ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Olayı başlatan etmen genellikle kötü ağız hijyenidir.Kentän alustana on tavallisesti tekonurmi.
Ağızları kısadır ve gözleri öne doğru bakar.Naama on litteä ja silmät katsovat eteenpäin.
Ağız tüfeği AK-47.Ak-47 pistimellä.
Ağız tavanından hipofiz bezine ulaşılır.Katosta riippuu kevyt valokatkaisija.
Dahası, Ötzi'nin ağız yapısının 3D analizine göre Ötzi'nin aşınmamış tek bir dişi bile olmadığı görülmüştür.Varovaisen arvion mukaan jopa viidennes löydöistä on joutunut vääriin käsiin.
Bu deliklerin ağızlarını gündüz vakti kapatırlar.Linnuille saadaan sulkia päivittäin.
Karanfil, güzel kokusu sebebiyle ağız kokusuna karşı kullanılır.Eukalyptolia voidaan käyttää sen hyvän tuoksun vuoksi hajusteissa.
Alt Çene Köşesi: Ağız silindirinin alt sınırı hizasındadır.Alemman rintakehän linjan tulee olla kyynärvartta alempana.
Pamukçuk ya da oral kandidiyaz, Candida albicans mantarının ağız mukozasında yaptığı enfeksiyondur.Sammas (lat. oropharyngeal candidiasis) on Candida albicans -hiivasienen aiheuttama suun tulehdus.
Nil timsahlarının ağızlarını bir bantla bile kapalı tutabilirsiniz.Flanelliseen irtotakkiin voi yhdistää neuleita ja vaikka farkut.
Ağız yoluyla alınan aşılar ilk kez 1990'larda kullanılmaya başlandı.Τα από του στόματος χορηγούμενα εμβόλια εισήχθησαν για πρώτη φορά τη δεκαετία του 1990.
Nehirlerin doğduğu yere kaynak, denize döküldüğü yere ağız denir.Το σημείο στο οποίο γεννιέται ένας ποταμός ονομάζεται πηγή.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Λαμβάνεται από το στόμα.
Genç bireyler nehir ağızlarına girebilir.Τα νεαρά του είδους εισέρχονται σε εκβολές ποταμών.
Genellikle ağızlarından ateş çıkardıkları da söylenmektedir.Ένα από τα όπλα τους είναι ότι συνήθως βγάζουν φλόγες από το στόμα.
Ağızları ön taraftadır.Τα αυτιά είναι προσανατολισμένα μπροστά.
26) Aromaterapik yağlar ağız yoluyla alınmamalıdır.Τα απαραίτητα λιπαρά οξέα δεν πρέπει να συγχέονται με τα αιθέρια έλαια.
Hikâye ilk ağızdan anlatılır.Η ιστορία είναι γραμμένη σε πρώτο πρόσωπο.
Fars dilinin kökeni de burasıdır ki yerel ağızda Farsi veya Parsi denmektedir.Το όνομα των ίδιων των Περσών για τη γλώσσα τους είναι φαρσί ή παρσί.
Ağızlarından manı eksiltmedin.Δεν σας πιάσαμε και από τη μύτη!
Orofarinks, yutağın ağız boşluğunun arkasında kalan kısmıdır.Ο φάρυγγας είναι το μέρος του λαιμού αμέσως πίσω από το στόμα.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Σκοπός τους είναι να διαμορφώνουν την τροφή και να τη μετακινούν στο στόμα.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Έχει 38 δόντια.
Ağız yoluyla alınan mevcut aşı türleri güvenlidir.Τα υπάρχοντα εμβόλια είναι πολύ ασφαλή.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Hos skrøbelige ældre kan en god oral sundhedspleje mindske risikoen for aspirationspneumoni.
Sert ve gevrekdir, ancak ağızda tereyağlı, parçalanmış ve yumuşaktır.Knopperne sidder spredt, og de er brune, glatte og kegleformede.
Bunların yanında gaga ağızlı testiler, fincanlar ve çanaklar sık görülen biçimlerdir.Eksempler på dette er ryghvirvlerne (lat. vertebrae) og underkæben (lat. mandibula).
"Ak at arabasının ağızı yok."No Money to Fix Your Car?
Ağızlarında 36 dişleri olur.Et menneske har 32 tænder i munden.
Yaşanan olay, birinci ağızdan alınmıştır.Der trækkes lod om første udspil.
Ağızlarından manı eksiltmedin.Vi lukker faktisk lort ud af munden!.
Sırt, sırt yüzgeci, alın ve ağız koyu mavidir.Ryggen, rygfinnen, panden og næbbet er mørkeblå.
Ağız tüfeği AK-47.Guitar lavet af AK-47 - Escopetarraen.
Topikal steroidli merhemler ve ağızdan antihistaminikler kaşıntıyı azaltmak için kullanılabilir.Antihistamin indtaget gennem munden eller lotion med et middelstærkt steroid kan benyttes til at mildne kløen.
Bu deliklerin ağızlarını gündüz vakti kapatırlar.Her udsættes dagligt ørreder.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Dette gjenspeiles i ordet: den innretningen (verket) der noe stilles.
Ön bağırsak: Başta bulunan ağız açıklığı ile başlar.I prinsippet er den likt utført som det som er forklart over.
Ağız kuruluğu görülebilir.Ribbeinene kan ses.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.De fører maten til munnen med framføttene.
Yaşanan olay, birinci ağızdan alınmıştır.Historien er skrevet i førsteperson.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.Man er heller ikke pålagt å gi personstemme for å levere stemmeseddelen.
Gözler, burun ve ağız.Hår, øyne og munn lages.
Örneğin: day sözcüğünde ağız çok açılır.Et eksempel er at i ordet kam står k i framlyd.
Dokuz aylık olduklarında ağız, hortum ve ayak koordinasyonları mükemmelleşmiştir.Pada umur sembilan bulan, koordinasi mulut, belalai, dan kaki sudah sempurna.
Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tespih ve ağızlık da yapılmaktadır.Di dalamnya terdapat murid-murid dengan berbagai karakternya yang lucu dan lugu.
Genellikle ağızda gingival ceplerde ve diş etrafındaki dokularda yerleşir.Organisme penyebab berada dalam kantong-kantong periodontal di sekitar gigi.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.Itu pun dengan setengah hati.
Bu soruları John, doğrudan birinci ağız olarak yanıtlar.Setelah kematian John, lagu ini langsung naik ke posisi 1.
1990'ların sonlarında ağız ve dil kanserine yakalandı.Pada tahun 1990, Gareng menderita penyakit kanker lever.
Yaşanan olay, birinci ağızdan alınmıştır.Sebelumnya, posisi itu dipegang oleh Pertamina.
Damar içi veya ağız yoluyla verilebilir.Obat ini dapat diberikan lewat mulut atau disuntikkan.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Dan ia membuktikan kata-katanya itu dengan perbuatan nyata.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Rencana besar menggosok gigi 36.
Diş ve Ağız Hastalıkları uzmanıdır.Ilmu Penyakit Kulit dan Kelamin.
Riachuelo-Nehri'nin Río de la Plata'ya açıldığı agızda yer alır.Portugal sepakat untuk meninggalkan koloni, menuruni Río de la Plata.
Ağız yoluyla alınan ve iyi tolere edilen ilk maddelerin keşfedilmesi çığır açan bir buluş olmuştur.Terobosan besar dicapai dengan penemuan obat oral pertama yang dapat ditoleransi dengan baik.
Filler genellikle hortumlarıyla soluk alır ancak çok az bir hava ağızlarından da geçer.Gajah menghisap udara dengan menggunakan belalainya, walaupun sebagian udara juga masuk melalui mulut.
Yemek borusu ağız ve mideyi birleştirir.Peluru tersebut menembus baju besi dan perutnya.
Alkol ağız kokusunu artırır.Meningkatnya sensitivitas terhadap bau.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Karena yang diucapkan mulut meluap dari hati.
İlgili Sayfalar