açlık ile cümle

açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Itulah pertama kalinya saya mendengar bahwa penduduk negara saya menderita.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.우리나라(북한)에 살고 있는 사람들이 고통받고 있다는 사실을 처음으로 알게 된 순간이었습니다.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Poprvé v životě jsem slyšela o tom, že lidé v mé zemi trpí.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po prvýkrát v živote som počula, že ľudia v mojej krajine trpia.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po raz pierwszy usłyszałam, że ludzie w moim kraju cierpieli.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Prvič sem slišala, da moji sodržavljani trpijo.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Vì đó là lần đầu tiên tôi biết rằng đồng bào của tôi đang phải chịu đựng như vậy.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ήταν η πρώτη φορά που άκουσα ότι άνθρωποι στη χώρα μου υποφέρουν.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Впервые я узнала, что в моей стране люди страдают.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Саме в той день я вперше дізналася, що люди у моїй країні страждають.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Тогава за първи път чух, че хората в страната ми страдат.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.כך נודע לי בפעם הראשונה שאנשים בארצי סובלים.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.كانت هذه أول مرة أسمع فيها بأن الناس يعانون في دولتي
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.飢餓に苦しむ人が私の国にいるなんて その後すぐ ある駅を通りました
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.A je velmi těžké být šťastná na planetě, která je soužená hladem a žízní.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.A to bardzo trudne być szczęśliwą na planecie nawiedzanej przez głód i susze.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Dan sangat sulit untuk menjadi gembira di planet yang telah dihancurkan oleh kelaparan dan kekeringan.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Ed è molto difficile essere felici su un pianeta che è devastato dalla carestia e dalla siccità.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.És nagyon nehéz boldognak lenni egy bolygón, amelyet éhínség és aszály gyötör.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Het is erg moeilijk om gelukkig te zijn op een planeet die geteisterd wordt door honger en droogte.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.굶주림과 가뭄으로 황폐해진 세상에서는 행복하기가 힘들죠
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Mais c'est pas évident d'être heureux sur une planète ravagée par la famine et la sécheresse.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Și este foarte dificil să fii fericit pe o planetă care este devastată de foamete și secetă.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Und es ist sehr schwer, glücklich zu sein auf einem Planeten, der von Hunger und Dürre zerstört ist.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Và thật là khó để sống hạnh phúc trên một hành tinh bị giày vò bởi đói kém và hạn hán.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Y es muy difícil ser feliz en un planeta devastado por el hambre y la sequía.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Είναι πολύ δύσκολο να είσαι ευτυχισμένος σε έναν πλανήτη που μαστίζεται από τους λοιμούς και τη λειψυδρία.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Много е трудно да бъдеш щастлив в свят изпълнен с глад и суша.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.Но очень сложно быть счастливой на планете, страдающей от голода и засухи.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.וזה מאד קשה להיות מאושרת על כדור שסובל ממחסור ורעב.
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.و من الصعب أن أكون سعيدة فى كوكب محطم بالمجاعة و الجفاف
Ve enkaza dönmüş bir gezegende açlık ve kıtlık içinde mutlu olmak çok zor.無茶苦茶になった地球上で 幸せでいるのはとても難しいです 土壌と海と大気が
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm. Bu benim hayatımı değiştirdi.Mensen die stierven van de honger veranderden mijn leven.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.처음으로 기아와 죽음, 그리고 굶주림에 허덕여 죽어가는 이들을 보았습니다.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.lidi umírající hlady. Poprvé v životě.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.Pierwszy raz zobaczyłem tam śmierć, ludzi umierających z braku pożywienia.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.Я уперше в житті побачив виснаження, смерть, і людей, які вмирали з голоду.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.וראיתי אנשים מתים, גוועים ברעב כי אין מזון, בפעם הראשונה.
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.ورأيت الجوع والموت لأول مرة في حياتي أرى الناس تموت من الجوع
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.初めて目の当たりにしました それが私の人生を変えたのです
Ve hayatımda ilk defa açlığı, ölümü, açlıktan ölen insanları gördüm.我第一見到飢荒同死亡
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.E não queremos relegar os pobres urbanos à fome.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.En we willen de armen in de stad niet laten verhongeren.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.És nem akarjuk éhínségre juttatni a városi szegényeket.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.Et nous ne voulons pas reléguer les citadins pauvres à la famine.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.그리고 도시 빈곤층이 굶주림을 겪도록 내버려두는 것도 원하지 않습니다.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.Si nu vrem sa retrogradam zonele urbane la infometare.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.Und wir wollen die Armen in den Städten nicht dem Hungern ausliefern.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.Và chúng ta không muốn mang sự chết đói đến vùng đô thị nghèo.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.Y no queremos relegar a la urbe pobre a la inanición.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.И, конечно, не хотим заставить голодать городских нищих и бедняков.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.И не искаме да заточаваме градските бедни в глад.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.ואנחנו לא רוצים לגזור רעב על העניים בעיר.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.ونحن لا نريد أن نترك فقراء الحَضَر يواجهون شبح المجاعة.
Ve, kent yoksullarının açlık ... ... çekmelerini istemiyoruz.飢えさせたくもありません ですから、他の解決策を探さなければなりません
Ve söylediğim gibi, dışarıda değişimi için açlık var.A ako som už vravela, tam vonku je hlad po zmene.
Ve söylediğim gibi, dışarıda değişimi için açlık var.A tak jak mówię, istnieje już głód zmian.
Ve söylediğim gibi, dışarıda değişimi için açlık var.Come ho detto, c'è una grande fame di cambiamento la fuori.
Ve söylediğim gibi, dışarıda değişimi için açlık var.Como decía, hay hambre de cambio ahí fuera.
Ve söylediğim gibi, dışarıda değişimi için açlık var.Como já disse, há no mundo uma sede de mudança.

İlgili Sayfalar