ağız ile cümle

ağız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sørvágsfjørður ağız ve Fjallavatn ise göz şeklindedir.Sørvágsvatn jsou ústa a Fjallavatn je oko.
Benzer ağızlar Estonya ile Ladoga Gölü arasında bir sınır teşkil eden İnkerya'da da konuşulmaktadır.Podobnými dialekty se mluví i v Ingrii, což je oblast mezi estonskou hranicí a Ladožským jezerem.
Ağızlarından nefes alamazlar.Nereagovala na dýchání z úst do úst.
2. Grup’un Yöntemi: Ağızdan Ağza Solunum.II. díl: Vrátit slovo umlčeným.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.U oslabených starších osob může riziko aspirační pneumonie snížit správná ústní hygiena.
Ağız uca doğru gittikçe kalınlaşır.Hřbet od ramen k patě ocasu lehce stoupá.
Bunun yanında daralan ağızlı, kısa boyunlu çömlekler de ele geçmiştir.Lišil se od nich ale hlavou,která byla nízká a úzká.
Ağız organelleri erkeklere benzer.Tvarem těla se podobají krtkům.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Náchylná k rzivosti slupky.
Gaga ayrıca mandibula veya ağız olarak da ifade edilebilir.Stejně tak se lze setkat s afty v ústech.
Diğer iki maden buluntusu ağız bölümü bulunamamış olan bir testidir.Zprávy ve zbylých dvou lahvích jsou nepodepsané.
Farelerin baş kısmında ağız yapıları bulunur ve ağzının içinde sıralı halde dişleri vardır.Ve přední části hlavy se nacházejí ústa, které jsou bez zubů.
Adaköy'de Görele - Beşikdüzü - Şalpazarı üçgenine özgü bir Doğu Karadeniz ağızı kullanılır.Ve východním nářečí se v třetí osobě používal sufix -Vzag/-Vzäg.
Ağız mukozasının, örneğin aftöz stomatitin ciddi inflamasyonu için endikedir.Negativním projevem předávkování je například podráždění žaludku.
26) Aromaterapik yağlar ağız yoluyla alınmamalıdır.Uniklý dichlorisokyanurát sodný by neměl být splachován do kanalizace.
Dil (organ), ağız içerisinde bulunan organdır.Jazyk je svalový orgán nacházející se v ústní dutině.
Dokuz aylık olduklarında ağız, hortum ve ayak koordinasyonları mükemmelleşmiştir.La nouă luni, coordonarea gurii, trompei și picioarelor este perfecționată.
Bu onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir.Este un cuvânt de adevăr de care ei se îndoiesc.
Filler genellikle hortumlarıyla soluk alır ancak çok az bir hava ağızlarından da geçer.Elefanții inspiră mai ales prin trompă, dar puțin aerul trece și prin gură.
Ağız terminal olup büyüktür.Gura largă, terminală.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Varianta Jagdpanzer IV/48 avea o frână de gură montată pe tun.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Maxilarul prezintă 34 de dinți.
Ağız dişleri yoktur.Capul fără solzi.
Horasan Ağızları.Scări de sticlă.
Selim ile Fiorilla önce ağız dalaşına girerler ama sonra araları iyileşir.Selim și Fiorilla se ceartă, dar în cele din urmă se împacă.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.La persoanele în vârstă, igiena orală corectă poate scădea riscul îmbolnăvirii de pneumonie de aspirație.
Okuma yazma bilmeyen kişiler ise ağızlarını muhafaza ederler.Chiar și cei ce nu știau citi puteau fi informați ascultând cititul de către copiii de la școli.
Ağız yoluyla alınan mevcut aşı türleri güvenlidir.Vaccinurile actuale sunt foarte sigure.
Geniş ağızlı olup, ağzındaki dişleri kuvetlidir.Gura largă, prevăzută cu dinți.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Ei folosesc mustățile lor pentru a localiza hrana.
Farelerin baş kısmında ağız yapıları bulunur ve ağzının içinde sıralı halde dişleri vardır.Are partea anterioară a capului rotunjită, iar gura este prevăzută cu dinți.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Este dependentă de curățenie.
Karanfil, güzel kokusu sebebiyle ağız kokusuna karşı kullanılır.Planta este folosită drept condiment datorită aromei înțepătoare.
Anadolu kadınlarını iri gözlü, küçük burun ve küçük ağızlı olarak betimledi.Iar personajele sunt desenate în stilul “moe” anume cu ochii mari și nasul și gura mică.
Ağız sürekli hareket eder ve bir şeyler mırıldanır.Omizile încep să se învârtă și se transformă în fluturi.
Ağız yoluyla alınan aşılar ilk kez 1990'larda kullanılmaya başlandı.A szájon át beadandó vakcinát először az 1990-es években alkalmazták.
Başarısı ağızdan ağza söylenir oldu.A hírneve szájról szájra terjedt.
Genellikle günde iki veya üç doz ağızdan alınarak kullanılması önerilir.Általában két vagy három, szájon át beadandó dózis a javasolt.
Alkol ağız kokusunu artırır.A hatását az alkohol még jobban fokozza.
Ağız temizliğine dikkat edilir.A rugózásról laprugó gondoskodik.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Legyengült idősek körében a megfelelő szájhigiénia csökkentheti az aspirációs tüdőgyulladás veszélyét.
Ağızlarında 36 dişleri olur.36 foga van.
Ellerinden, ağızından ve kafasından ateş çıkarabilir.Ragadós nyálkát tud kilövellni a szájából és a szemeiből.
Ağız kuruluğu görülebilir.Tollfülei jól láthatók.
Şaman dualarında altı ağızlı kurttan sık sık bahsedilir.A növénytársuklásokban gyakran a szulákfélékkel együtt fordul elő.
Ağızlarını dışarıya doğru kıvırabilirler.Próbálják szóra nyitni a szájukat.
Şive kavramı ile lehçe ve ağız kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır.A mindennapi szóhasználatban gyakran keveredik a számla és a nyugta fogalma.
Pamukçuk vakaları resimleri Ağız iltihaplanmaları (Prof.Dr.Összeállítás a hasonló című rádiósorozat műsoraiból (dr.
Jagdpanzer IV/48 modelinin topunun namlu ucuna ağızlık takılmıştı.Alun perin Jagdpanzer IV/48:n tykissä oli suujarru.
Onları takip eden Mk IV modelinde L/50 namlu ve namlu ağız baskısı bulunuyordu.Mk IV malliin tuli suunniteltu L/50-putki ja suujarru.
Ağızlarında çok sayıda diş vardır.Suussa on useita isokokoisia hampaita.
Ağızlarında 36 dişleri olur.Suussa on 44 hammasta.
Ağız için örnek; Karadeniz ağzı, Ege ağzı vb.Kaari Utrio, Una Nuotio, Taina Heikkilä: Rusoposkia, huulten purppuraa, s.
Ağızdan da uygun sulu besinler verilir.Hänen oikeasta suustaan tulee salamoita.
Ağız temizliğine dikkat edilir.Hän keskittyi äänen puhtauteen.
Deutrostomia ya da Deuterostomes ( Deuterostomia; Yunanca'da "ikinci ağız") hayvanlar aleminin üst şubesidir.Jälkisuiset eli deuterostomit (Deuterostomia) on eläinkuntaan kuuluva yläjakso.
Avlarını yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir.Hengitettäessä nenän kautta nenäkarvat puhdistavat ilmaa.
İlkin ve ikincil ağızlılar arasındaki ana fark embriyo gelişmesi sırasında ortaya çıkar.Jälkisuisten ja alkusuisten perimmäinen erottelu perustuu alkionkehitykseen.
Uzun bir kafatasları ve ağızlarında 32-40 dişleri bulunur.Suussa on 26–32 hammasta.
Ağızdaki diş canlıdır.Suussa on hampaina luulevyt.
İlgili Sayfalar