Ana içeriğe geç
Sözlük

açma ile cümle

açma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Elektronik kilitli kapıları açmaya yarar.Met sleutels kunnen deuren opengemaakt worden.
O kapıyı açma.Niet openen!
"Biz asla Irak'a savaş açmayız".Verkoop in Israël nooit een land voor altijd.
Bir başka görüşe göre, Nieto kral ve kraliçe için kapıyı açmaktadır.De Nho-Zems roepen wraak te zullen nemen op de perenkoning en koningin.
Kral parlamentoyu kapatır ve 11 yıl boyunca da açmaz.Hij zou de volgende elf jaar zonder parlement regeren.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Er werden grote gietijzeren ramen in de oude (daarvoor vergrote) vensters geplaatst.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Echter betekent dit ook zijn eigen dood.
O kapıyı açma.Nie otwieraj drzwi!
Kendisini banyoya kilitler (o sırada eşi ve misafirleri kapıyı açmaya çalışmaktadır).Podczas przyjęcia zamyka się w łazience (goście i jego żona dobijają się do drzwi) i wyskakuje przez okno.
Bunu yapabilmek için de önce kendilerine verilen özel kartları kullanarak kapyı açmaları gerekiyordu.Można było je otworzyć za pomocą zdobytych wcześniej kluczy.
Evde, parti sırasında Buffy hediyeleri açmaktadır.Podczas uroczystości jubilatka otrzymuje prezenty.
Sigortadan aldıkları para onlara bir restoran açmalarını sağlar.Dziewczyny by zdobyć fundusze dokonują napadu na restaurację.
Önde yeni pencereler uçuşu (iOS bir uygulama açmak gibi).Nad oknem wyrzutowym zamocowano odbijacz łusek (były odbijane do przodu).
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Jednakże w mózgu prawie nie ma regionów, które po uszkodzeniu nie prowadzą do utraty zdolności.
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Zarażenie często wygasa nie pozostawiając trwałej odporności.
Mükellefin tebliğ tarihinden başlayarak 30 gün içinde dava açma hakkı vardır.Sąd powinien rozpoznać sprawę w terminie 30 dni.
Adet üzere gelin bahşiş almadan elini açmaz.Czy moja koleżanka nie chce bym otworzył okno dla zasady?
Uluslararası hukukta bir devletin, diğer devletlerde konsolosluk açma mecburiyeti yoktur.Żadne państwo na świecie nie ustanawia na swoim terytorium własnego konsulatu.
Kaptan kapıyı açmaz.Kobieta otwiera drzwi.
Kişi, başkasına dava açmak için bir avukattan yardım alabilir.Sąd może ustanowić dla osoby, której postępowanie dotyczy, adwokata z urzędu.
Bu hastalığın ölüme yol açması çok nadirdir.Choroba rzadko prowadzi do zgonu.
Rusya'nın başkent Tshinvali'de elçilik açma konusunda planları vardır.Rosja zamknęła ambasadę w Tbilisi.
Genelkurmay, Easterhazy hakkında dava açmak zorunda kaldı.Sąd rejonowy w Kielcach wydał wyrok w sprawie afery starachowickiej.
Ancak iptal davası açmak mümkündür.Wszczęcia postępowania może domagać się tylko państwo postępowania.
Sırrını kimseye açma.Nie ujarzmiaj nikogo.
ARJ Parametreleri X : Dosya açmayı sağlar.Elementy xsl:param pozwalają na ich parametryzowanie.
Başlangıçta kendimi çok açmam.Na początku nie było łatwo.
Herz dava açmak istedi ancak kaynak bulamadı.Żołnierz zaczął jej szukać, jednak nie mógł znaleźć żadnego źródła.
Bu seçim işlem sonucunda herhangi bir değişikliğe yol açmayacaktır.Kierownik jest jednak przeciwny jakimkolwiek zmianom...
Bu da yıldızın nispeten sönük görünmesine yol açmaktadır.Nie jest wykluczone, że jest to gwiazda rozbłyskowa.
Üç el ateş edilir.Michael, silahını banka çalışanına doğrultur ve kasayı açmasını söyler.Lola wpada w furię, wyszarpuje strażnikowi pistolet i napada na kasę banku.
D açmasında saptanan bu yapıya kazı başkanınca "D" yapısı adı verilmiştir.Znajdujemy jedynego sąsiada tego wierzchołka, nazwijmy go w.
Işığı açmak ister misin?Chcesz zapalić światło?
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Sjukdomen orsakar ca 12 500 dödsfall varje år (2006).
Çantayı açmaya karar verirler.För andra betydelser, se Cerro La Maleta.
Üç Amerikan bankası iki milyar dolar kredi açmayı kabul etti.Nationella libyska rådet hoppas på miljardlån.
Ağzındaki banta AÇMA yazar.Vem talar genom min mun?
Enfeksiyonlar genellikle tamamen ortadan kaybolur ve kalıcı bir karaciğer hastalığına yol açmaz.Infektionen löses vanligen helt och utan fortgående leversjukdom.
"Açmak" fiilinde de aynı durum söz konusudur.Det är på liknande sätt med ordet brorsbarn.
Wessel kapıyı açar açmaz suratının ortasından vurulur.När Wessel öppnade sin dörr, sköt Höhler honom i huvudet.
Diğer bir açmada ise hem yetişkinlerin, hem de çocukların gömüldüğü bir mezarlık alanı bulunmuştur.Sammanfattning: platsen har varit en begravningsplats för kvinnor och barn.
Soyguncuların planı kasadaki sorumlu memur kasayı açmayı reddedince bozuldu.Le Matin krävde att kassaskåpet skulle öppnas.
Bu durum genç nüfusun dışarıya gitmesine yol açmaktadır.Denna erfarenhet resulterar till att ungdomen/individen tagit sig ut på arbetsmarknaden.
Savaş zamanında, ordunun önünde giderek yol açmak ve köprü yapmakla görevli askerlerdir.Jag går till det land där ovan Soldater, modigt framåt gå
DVD-RW'nin aksine yer açmak için silinmesine gerek kalmadan tekrar yazılabilir.DVD-R-skivor måste avslutas innan den kan spelas upp.
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Eftersom Nader vill bo kvar i Iran ansöker Simin om skilsmässa.
Mayıs ayında çiçek açmaya başlar.Blomningen börjar redan i maj.
Bitkinin bol çiçek açması için düzenli sulanması gereklidir.Den kräver stora krukor för att blomma.
İlk önce kapıyı açmaları lazım.I väntan på att dörrarna öppnas.
Harici tuş takımı ancak kilit açma kodu ayarlanırsa otomatik olarak kilitlenebilir.Omställning av koden kan endast göras när låset är öppet.
Benzer olarak parmakların açık olması, bacaklarını açması gerektiğini söyleyebilir.Det sas också att han kan röra armarna, men att benen inte kan röras över huvud taget.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.På så vis försvåras fusk och spekulation.
Bu olay sonucu Paco narkotik polis olmaya karar verir ve uyuşturucu tacirlerine savaş açmaya başlar.Paco blir marinkårssoldat och senare narkotikapolis, medan Cruz börjar knarka för att lindra sin ryggsmärta.
Benim gittiğim yerler seni pek açmaz.Ställena jag går till faller dig inte i smaken.
Bu şöyle bir çelişkiye yol açmaktadır; R=R0 ve R<R0.Це призоводить до суперечності: R=R0 та R<R0.
Paket, oyuncuların kendi H&M mağazalarını açmalarını da sağlar.Гравці тепер можуть створювати в грі свої власні магазини марки H&M.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Через грозу помирає близько 60 людей на рік.
Çantayı açmaya karar verirler.Ключі відкривають двері.
Adının doğru olduğu Başlangıç ekranı, bir kullanıcının oturum açma üzerine gördüğü ilk ekrandır.Виправдовуючи свою назву, екран «Пуск» є першим екраном, який користувач бачить після входу.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod