açlık ile cümle
açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?Któż gotuje krukowi pokarm jego, gdy dzieci jego do Boga wołają a tułają się, nie mając pokarmu?
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?¿Quién prepara al cuervo su comida cuando sus polluelos claman a Dios y andan errantes por falta de alimento
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?Кой приготвя за враната храната й, Когато пилетата й от нямане храна Се скитат и викат към Бога?
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?Кто приготовляет ворону корм его, когда птенцы его кричат к Богу,бродя без пищи?
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?מי יכין לערב צידו כי ילדו אל אל ישועו יתעו לבלי אכל׃
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?من يهيئ للغراب صيده اذ تنعب فراخه الى الله وتتردد لعدم القوت
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?烏 鴉 之 雛 、 因 無 食 物 飛 來 飛 去 、 哀 告 神 . 那 時 、 誰 為 他 豫 備 食 物 呢
Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor, Yavruları Tanrı'ya feryat edip Açlıktan kıvrandığı zaman?烏鴉 之 雛 、 因無 食物 飛來飛 去 、 哀告 神 . 那時 、 誰為 他 豫 備 食物 呢
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.300.000 civile dør af sult.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Apreende ajuda aIimentar internacionaI nos portos.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.El blochează transporturile internaţionale de alimente la porţile oraşului.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zabavuje humanitární dodávky jídla v přístavech.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zasegel je mednarodno pomoč v svojih pristaniščih.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zhabáva medzinárodné dodávky jedla v prístavoch.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Той контролираше пратките с хуманитарните помощи.
Louis finansal danışmanını kovmuş, insanlar da açlıktan ölüyorlar.Ludovic al XVI-lea și-a dat afară consilierul, oamenii flămânzesc.
Louis finansal danışmanını kovmuş, insanlar da açlıktan ölüyorlar.Ludwik XVI zwolnił swego doradcę, panuje głod.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Abbiamo questa crisi fiscale, abbiamo una carestia.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.E o criză fiscală, e foamete.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Havia essa crise fiscal, havia fome.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.국가 재정 위기가 있었지요 기근도 왔습니다
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Máme finanční krizi, máme hladomor.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Máme tu finančnú krízu aj hladomor.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Mamy ten kryzys finansowy, mamy głód.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.We hebben de fiscale crisis, we hebben hongersnood,
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.Wir haben diese Finanzkrise, wir haben Hungersnot.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.У нас була фіскальна криза, у нас був голод.
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.لدينا هذه الازمه الماليه لدينا مجاعه
Mali krizdeyiz ve açlık sorunumuz var.そして、1789年の10月、まだ1789年なんだ。
Neden açlıkta ölenler için bol miktarda vitaminli ekmek üretmiyoruz?Perchè non produciamo pane con le vitamine per chi muore di fame, in abbondanza per loro?
Neden açlıkta ölenler için bol miktarda vitaminli ekmek üretmiyoruz?Pourquoi ne pas produire du pain vitaminé pour ceux qui meurent de faim, en abondance ?
Neden açlıkta ölenler için bol miktarda vitaminli ekmek üretmiyoruz?Warum sollte man also nicht massenhaft Brot mit Vitaminen, für Menschen die an Hunger sterben, herstellen?
Neden açlıkta ölenler için bol miktarda vitaminli ekmek üretmiyoruz?Защо да не произвеждаме хляб, който съдържа витамини за тези, които умират от глад, изобилие от тях?
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...De peine, je n'ai plus faim, plus soif, plus sommeil
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...Ik voel geen honger meer, geen dorst of geen slaap van de smart
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...La tristeza me ha quitado las ganas de comer, de beber y de dormir
Ne uyku kalacak ne de açlık ve susuzluk hissedeceğim kederimden...لا يجيني الجوع أو العطاش و النعس من الهمّ
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Acontece que o Nick aparece no hospital pediátrico com a barriga dilatada, como uma vítima da fome.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.A stalo sa, že Nick prišiel do detskej nemocnice s nafúknutým bruškom ako obeť hladomoru.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Az a helyzet, hogy Nick bement a gyerekkórházba olyan felpuffadt hassal, mint az éhezéstől szenvedők.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.닉이 어린이 병원에 왔을때 굶주린 아이처럼 배가 불룩했습니다.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Nick datang ke rumah sakit anak-anak dengan perut buncit seperti busung lapar.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Nick s-a prezentat la spitalul de copii cu o burtică dilatată, ca a celor afectaţi de foamete.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Och det visar sig att Nick kommer till barnsjukhuset med uppsvullen mage som ett svältoffer.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Stalo se, že jednoho dne se Nick ukázal v dětské nemocnici s nafouklým bříškem, jako mají oběti hladovění.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Tak się składa, że Nick ląduje w szpitalu dla dzieci, z brzuszkiem rozdętym jak u ofiary głodu.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Un jour, Nick est arrivé à l'hôpital pour enfants avec un ventre comme distendu par la famine.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Và cuối cùng Nick xuất hiện ở một bệnh viện nhi với chiếc bụng phình ra như một nạn nhân của nạn đói.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Y resulta que Nick llega al hospital de niños con el estómago hinchado como si fuera un niño desnutrido.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Ο Νικ λοιπόν εμφανίζεται στο νοσοκομείο παίδων με πρησμένη κοιλιά σαν θύμα λιμού.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Един ден Ник се появява в педиатрията с издут корем, като на жертва на глад.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.І ось Нік потрапляє в дитячу лікарню зі здуттям живота, як у голодуючого.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.Оказывается, Ник попадает в детский госпиталь со вздутым животом, как у голодающего.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.ומתברר שניק מגיע לביה"ח לילדים עם בטן נפוחה כמו של קורבן רעב.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.وقد اتضح أن نيك ظهر في مستشفى الأطفال ببطن منتفخ كضحية مجاعة.
Nick, açlık kurbanlarında görülen karın şişkinliği sebebiyle çocuk hastanesine geliyor.小児科にきていました 物を食べていないのではなく
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.Cítil jsem se přidušen tím, že já mám v Americe tolik jídla a můj otec zemřel hlady.
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.Cítil som sa tak pridusene, že som mal toľko jedla v Amerike a môj otec pritom umrel od hladu.
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.Dusiłem się w Ameryce, mając tyle jedzenia, podczas gdy ojciec zmarł z głodu.
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.Eram copleşit de faptul că eu aveam atâta mâncare în America, iar tatăl meu murise de foame.