ağız ile cümle
ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bense yarım ağızla yanıt verdim.歌词是半唱半说唱的。
Olayı başlatan etmen genellikle kötü ağız hijyenidir.生性膽小,平常會擺出專橫的態度。
Okuma yazma bilmeyen kişiler ise ağızlarını muhafaza ederler.這樣一方面使那些不識字的人,也能背誦聖經的話語。
Bu tabirin ağızdan ağza tabirinden farkı, bilgilerin gizlice (fısıltıyla) aktarılmasıdır.若無靜慮中間,更說何等名無尋唯伺?由此知,有靜慮中間,依之盡漏。
Ağız için örnek; Karadeniz ağzı, Ege ağzı vb.典型特徵如半翻白眼、雙頰泛紅、張嘴吐舌。
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleridir."고칙(古則)은 이러한 고덕선사 (古德禪師)의 말귀를 말한다.
Onlar da ağız birliğiyle eseri övdüler.양담은 양운의 말에 동조하였다.
Fellatio (Latince fellare: emmek) erkek cinsel organlarının ağızla uyarılması ve erkeğin boşalmasıdır.펠라티오(Fellatio)는 입술이나 혀로 남성의 음경을 애무하는 것을 말하며 구강성교의 한 종류이다.
Ağızdan alınan kortikosteroidler iyileşme şansını arttırabilir ve belirtilerin süresini kısaltabilir.구강 코르티코스테로이드는 회복의 가능성을 높이고 증상의 지속기간을 줄인다.
1990'ların sonlarında ağız ve dil kanserine yakalandı.1990년 독립 기념일에 림프구 암으로 사망하였다.
Diş fırçalamanın ağız kokusu engelleyici etkisi en çok % 33 tür.달걀 무게 중 유체가 33%를 이룬다.
Çoğunun ağız çevresinde tentaküller bulunur.입 주위에는 촉수가 있다.
Gladius; Romalı askerlerin kullandığı, keskin yanı yaklaşık 60 cm uzunluğunda, geniş, çift ağızlı kısa kılıç.글라디우스(Gladius)는 고대 로마시대 당시에 로마 군인들이 사용한 검으로 길이 약 60cm, 무게 약 1kg의 단검이다.
Ağızdan alındığı zaman da analgesik tesiri kuvvetlidir.직계비속의 혼례가 있는 때 귀휴의 허가사유가 존재하지 아니함이 밝혀진 때.
Ağız kenarından gözlerinin arkasına kadar uzanan geniş siyah bir bant vardır.주둥이 끝에서 눈을 지나는 폭 넓은 검은 줄이 있다.
Ağız yoluyla alınan mevcut aşı türleri güvenlidir.판매되고 있는 구강 형태의 백신은 대체적으로 안전한 편이다.
Ağrı ili ağızları.미인형이나 입이 거칠다.
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.입 안에 날카로운 이빨이 나 있다.
Lakabı Mouth (ağız) dır.במותיך חלל (ך-ח).
Ağızlarında 36 dişleri olur.בלסתותיו 34 שיניים.
Birbirlerinin isimlerini dahi ağızlarına almazlar.הם אינם פונים אחד לשנייה בשמותיהם הפרטיים.
Ağız yoluyla kullanılır.ניתן דרך הפה.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.הן משתמשות באצבעותיהן על מנת להכניס מזון לפיהן.
Ağız temizliğine dikkat edilir.שמרו על ניקיון ידיכם.
Bense yarım ağızla yanıt verdim.לאחר מכן אומר החזן חצי קדיש.
Newton’un dikkati aynı zamanda suyun kapların dibindeki ağızlardan akışına odaklanmıştır.תשומת הלב של ניוטון הופנתה גם להתרוקנות של מים ממיכלים דרך חורים בתחתית שלהם.
Bu türde erkekler yumurtaları ağızda tutar.בני סוג זה הם מטילי ביצים.
Binek başlığının ağız içinde ağızlık demiri olur.ירידת ראש התינוק תוך כדי סיבוב הראש פנימה.
Minik gaga ağızlı bir testinin çocuk oyuncağı olduğu düşünülmektedir.תחום אחד שבו הוסיפה השפה להתקיים הוא משחקי ילדים.
Ayrıca kişiler ağızdan ağza solunum desteği verme konusunda zorunlu değildirler.ומכל מקום יש הנוהגים שלא לרחוץ את הפה.
Deutrostomia ya da Deuterostomes ( Deuterostomia; Yunanca'da "ikinci ağız") hayvanlar aleminin üst şubesidir.Вторичноустни (таксономично: Deuterostomia от гръцки: "втора уста") са надтип в царството на Животните.
Alkol ağız kokusunu artırır.Алкохолът увеличава токсичността на препарата.
Hikâye ilk ağızdan anlatılır.Историята е разказана в първо лице.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Нямат опашки, а в устата си имат 32 зъба.
Avlarını dişleriyle yakalamak yerine ağız boşluklarına emerek yakalarlar.Вместо да залавят плячката си със зъби, те я всмукват в устната си кухина.
Bunların yanında gaga ağızlı testiler, fincanlar ve çanaklar sık görülen biçimlerdir.Към тях се добавят нарязани зрели домати (или салца) и малко олио.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.Организират се от USTA.
Yaşanan olay, birinci ağızdan alınmıştır.Повествованието се води от първо лице.
Alt dudakları ağızlarının yanlarını ve gagalarını kaplar.Те разкървавяват устата и носа на неприятелите му.
Gözler, burun ve ağız.Избягвайте да докосвате очите, носа и устата.
Damar içi veya ağız yoluyla verilebilir.Оводняването може да се прави през устата или венозно.
Pulları olmayan bu balıkların, ağızlarından bıyıklar sarkar.Видовете, които нямат пипала, улавят плячката си направо с устата.
Genellikle günde iki veya üç doz ağızdan alınarak kullanılması önerilir.Обикновено се препоръчват две или три дози от формата за орален прием.
Hem ağızdan verilir, hem de şırınga edilir.В сместа се добавя и пропен.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Грижи за опрашването.
Ağız yoluyla alınan aşılar ilk kez 1990'larda kullanılmaya başlandı.Ваксини за орален прием са въведени за пръв път през 90-те години на 20 век.
Ayrıca aralarında büyük ve küçük ağızlı alabalıklar diye bir ayrım yapılır.Едновременно с това набъбват големите и малките полови устни.
Yemek borusu ağız ve mideyi birleştirir.Мускулът сгъва тазобедрената и колянната става.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Поднасят храната към устата си с предните лапи.
Bazı yöresel ağızlarda ibik sözcüğü gaga anlamında da kullanılır.Известни са поне 40 значения, в които думата Йога се употребява.
Oral seks ya da ağızdan ilişki, bir cinsel ilişki türüdür.Както вагиналният секс, така и оралният е вид сексуален акт.
Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi.Има медицински и стоматологичен кабинет.
Ağızları ön taraftadır.Naprijed se nalaze usta.
Ağızları bir kuşun gagasına benzer.Njihov jezik zvučao bi kao pjev ptica.
Ağız yoluyla alınan mevcut aşı türleri güvenlidir.Oba dostupna oralna oblika cjepiva su sigurna.
Karanfil, güzel kokusu sebebiyle ağız kokusuna karşı kullanılır.Tontonin nos može poslužiti u svrhe praćenja mirisa.
Denize açıldığı ağız ancak büyükçe iki tekne genişliğindedir.U osnovi dolazi sa rijeka koje su u većini dijelova dovoljno široke samo za dva čamca.
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.U ustima ima velik broj oštrih zuba.
Dipteki çamurları ağızlarına alıp, süzerler.Tvoje magle koje se uvijaju i uzdižu!“.
Ağızlarının içlerinde jilet taşıyordu bunlar.U glavu su utaknute čivije.
İlgili Sayfalar