亦需以馬賽克遮蓋髒話字眼。
Kıbrıs ağızlarında soru ekleri (-mı, -mi, vs) genelde kullanılmaz ve soru, vurgu ile oluşturulur.黑無常為兄常昊靈,性格陰險有心計;白無常為妹常宣靈,言行狂妄張揚。
Kafalarının büyük kısmı da ağızlarıdır.但其生平事蹟有很大部分屬於傳說類型。
Kolların ağız kısmında(altı yüzeyi), emicilerle birlikte dört uzunlamasına sıra(tüp ayak) içermektedir.梵天的傳統形象乃四顆頭、四張臉以及四隻手臂,口中不斷地誦讀《吠陀經》。
Ağızdaki dişler içinde en görünenidir.最大的牙齒是位於眼睛之間。
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.她的手無法將食物送進她的嘴裡。
Yaşanan olay, birinci ağızdan alınmıştır.初次登場於第一話。
Yavrular kör ve çıplak olarak doğar; ilk birkaç gün ağız keselerinin içine alınabilir.剛出生的雛兒身體赤裸,需要數天時間才可以睜開眼睛。
İlgili Sayfalar