açlık ile cümle

açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Başka bir deyişle, beslenmeyle kanseri açlıktan öldürebilir miyiz?In other words, can we eat to starve cancer?
Açlık ya da yorgunluk dahi hissetmez.He can't feel even that he's hungry or tired.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.And it's very difficult to be happy on a planet that's racked with famine and drought.
Savaş, fakirlik ve açlıktan arınmış bir dünya yaratamıyoruz.We cannot build the world free of war, poverty and hunger.
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.So people: people starving. There was a generalized famine at the time.
Bilinçdışı zihnin açlık duyduğu budur.That is what the unconscious mind hungers for.
Açlık ve susuzluk gibi, yok edilemezdir."Like hunger and thirst, it's almost impossible to stamp out."
Sırf Google Kitap Arama motorunu benden almasınlar diye açlık grevine girerdim..I would go on a hunger strike before I let them take away Google Book Search from me.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.I spent 20 years in interviews with African farmers who were on the verge of famine.
Başarısızlık problemi, cesaretsizlik problemi... ...umutsuzlukta, açlıkta.Just in case I wasn't, I wouldn't say it. [laughter] To all today's graduates:
Yamyamlar tarafında yenmek, fırtınalar tarafından hırpalanmak, karaya ulaşamadan açlıktan ölmek.To be eaten by cannibals, to be battered by storms, to starve to death before reaching land.
Eğer arılar olmasaydı, açlıktan ölecek değiliz, ama beslenmemiz kesinlikle zayıflayacaktı.So if we did not have bees, it's not like we would starve, but clearly our diet would be diminished.
6.9 MİLYON ÜZERİNDE ÇOCUKLAR AÇLIK İLE İLGİLİ HASTALIKLARDAN ÖLMEKTEDİR.OVER 6.9 MlLLlON CHlLDREN DlE FROM HUNGER-RELATED DlSEASES.
Dunyada alti kisiden biri aclik cekiyor.One human of six have not enough to eat in the world.
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek."like, "This useless predator's going to starve in my ocean."
Sanırım bana açlıktan öleceğimi anlatmaya çalışıyordu.She would, I think, let me know that I was going to starve.
Açlık, cinsellik, güç, ve bunları gerçekleştirme dürtüsü.You have hunger; you have sex; you have power; and you have the urge for acquisitiveness.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Soon after, when I was walking past a train station,
Açlıktan ölüyorum.I'm starved.
Benim dünyamda, çok fazla insan açlık sınırının altında yaşıyor.In my part of the world, too many people live below the poverty line.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.We have this fiscal crisis, we have a famine.
Açlık anlamında demedim.I didn't mean... Foo... food is enough.
Bir değil, asmak, dilenmek, açlıktan, 'sokaklarda ben ölmek için ruhumu, ben serseri seni kabul,An you be not, hang, beg, starve, die i' the streets, For, by my soul, I'll ne'er acknowledge thee,
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.This is not a negotiable thing, hunger.
Doğrusu, şimdi bildiğimiz, her 10 saniyede bir çocuğu açlıktan dolayı kaybettiğimiz.In fact, what we know now is that every 10 seconds we lose a child to hunger.
İnsanlar kurak sezonlarda açlık çekerken yemek yardımı gidiyor.Food aid coming in every year when people are starving during the lean seasons.
Açlık çok fazla.There is a great deal of poverty.
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,Most African stories these days, they talk about famine,
Herkes açlıktan ölüyor bu aradaEveryone's starving, by the way.
5 ay içinde bütün Malavililer açlıktan ölmeye başladılar.Within five months all Malawians began to starve to death.
Açlık yüzünden, okulu bırakmam gerekecekti.Because of the hunger, I was forced to drop out of school.
Amerikada kesinlikle açlık var, 49 milyon insan ve yaklaşık 16,7 milyon çocuk.There's definitely hunger in America: 49 million people and almost 16.7 million children.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.But farmers in the rest of the world are actually quite skinny, and that's because they're starving.
Kendini bu şekilde açlıktan öldüremezsin.You won't be able to starve yourself to death that way.
Senin gibi bir kız bir keresinde açlıktan ölmeyi denedi.A girl like you once tried to starve herself to death.
Kendini açlıktan öldürmek mi istiyorsun?Do you want to starve yourself to death?
Açlık grevine katıl.Go on a hunger strike.
Bana neden açlık grevinde olduğunuzu anlatır mısınız?Can you tell me why you are on a hunger strike?
Açlıktan ölmemek! Açlıktan ölmemek.To not die of starvation!To not die of starvation.
Eğer iki tip sinyale bakacak olursanız -- mesela açlık sinyali.So if we take two types of signals -- a hunger signal for example.
Eğer açlık sinyalini görmezden gelirseniz anoreksi denen hastalığa tutulursunuz.So if you override the hunger signal, you can have a disorder, which is called anorexia.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.And hunger, and cold, exhausting work and poverty are what's also inside those splinters.
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...I no longer feel hunger, thirst or need to sleep from the sorrow.
Açlık çekmiyorlardı.They were not starving.
Ölen dostlarımın zihnimdeki sesleri... yanıbaşımda ölen arakadaşım Lual gibi... çoğu açlıktan öldü.Voices in my brain, of friends that was slain. Friends like Lual who died by my side, of starvation.
Ben, açlıktan, nefes nefese soğuk ve korkuyu hissettim.I would breathe, hunger, felt cold, and fear.
800 milyon insan açlıkla yüz yüze.There are 800 million people starving.
Açlıktan toplu ölüm haberleri yayılmaya başlamıştı.?The specter of mass starvation loomed.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.And we do not want to relegate the urban poor to starvation.
"Açlık Oyunları" nın kahramanın macera şablonuna ne kadar da iyi uyduğuna bakalım.But let's see how well "The Hunger Games" fits the hero's journey template.
Açlık utandırıcıdır.Hunger is humiliation.
Açlık umutsuzluktur.Hunger is hopelessness.
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.I felt so suffocated that I had so much food in America, yet my father died of starvation.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau said, "Behold, I am about to die. What good is the birthright to me?"
Açlıktan çocuklarınızın etini yiyeceksiniz.You will eat the flesh of your sons, and you will eat the flesh of your daughters.
Yoksulluktan, açlıktan bitkindiler, Akşam çölde, ıssız çorak yerlerde kök kemiriyorlardı.They are gaunt from lack and famine. They gnaw the dry ground, in the gloom of waste and desolation.
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?Who provides for the raven his prey, when his young ones cry to God, and wander for lack of food?
Yanınıza azık alın (da açlıktan korunun), azığın en iyisi korunmadır.Provide for the journey, and the best of provisions is piety.
Yahut açlık gününde doyurmaktır:Or to feed in times of famine
O ki onları yedirip açlıktan kurtardı ve onları korkudan güvene kavuşturdu.Who provided them against destitution and gave them security against fear.

İlgili Sayfalar