Ben ağırdan almak istemiyorum.I don't want to mess around.
Benim valizim Tom'unki kadar ağır değil.My suitcase isn't as heavy as Tom's.
Tom ağırbaşlı görünmeye çalıştı.Tom tried to look dignified.
Kızınızın ağırlığı ne kadardır?How much does your daughter weigh?
Ne ağır trafik!What heavy traffic!
Ben sadece ağır bir hastalık atlattım.I just got over a severe illness.
Tom uykusu ağır bir kimse.Tom is a heavy sleeper.
Tom Mary'nin ağır yaralanmış olabileceğinden endişelenmeye başlıyor.Tom is beginning to worry that Mary might be seriously injured.
Tom gençliğinde ağır biçimde içki içti ama şimdi yeşilaycıdır.Tom drank heavily in his youth, but is now a teetotaller.
Bu ağır masayı taşımama yardım eder misin?Will you help me move this heavy table?
Tom ne kadar ağır yaralandı?How badly injured is Tom?
Muhtemelen yaklaşık otuz kilogram ağırlığında.It probably weighs about thirty kilograms.
Bir çileğin ortalama ağırlığının ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what the average weight of a strawberry is.
Bu kitap onun kadar ağır değil.This book isn't as heavy as that one.
O, çaba harcamadan ağırlığı kaldırdı.He lifted the weight without effort.
Valiziniz çok ağır.Your suitcase is too heavy.
Bu elmaların ağırlığı iki kilodur.The weight of these apples is two kilos.
Çok ağır bir bavul taşıdığı için omzu acıyor.His shoulder hurts because he carried a very heavy suitcase.
Bir devekuşu yumurtası, yirmi dört tane kadar tavuk yumurtası ağırlığındadır.An ostrich egg weighs as much as twenty-four chicken eggs.
Biz onu ağırdan aldık.We took it slow.
Neyse ki kimse ağır yaralanmadı.Luckily nobody was seriously injured.
Kamyon okul binasına çarptığında neyse ki kimse ağır yaralanmadı.Luckily nobody was badly hurt when the truck ran into the school building.
O göründüğü kadar ağır mı?Is that as heavy as it looks?
Bavulun göründüğü kadar ağır mı?Is your suitcase as heavy as it looks?
Ağır sis ve yağmur, doğa yürüyüşçülerini aramayı engelledi.Heavy fog and rain hindered the search for the missing bushwalkers.
Ağırdan alabilirsin.You can take it easy.
Ağırdan almak zorundasın.You've got to take it easy.
Tom'un ağırlığı ne kadar?How much does Tom weigh?
Biraz ağır görünüyor.It looks a little heavy.
Tom ağır yaralı.Tom has been seriously wounded.
Tom bizi çok güzel ağırladı.Tom made us feel welcome.
Tom kendi ağırlığını taşıyabilir.Tom can carry his own weight.
Tom, işi ağırdan almayı sever.Tom likes to take his time.
Tom'u ağırlık basıyor olmalı.Tom must be getting sleepy.
Tom ağır taraftadır.Tom is on the heavy side.
Sen benim kadar ağır değilsin.You aren't as heavy as I am.
Tom eskisinden çok daha ağır.Tom is much heavier than he used to be.
Tom benim iki katım kadar ağır.Tom is twice as heavy as I am.
Tom üç aydır ağırbaşlı.Tom has been sober three months.
Tom ağır cezalandırılmalı.Tom must be severely punished.
Tom ağır hasta olabilir.Tom might be seriously ill.
Tom kulağı ağır işitiyor gibi davranıyordu.Tom pretended to be hard of hearing.
Bu kılıç olacağını düşündüğümden daha ağır.This sword is heavier than I thought it would be.
Kaybedileceklerin faturası çok ağır olmayacak mı?Will not the price to be paid for the things to be lost, be too high?
Tom ağır yaralandı mı?Is Tom badly hurt?
Doktor bir süre ağırdan almak zorunda kalacağımı söyledi.The doctor said I'm going to have to take it easy for a while.
Bu günlükler ağır.These logs are heavy.
Leatherback kaplumbağaları yüzlerce kilo ağırlığında olabilirler.Leatherback turtles can weigh hundreds of kilos.
Kaç kilo ağırlığındasın?How many kilograms do you weigh?
Onun ne kadar ağır olduğunu nereden biliyorsun?How do you know how heavy it is?
Tom hayatı boyunca hiç ağır hasta olmadı.Tom has never been seriously ill in his life.
Bu bavul senin için çok ağır.This suitcase is too heavy for you.
Bu kutular ağır.These boxes are heavy.
Ağır hasta mısın?Are you seriously ill?
Ağırlık basıyor. Dün gece daha erken yatmalıydım.I'm getting sleepy. I should've gone to bed earlier last night.
Onlar için tehlike çanları ağır ağır çalmaktadır.The bells of danger toll for them.
Çok ağır olduğu için onu hareket ettiremedim.I failed to move it for it was very heavy.
Misafirleri ağırlamayacaksın.You are not going to welcome the guests.
Ağır bir içki içtikten sonra Tom bir sersemlik içinde uyandı.Tom woke in a stupor after a night of heavy drinking.
Hapishane ağır biçimde korunuyor.The prison is heavily guarded.