Ana içeriğe geç
Sözlük

ağır ağır ile cümle

ağır ağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Hardal tanesi kadar bir ağırlığı bile hesaba katacağız.And if there be the weight of a mustard seed, We will bring it.
Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihadedin.Mobilize, light or heavy, and strive with your possessions and your lives in the cause of God.
(Ona gebe kaldığından itibaren ta doğuruncaya kadar günden güne güçsüzleşmiş, ağırlaşmıştır).His mother carried him through hardship upon hardship, weaning him in two years.
İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dır.But it is difficult, except for the devout.
Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür.Perhaps God will restrain the might of those who disbelieve.
Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin.Mobilize, light or heavy, and strive with your possessions and your lives in the cause of God.
Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz.He is the Knower of the unseen.”
İman etmeyenlerin ise kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur'an), onlara karşı bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk.We have placed coverings over their hearts, lest they understand it, and heaviness in their ears.
Kıyamet çattığı gün, "Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun"denir.And on the Day the Hour takes place: “Admit the clan of Pharaoh to the most intense agony.”
Bunlar ağır ve büyük şeylerdir ama saygılı kimselere göre değil.But it is difficult, except for the devout.
Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.But it is difficult, except for the devout.
İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.You can neither pierce the earth, nor can you match the mountains in height.
Biz onların kalplerine, bunu anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik.We have placed coverings over their hearts, lest they understand it, and heaviness in their ears.
İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Şüphesiz bu, (Allah'a) saygılı olanlardan başkasına ağır gelir.But it is difficult, except for the devout.
Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.Towards the believers, he is compassionate and merciful.
İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur'ân onlara göre bir körlüktür.But as for those who do not believe: there is heaviness in their ears, and it is blindness for them.
Elbette bu, halka ağır gelir; ancak saygılı olanlar hariç.But it is difficult, except for the devout.
O ne dilerse onun için yaparlardı: Mihraplar, heykeller, derin havuzlar ve ağır kazanlar...They made for him whatever he wished: sanctuaries, statues, bowls like pools, and heavy cauldrons.
Harb, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız).If Allah had so willed, He would have Himself exacted retribution from them.
Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
Onları şiddetli-ağır bir azaptan kurtardık.We delivered them from a woeful chastisement.
Biz onları çok ağır bir azaptan kurtardık.We delivered them from a woeful chastisement.
Nihayet, harp, ağırlıklarını yere bırakır. İşte böyle!If Allah had so willed, He would have Himself exacted retribution from them.
ALLAH bir atom ağırlığınca bile haksızlık yapmaz.Indeed Allah wrongs none, not even as much as an atom's weight.
İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır.But to those who do not believe, it serves as a plug in their ears and a covering over their eyes.
Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şey, O'ndan gizli kalmaz.(He is) the Knower of the Unseen.
Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme.Lay not on us such a burden as thou didst lay on those before us!
Kulaklarımızda da bir ağırlık vardır.Act, then.
Bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!Lay not on us such a burden as thou didst lay on those before us!
Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar.[They will be] reclining on beds lined with green silk.
İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır.Say, ‘It is guidance and healing for those who have faith.
Arza, üstünden ağır baskılar (sağlam dağlar) yaptı.He set firm mountains on top (of the earth) and He blessed it.
Sırtlarındaki ağır yükleri indirmededir, bağlandıkları zincirleri kırmada.He will make good things lawful to them and prohibit all that is foul.
Sırtlarından ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri, bağları söküp atar.He will relieve them of their burdens and of the shackles that weigh upon them.
Sen, konuk ağırlayanların en hayırlısısın."You are the Best of harborers'
Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indirir.He will make good things lawful to them and prohibit all that is foul.
Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.Thus, they try to find a middle way
Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu.God has fixed the mountains on earth lest you should be hurled away when it quakes.
Fakat biz o (Kıbtî) kavminin süs eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik.We were forced to carry people's ornaments.
Fakat biz o halkın, Mısırlıların zinet eşyalarından birtakım ağırlıklar yüklenmiştik.We were forced to carry people's ornaments.
Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca bir şey, Rabbin(in bilgisin)den kaçmaz.Nor is hidden from thy Lord (so much as) the weight of an atom on the earth or in heaven.
Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz.Nor is hidden from thy Lord (so much as) the weight of an atom on the earth or in heaven.
Günah yükü ağır olan kimse, onun taşınmasını istese, yakını olsa bile, yükünden birşey taşınmaz.Not the least portion of it can be carried (by the other). Even though he be nearly related.
Yükü ağır gelen, onu taşımaya çağırsa bile, kendisinden hiçbir şey yüklenilmez.Not the least portion of it can be carried (by the other).
Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz.Nor is hidden from thy Lord (so much as) the weight of an atom on the earth or in heaven.
Göklerde ve yerde bulunan bir atom ağırlığı bile Rabbinin kontrolünün dışına çıkamaz.Nor is hidden from thy Lord (so much as) the weight of an atom on the earth or in heaven.
Merkez ağırlıklı ortalamaCenter weighted average
Ağırlıklı PuanScore Weighted
Ağırlıklı Beğeni PuanıRating Weighted
Ağırlıkları sırala:Sort weight:
Ağırlık@ infoWeights
İçindekiler Ögesi Ağırlığı EkleAdd Ingredient Weight
Yeni İçerik AğırlığıNew Ingredient Weight
Kullanılabilir içindekiler ögesi ağırlığı yokNo ingredient weight available
İçindekiler Ögelerinin AğırlıklarıIngredient Weights
Ağırlık AyarlaGravity Setup
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod