Bu, Tom'un taşıması için çok ağır.It's too heavy for Tom to carry.
Bu, taşımak için çok ağır.It's too heavy to carry.
Taşımak için fazla ağır.It's too heavy to move.
Göz kapaklarım ağır.My eyelids are heavy.
Tom hâlâ bir genç iken olduğu aynı ağırlıkta.Tom is still the same weight he was when he was a teenager.
Tom'un valizi ağır görünüyor.Tom's suitcase looks heavy.
Tom benim kadar ağır değil.Tom isn't as heavy as I am.
Tom onu ağırdan almak zorunda.Tom has to take it easy.
Çantam çok ağır.My bag is very heavy.
Bunu bir kağıt ağırlığı olarak kullanabilirsin.You can use it as a paperweight.
30 kilodan daha ağır bir valizi kaldıramam.I can't lift a suitcase heavier than 30 kilos.
Tom'un vücudunda ağır şekilde darp edilmeye bağlı hasar vardı.Tom had injuries consistent with a severe beating.
Taksi şoförü ağır yaralanmadı.The cab driver wasn't seriously injured.
Birçok ülkede, ölüm cezası en ağır cezadır.In many countries, the death penalty is the most severe punishment.
O zaman çok ağırbaşlıydım.I was very sober at the time.
Ne kadar ağır çok ağırdır?How heavy is too heavy?
Ne kadar ağırsın?How heavy are you?
Bir paket un bir kilogram ağırlığındadır.A package of flour weighs one kilogram.
Tom tam 33 £ ağırlığındadır.Tom weighs just 33 pounds.
Yarın akşam misafir ağırlıyoruz.We're having guests tomorrow night.
Ben ağır hasta bir adamım.I'm a seriously ill man.
Hiç kimse ağır yaralanmadı.No one was seriously injured.
Biz yaklaşık olarak aynı ağırlıktayız.We're approximately the same weight.
Bir adam ağır yaralandı.One man was seriously injured.
Biz neredeyse aynı ağırlıktayız.We're about the same weight.
Seyirci ağırlıklı olarak kadındı.The audience was predominantly female.
Ben eskisi kadar çok ağır kaldıramam.I can't lift as much weight as I used to.
Sen eskisinden çok daha ağırsın.You're much heavier than you used to be.
Tom ağırdan almayı hak ediyor.Tom deserves to take it easy.
Ben senden daha ağırım.I'm heavier than you are.
Ağır yük, kalasın ortasının bükülmesine neden oluyor.A heavy load is causing the plank to sag in the middle.
Ben senden çok daha ağırım.I'm much heavier than you.
Ben ağırdan almaya çalışıyorum.I'm trying to take it easy.
Ben ağırdan almaya çalışıyordum.I was trying to take it easy.
Sen yetmiş kilogram ağırlığındaydın.You weighed seventy kilograms.
Bu bölgede dini inanç ağır basar.Religious belief predominates in this region.
Senden çok daha ağır değilim.I'm not much heavier than you.
Daha tuzu su, daha az tuzlu sudan daha ağırdır.Saltier water is heavier than less salty water.
Ağırlık her zaman yerin merkezine doğru yönelmiş bir güçtür.Weight is a force that is always directed toward the center of the earth.
Bir uçuş sırasında uçak yakıt tüketirken uçağın ağırlığı sürekli değişir.During a flight, an airplane's weight constantly changes as the aircraft consumes fuel.
Onun bagajının ağırlığı fazla.His luggage is overweight.
O kutu ağır.That box is heavy.
Mücize eseri olarak kimse ağır yaralanmadı.Miraculously, nobody was seriously injured.
Tom'un bavulu çok ağır değildi.Tom's suitcase wasn't very heavy.
O, 80 kilogramdan daha ağırdır.He weighs more than 80 kg.
Bir kişi ağır yaralandı.One person was critically injured.
Herkesin ağırlanmış olduğundan emin olmaya çalıştım.I tried to make sure that everyone was entertained.
Tom ağır bir sırt çantası taşıyordu.Tom was carrying a heavy backpack.
İngilizce ağır biçimde Latinleşmiş bir Cermen dilidir.English is a heavily Latinized Germanic language.
Ağırlığından dolayı okulda Tom'a zorbalık edildi.Tom was bullied at school because of his weight.
Kim daha ağır, Tom mu yoksa Mary mi?Who is heavier, Tom or Mary?
Tom yaklaşık 300 pound ağırlığındadır.Tom weighs about 300 pounds.
Tom yaklaşık 136 kilo ağırlığındadır.Tom weighs about 300 pounds.
Tom kısa, ağır bir adamdır.Tom is a short, heavy man.
Şimdi ağırdan alıyorum.I'm taking it slow right now.
Bizi ağırladığınız için teşekkürler.Thanks for having us.
Kapı ağır. Açmak için çok fazla kuvvet kullanmanız gerekir.The door is heavy. You need to use a lot of force to open it.
Çatı, karın ağırlığı altında çöktü.The roof collapsed under the weight of the snow.
Ahır karın ağırlığı altında çöktü.The barn collapsed under the weight of the snow.
Tom çok ağır biçimde nefes alıyor.Tom is breathing really heavily.