Ana içeriğe geç
Sözlük

ağır ağır ile cümle

ağır ağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ağır ağır yolcu arayan bir taksiyi çağırdı.Tom hailed a cruising taxi.
Tom tüm ağırlığıyla kapıya abandı.Tom pushed against the door with all his weight.
Sizi ağırlamama izin verin.Let me entertain you.
Tom'un seni ağırlamayı neden sevdiğini görebiliyorum.I can see why Tom likes having you around.
Bu kutu üç kilogram ağırlığında.This box weighs three kilograms.
Şimdi ağırdan alsan iyi olur.You'd better take it easy now.
Sanırım onu ağırdan alman gerekebilir.I think you might need to take it easy.
Mary, Tom onun ağırlığından söz ettiği zaman sinirlenir.Mary becomes angry when Tom mentions her weight.
Tom onun ağırlığından bahsettiğinde Mary kızdı.Mary became angry when Tom mentioned her weight.
Zeynep çok şişman. Günde beş öğün yer. Zeynep'in ağırlığı 100 kilogramdır.Zainab is very fat. She eats five meals a day. Zainab's weight is 100 kg.
Çocuklar neden bu kadar ağır bir çanta taşımak zorundalar?Why do children have to carry such a heavy bag?
Bu kutu bir ton ağırlığında.This box weighs a ton.
Tom yaklaşık 300 pound ağırlığında.Tom weighs around 300 pounds.
Neden sadece evde kalmıyorsun ve işi ağırdan almıyorsun?Why don't you just stay home and take it easy?
Onu ağırdan aldım.I took it easy.
Sizi ağırlamayı özleyeceğim.I'm going to miss having you around.
Onlar ağır silahlı mıydı?Were they heavily armed?
Tam yetişmiş Afrika fili yaklaşık dört ton ağırlığındadır.A full-grown African elephant weighs about four tons.
Bu bir ağır iş makinesidir.This is a heavy-duty machine.
Bu makine yaklaşık otuz ton ağırlığında.This machine weighs nearly thirty tons.
Bir bütan silindiri 35 kg ağırlığındadır.A butane cylinder weighs 35 kg.
Tom, polis tarafından ağır biçimde dövüldü.Tom was severely beaten by the police.
Tom büyük bir vinçle ağır bir kutuyu indiriyordu.Tom was lowering a heavy box with a huge crane.
Tom Mary'nin ağırlığını tahmin etti.Tom guessed Mary's weight.
Tom Mary'den çok daha ağır.Tom is much heavier than Mary.
Su havadan 800 kat daha ağırdır.Water is 800 times heavier than air.
O, ağır bir kalp krizi geçirdi.He survived a severe heart attack.
Tom ağır yaralandı.Tom was seriously wounded.
Tom, Mary'den otuz pound daha ağırdır.Tom is thirty pounds heavier than Mary.
Bu bavul göründüğü kadar ağır değil.This suitcase isn't as heavy as it looks.
Bu bavul göründüğünden daha ağır.This suitcase is heavier than it looks.
Gerçekten de bu kadar ağır değil.It's really not that heavy.
Bu bavullar gerçekten ağır.These suitcases are really heavy.
Bu bavullar biraz ağır.These suitcases are kind of heavy.
Bu bavullar ağır.These suitcases are heavy.
O, olacağını düşündüğün kadar ağır olmayabilir.That might not be as heavy as you think it's going to be.
Dan bir kamyon tarafından çarpıldı ve ağır bir şekilde yaralandı.Dan was struck and gravely injured by a truck.
Doktor, babamın ağır şeyler taşımasına müsaade etmedi.The doctor didn't allow my father to carry heavy things.
Onlar misafirleri ağırlamak için Allah'ın emrini yerine getiriyorlar.They are fulfilling the commandment to host guests.
Onlar misafirleri ağırlama emrini yerine getiriyor.They are fulfilling the commandment to take in guests.
Böyle ağır bir arabayı kaldıramam.I cannot lift such a heavy car.
Bu şamdan çok ağır.This candlestick is very heavy.
Bu mavi sırt çantası ağır.This blue backpack is heavy.
Ben en az doksan kilo ağırlığında olmalıyım.I must weigh at least ninety kg.
O elli beş kilogram ağırlığında.She weighs fifty five kilograms.
Bagajını taşıyayım. Yolculuktan yorgun olmalısın ve o ağır olmalı.Let me carry your baggage. You must be tired from the trip and it must be heavy.
Bu çanta aşırı ağır.This bag is too heavy.
Kendini ağırdan satan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who play hard to get.
Tom Mary'den daha ağır.Tom weighs more than Mary does.
Ağır öğrenenler sık sık okula gitmek istemezler.Slow learners often don't want to go to school.
Şu ağır metal kutuları taşıyacak kadar güçlüyüm.I'm strong enough to carry those heavy metal boxes.
Artık o görkemli bir kağıt ağırlığı sadece.It's nothing but a glorified paperweight now.
Cüce sivri fare, ağırlık olarak en küçük memelidir. Sadece 1,8 gram ağırlığındadır.The Etruscan shrew is the smallest mammal by weight. It only weighs 1.8 grammes.
Tom ağır bir kutuyu taşıyarak binaya girdi.Tom came into the building, carrying a heavy box.
Tom ağır biçimde yaralandı.Tom was severely injured.
Senin bavulun ağır görünüyor.Your suitcase looks heavy.
Şehrin bu bölümü ağırlıklı olarak konut.This part of town is mainly residential.
Tom 130 pound ağırlığında geliyor.Tom weighs 130 pounds.
O ağır yaralandı.She suffered severe injuries.
O, kolayca taşıyamayacağım kadar çok ağır.It's too heavy for me to easily carry.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod