açlık ile cümle

açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şehir içinde açlık ve sefalet hüküm sürmekteydi.Había escasez de alimentos y malestar en el pueblo.
Yolda birçoğu açlıktan, soğuktan ve hastalıktan ölür.Muchos más mueren por enfermedades de radiación, hambre y frío.
Ülkede açlık baş gösterdi.El hambre en España.
"Yeteri kadar yiyecek olmayınca insanlar açlıktan ölür.«MORIR DE HAMBRE SIN DEJAR DE COMER.
Afrika'daki açlık, Afrika genelinde egemen olan açlık sorunu.USA for Africa, organización que lucha contra el hambre en África.
Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm oldu.Algunos murieron de hambre y enfermedades durante su detención.
Farklı yiyecekler açlık barını farklı oranlarda doldurur.Diferentes animales ponen huevos coloreados de distintas maneras.
Sonra açlıkla ve veba salgınıyla yüzleştiler.A las calamidades propias se sumaban el hambre y la peste.
Açlık süresi ilk 24 saat, 24-72 saat ve sonrası olarak dönemlere ayırılabilir.Dichas suspensiones pueden durar 24 horas, 72 horas o para siempre, según el caso.
Şehir içinde açlık artmaya başladı.En la ciudad comenzaron a surgir necesidades.
Bir köylü daha açlıktan ölmüştür.Más de 40 pacientes murieron de hambre.
Açlıklara uğradı.Tiene hambre.
Oyuncunun iyi beslenmiş olması gerekir yoksa açlık sorunundan dolayı ölünebilir.Fue una decisión difícil, ya que a lo mejor, un artista podría morir por hambre.
Binlerce insan açlıktan öldü.Migliaia di persone morirono di fame.
Onlar açlıktan ölüyorlar.Stanno morendo di fame.
1740-1741 yılları arasında İrlanda'da büyük bir açlık ve kıtlık dönemi yaşandı.1740-1741 La grande carestia in Irlanda.
Ancak bu ordunun büyük bir bölümü açlık ve hastalıktan öldüğü, Asya'ya dönmeyi başaramadığı da bilinmektedir.Tuttavia, gran parte dell'esercito morì di fame o di malattia, senza fare quindi ritorno in Asia.
20. yüzyılın başlarında İngiliz hapishanelerindeki süfrajetler sık sık açlık grevi yapıyorlardı.All'inizio del XX secolo le suffragette portarono spesso avanti scioperi della fame nelle prigioni inglesi.
Bunun sonucunda oluşan açlıkla da İzlanda nüfusunun çeyreği öldü.La carestia che seguì uccise un quarto della popolazione islandese.
Her bir düşmanı bizden esirgesin, Açlık,hastalık,kıskançlık.Allontana ogni nemico, La fame, la malattia, l'invidia.
Ganji açlık grevindeyken dünyanın özgür insanlarına iki mektup yazdı.Mentre era in sciopero della fame, Ganji ha scritto due lettere alle persone libere di tutto il mondo.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.In Finlandia tale carestia è conosciuta come "gli anni della grande fame", o suuret nälkävuodet.
Ülke 1970'lerin başlarında kuraklık ve açlıkla karşı karşıya kaldı.L'Etiopia aveva già sofferto per siccità e carestie all'inizio degli anni Settanta.
Bu durumu protesto etmek için 3 günlük bir açlık grevi yaptı.Tre settimane dopo ha iniziato uno sciopero della fame per protestare contro le condizioni del carcere.
Güneş geç doğduğu için çocuk açlıktan ölür.Una sera, il bambino è affamato.
Sadece açlıklarını giderebilmek için, insanlara saldırır.Le tue urla faranno aumentare solo la loro fame...
Uzun süreli açlık.La Grande Carestia.
"Açlıktan kaçtı".Rende tutti morti di fame».
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.In molti morirono assiderati o per fame.
1920'de Cork belediye başkanı Terence MacSwiney, Brixton Cezaevinde açlık grevindeyken öldü.Il suo successore, Terence MacSwiney, morì in uno sciopero della fame nel carcere di Brixton, a Londra.
Açlıklara uğradı.Ci fu fame.
Ama açlıktan bitkin düşmüş olan Nartlar daha ileriye gidemezler.Gli assediati, pur ridotti alla fame, non cedettero comunque.
Oyuncunun iyi beslenmiş olması gerekir yoksa açlık sorunundan dolayı ölünebilir.Il giocatore deve semplicemente dargli da mangiare quando ha fame.
Açlık grevi ^ Fuat, Memet.Una demonica umiltà, coll.
Açlık kol gezer.Emergenza fame.
10 mahkûmun açlıktan yaşamını yitirmesiyle greve son verildi.Durante lo sciopero sono morti 10 detenuti.
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Ne seguì un periodo di grande carestia e miseria.
Bazıları açlıktan ölmüş bazıları da öldürülmüş (Sayfa 170-171) ...Gli altri furono uccisi ed esiliati tra il 1170 e il 1174.
Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm oldu.A bordo molti prigionieri muoiono per la fame e le malattie durante il trasporto.
Özellikle Etiyopa'da büyük bir açlık mevcut.In Cina si verifica una grande carestia.
Tutuklanmalarından sonra bunu, bir grubun açlık grevi takip etti.Lui, allora, comincia uno sciopero della fame.
Katniss Everdeen, Suzanne Collins'in Açlık Oyunları serisinin baş kahramanıdır.Katniss Everdeen è la protagonista della trilogia Hunger Games scritta da Suzanne Collins.
Açlıktan ağlıyordu.Он плакал от голода.
Şu anda dünyada 1 milyar insan açlık çekerken, obezite ve diyabetten muzdarip olanların sayısı 2 milyar.1 миллиард людей в данный момент страдает от голода, тогда как 2 миллиарда страдают ожирением либо диабетом.
Açlıktan midem sırtıma yapıştı!У меня от голода желудок к спине прилип!
Milyonlarca insan açlıktan ölüyor.Миллионы людей умирают от голода.
Bu döneme Açlık dönemi (Ing: Starving Time) denildi.Значит, не быть им в этот день голодными.
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.Многие замёрзли или погибли от голода.
Ülkede açlık baş gösterdi.В стране царил голод.
Bir köylü daha açlıktan ölmüştür.Многие крестьяне жили впроголодь.
En iyi bilinen rolleri Açlık Oyunları (film) filminde canladırdığı Primrose Everdeen'dir.Наиболее известная роль Примроуз Эвердин в фильме «Голодные игры».
Savaş sonrası dönemde yoğun açlık ve kıtlık yaşanmıştır.Массовая демобилизация по окончанию этой войны вызвала безработицу и голод.
Güneş geç doğduğu için çocuk açlıktan ölür.Брошенный ребёнок тем временем умирает от жажды.
Bunun sonunda halk yedi yıl boyunca açlık çekmiştir.Великий голод в Египте продолжался в течение семи лет.
Serinin ilk kitabı olan Açlık Oyunları, 14 Eylül 2008'de basıldı.Первый роман трилогии «Голодные игры» был издан 14 сентября 2008 года в США.
Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu işsiz olup, yarısından fazla açlık sınırının altında yaşamaktadır.Четверть населения страны составляли безработные, около половины граждан жили за чертой бедности.
Uluslararası ilişkiler alanında insanların açlık veya kıtlık durumunda bulunmamasını belirtir.Помимо всего прочего — гарант того, что жители дома не умрут от голода.
Sonra açlıkla ve veba salgınıyla yüzleştiler.Народ погибал от голода и чумы.
Fakat kuraklık, kıtlık ve açlık sorunları çözülemedi.Голод, бедность и несчастья тут же исчезли.
Bölgeye giden tek yolu kapatan Glaber ayaklanmacıları kuşatarak açlıktan öldüreceğini düşünür.Таким образом, Глабр собирался подождать, пока голод не заставит мятежников сдаться.

İlgili Sayfalar