Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.Με τα μέσα που τους ταιριάζει για να ανοίξει τάφους Αυτές οι νεκροί των ανδρών.
Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.С документами на них подходят для открытия гробницы Эти мертвых.
Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.С инструменти върху тях, които са годни да отворите тези мъртви мъже гробници.
Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.עם מכשירים עליהם לנכון לפתוח קברים אלו של אנשים מתים.
Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.مع الصكوك عليها مناسبا لفتح قبور هؤلاء الرجال المتوفى.
Onlara araçları Bu ölü erkek mezarları açmak için uygun.キャピュレットO天国 - !O妻、どのように私達の娘の出血しています!
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Anh ấy ước kiếm được tiền và mở một cửa hàng.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Azt kívánta, hogy keressen egy kis pénzt, és nyisson egy boltot.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.El îşi dorea să câştige nişte bani şi să-şi deschidă un magazin.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Il suo desiderio era di fare un po' di soldi e aprire un negozio.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Jego marzeniem było zarobienie pieniędzy i otworzenie sklepu.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Jeho přáním bylo vydělat si peníze a otevřít obchod.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.그의 소원은 돈을 좀 벌어서 가게를 하나 내는 것입니다.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Sein Wunsch war es, etwas Geld zu verdienen und ein Geschäft zu eröffnen.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Son souhait était de se faire un peu d'argent et d'ouvrir une boutique.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Su deseo era tener algo de dinero y abrir una tienda.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti. Yetmis bes yasinda bir ciftci.75歳の農家です 彼女は道路の端でオレンジを売っていました
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Zijn wens was om wat geld te verdienen en een winkel te openen.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Η ευχή του ήταν να βγάλει λεφτά και να ανοίξει κατάστημα.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Его желанием было заработать денег и открыть магазин.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.Неговото желание беше да изкара малко пари и да отвори магазин.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.משאלתו הייתה לעשות קצת כסף ולפתוח חנות.
Onun dilegi biraz para biriktirmek ve bir dukkan acmakti.كانت أمنيته أن يكسب بعض المال و يفتح متجر.
Onusırtında taşımak ister misin? Ya da kapıyı açmak ister misin?Vrei sa o cari in spatele tau? sau vrei sa deschizi usa?
Orada açmak gerekiyor.Bạn có nghĩa vụ để biến đó.
Orada açmak gerekiyor.Se supone que usted da vuelta allí.
Orada açmak gerekiyor.Você é suposto para ligar lá.
Orada açmak gerekiyor.Vous êtes censé vous tourner là.
Orada açmak gerekiyor.אתה אמור לפנות לשם.
Orada açmak gerekiyor.انت من المفترض أن أنتقل إلى هناك.
Orada açmak gerekiyor.ヤング·ジウン!
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımEgy Iránról szóló kiállítást nyitottam meg. És találkoztam ott az oldalon megismert emberekkel.
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımFui a abrir una exposición sobre Irán y me encontré allí con gente de la página que me había dicho:
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştım이란에 관한 전시회를 열려고 갔는데 페이스북 페이지에서 알게 된 사람을 거기서 만났죠.
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımMenin avaamaan näyttelyn Iranista, ja tapasin siellä ihmisiä sivustolta.
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımΠήγα εκεί για να ξεκινήσω μια έκθεση για το Ιράν και εκεί γνώρισα ανθρώπους από τη σελίδα που μου είπαν:
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımהגעתי לשם כדי לפתוח תערוכה על איראן ונפגשתי שם עם אנשים מהדף
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımذهبت إلي هناك لأفتتح معرض عن إيران وتقابلت هناك بأشخاص من الصفحة
Oraya, İran'la ilgili bir sergi açmak için gittim. ve orada sayfadan insanlarla karşılaştımフェイスブック・ページの人たちと出会いました 「ヨーロッパにいるんだね なら行くよ」
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Abrir estas cosas y ver cómo funcionan y por qué funcionan y qué son.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Abrir uma coisa daquelas e mostrar como funciona, porque funciona e o que é.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Aprire una cosa e mostrare come funziona, perché, che cos'é.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...At åbne den her ting, og se hvordan den virker, og hvorfor den virker, og hvad det er.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Avata jokin, ja näyttää miten se toimii ja miksi se toimii ja mikä se on.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...D'ouvrir ces choses et de montrer pourquoi et comment elles fonctionnent.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Einfach etwas aufzumachen und zu zeigen, wie es funktioniert und wieso es funktioniert und was es ist.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Felnyitni valamit, megnézni, hogyan és miért működik, és hogy mi is az.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...물건들을 열어서 어떻게 작동하는지 그리고 왜 작동하며 이 물건이 무엇인지 알려주는 게 말이죠.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Něco takhle otevřít, ukázat, jak a to funguje, proč a co to je.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Om dingen open te maken en te laten zien hoe ze werken en waarom ze werken en wat iets is.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Să deschizi aceste lucruri şi să arăţi cum funcţionează şi de ce funcţionează şi cum este.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Zajrzeć do środka, zobaczyć, jak działa.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Να του ανοίξεις αυτό το πράγμα και να του δείξεις πώς δουλεύει και γιατί και τι είναι.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Да отвориш такъв уред и да покажеш как и защо работи и какво всъщност представлява.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...Разбирать вещи и показывать как они работают, почему работают и из чего состоят.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...לפתוח דבר כזה ולהראות איך זה עובד ולמה זה עובד ומה זה בעצם.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...أن تفتح هذا الشئ ليتضح لك كيف يعمل و لما و ما طبيعته.
O şeylerin içini açmak, nasıl çalıştığını, ne işe yaradığını ve ne olduklarını göstermek...彼はいろんな意味で 究極の分解屋でした
Oturum kilitlenmeyecek, çünkü kilidi açmak mümkün değil:A munkamenet nem lesz zárolva, mert nem lehetne feloldani a zárolást:
Oturum kilitlenmeyecek, çünkü kilidi açmak mümkün değil:De sessie kan niet vergrendeld worden omdat ontgrendelen onmogelijk zou zijn: